Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > > Balıkta lezzetin limanı MODY DICK
Balıkta lezzetin limanı MODY DICK
Balıkta lezzetin demirlendiği MOBY DICK restoran 30 yıldır “1982’den Yarınlara” sloganıyla müşterileriyle buluşuyor. ...
22-05-2012 10:51
0 Yorum
1160 Okunma
Haberi Yazdır

Balıkta lezzetin demirlendiği MOBY DICK restoran 30 yıldır “1982’den Yarınlara” sloganıyla müşterileriyle buluşuyor. “Yaşam’da Gündem” programımızın bu haftaki konuğu Bandırma’da ilk gıda denetimli işletmesi olan MOBY DICK restoranın güler yüzlü işletmecisi Hamit Levent Gürer. İşletmesinde maddiyattan önce lezzet ve sağlığı ön planda tutan Hamit Levent Gürer, yıllardır başarıyla yürüttüğü Bandırma Lokantacılar Odası Başkanlığı görevinin yanı sıra Türkiye Lokantacılar Federasyonu yönetim kuruluna da girerek hem Balıkesir hem de Bandırma’yı ulusal anlamda temsil ediyor. Hamit Levent Gürer ile hem sektörel hem de gündem değerlendirmesi yaptık.

MOBY DICK Balık Restoranındayız bugün. Kaç yılında kuruldu işletmeniz? Kuruluş hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?

HAMİT LEVENT GÜRER – MOBY DICK 1 Mart 1982 senesinde dünyaya geldi diyelim. 30 yıllık bir müessese. Dile kolay 30 yıldır yaşanan her türlü ekonomik krizlere, her türlü çalkantılara rağmen dükkânımızı kapatmadık. Hiçbir zaman bayrağımızı yere indirmeden 1982 yılından bugüne geldik. Restoran olarak “1982’den Yarınlara” sloganıyla birlikte mesleğimizde yenilikçi, hizmette kalite anlayışını benimsedik.

MOBY DICK ismi çok ilginç bir isim. Herman Marvin’in çok ünlü bir romanında hayat bulan “Beyaz Balina”. Daha sonra bu sinemaya da çevrildi ve birçok ödüller alındı. Restoranınıza isim verirken buradan bir esinlenme var mı? İsim hikâyesi nasıl gelişti?

HAMİT LEVENT GÜRER – Restoranımız 1982 yılında kurulduğu zaman günümüzdeki gibi çağdaş, hızlı, medya gibi iletişim araçları yoktu. Biz de o zamanlar Türkiye’de belli bir kitle içersinde siyah beyaz televizyonda Beyaz Balina’nın MOBY DICK filmini seyretmiştik. Ama ismin esas kaynağı farklı. İşletmemiz o dönemler babama aitti. O dönemler restoranlarda dekorasyon anlayışı yoktu. Mustafa Gürpınar isminde dekoratörlük yapan bir ağabeyimiz vardı. İşletmemize tadilat yaparken ne isim koyalım düşüncesi ortaya çıktı. Mustafa ağabeyimiz MOBY DICK ismini önerdi. Askeri yönetim dönemleri hiçbir iş yerinde yabancı isim yok. İsme onay verilip verilmeyeceğini bilmiyoruz. Mustafa ağabeyimiz Avrupa’ya gittiğinde sahil kentlerindeki balık restoranlarının isminin genelde MOBY DICK olduğunu gözlemlemiş. Bu efsane esas oradan başlamıştır. O hikaye de anlatılan Beyaz Balina olayı oradan geçer. O filmi seyrettiyseniz o şahıs balığı yakaladıktan sonra en son gittiği balıkçı kasabasında onun tadını çıkartır. Oradan esinlendik diyebilirim. Ayrıca Bandırmamızın deniz ve liman kenti olmasından dolayı bu ismin konulmasını o zaman için uygun görmüştük. MOBY DICK isminin Türkiye’deki patent ve tescil hakkı bizde. Türkiye’nin bazı yerlerinde de duydum ama asıl MOBY DICK biziz diğerleri kaçak yollardan ismimizi kullanıyorlar.

Restoranınızın isminin patentini mi aldınız?

HAMİT LEVENT GÜRER - Tescilli patentini aldık. Bu sektörde bizim iznimiz olmadan kimse kullanamaz. Biz işimizi tam yaparız. 30 yıl dile kolay. Biz buraya geldiysek her şeyi kanunlara uymamız ve dürüstlüğümüz sayesinde.

MOBY DICK müşterilerine ne gibi tatlar sunuyor? Müşterileriniz buraya geldiğinde hangi lezzetleri bulacak?

HAMİT LEVENT GÜRER - Lokanta veya içkili lokanta dediğimiz sektörlerde hep sabit, aynı tür mezeler veya yiyecekler sunar. Bizim kendimize çizdiğimiz yol haritasında Bandırmamızın bir sahil kenti olması nedeniyle önceliğimiz deniz ürünleri ve deniz mahsulleri. Günümüzdeki şartlarda çok zor olmasına rağmen devam ediyoruz. Hamsi balığını bile göremedik bu sene. İnşallah resimlerde görmeyiz de. Önceliğimiz deniz mahsulleri olsada biz Bandırma sevdalısıyız. Balıkesir bölgesi et ve süt mamulleriyle ön plana çıkıyor. Ağırlıklı deniz ürünleri olmasına rağmen et ürünleri de sunuyoruz. Beyaz, kırmızı et, organik olarak sunulan tereyağımız, Türk mutfağının damak zevkine uygun olarak hazırlamış olduğumuz zeytinyağlı mezelerimiz ile günümüzde ön plana çıkan Akdeniz mutfağından örnekleri az, öz sağlıklı bir şekilde müşterilerimize sunuyoruz.

Et restoranlarında özellikle de balık restoranlarında tazelik çok önemli. Tazeliği sizde bulabiliyoruz bunu nasıl sağlıyorsunuz?

HAMİT LEVENT GÜRER - 30 yıllık bu süre içerisinde çevre edinmek çok önemli. Bir işi yaparken önce işinize odaklanacaksınız. Bir işin en iyisini yapacaksınız yani. Bir şeyi adam gibi yapacaksınız. Benim birde lokantacılar odası başkanı gömleğim var özerimde. Günlük ticaret devri bitti artık. Bir şeyi yapacaksanız işinize odaklanarak yapacaksınız. Şehir dışına gittiğimiz zaman diyorlar ki Bandırma’da balığın içinde yüzüyorsunuz. Belki size de dostlarınız söylemiştir. Ama bu tarihte kalıyor artık. Bizler günlük taze balıklarımızı çok uzun süre yaptığımız mücadeleler sonucunda bir örgütlenme, bir yapılanmayla sağlıyoruz. Nasıl? Benim özel kayıkçılarım var, balıkçılarımız var. Yani bu işleri yaparsanız demin söylediğim gibi önce sermaye ve işi bileceksiniz. Dalgıçlarımız var. Atık tezgahlarda, balık ağlarında balıklar kalmadı. Artık zorlaştı.

Eskiden çok farklıydı. Bandırma denildiği zaman balık gelirdi akla.

HAMİT LEVENT GÜRER – Bu duruma üzülüyorum. Bugün Bandırma’da bizim karşımızda balık satan komşularımız var. 10 çeşit balık bulamazsınız. Ama biz de daha fazla çeşit var. Çeşitte sağladığımız en büyük avantaj ekip olayını kurduk. Ekibimiz var. Her sabah ekiplerimiz çıkar, balıkları toplar. Balıkları küçük balıkçılardan toplarız. Bizim burada Karşıyaka, Tanaşa, Çakıl gibi köylerde balıkçılarımız var. Balıkları toplayan arkadaşlarımız var. Ayriyeten dalgıçlarımız var. Ayriyeten Türkiye’nin belli yerlerindeki balıkçı arkadaşlarımız var. Telefonla iletişim kurarak oradaki balıkları getirtiriz. Bizim en büyük prensibimiz, her zaman söylüyoruz, biz günlük değil yarınlara kadar çalışacağız. Günümüz şartlarında üzülerek söylüyorum, Gürcistan’dan gelen Tekir’e, İspanya’dan gelen Dil Balığına, İspanya’dan gelen Kalamar’a a yavaş yavaş alışmak zorundasınız.

Sektörünüzün ne gibi sorunları var?

HAMİT LEVENT GÜRER - Şimdi bizim en can alıcı sorumuzu sordunuz. Nereden başlasam. Birincisi sektörümüz artık bitiyor. Artık fastfood ve aperatif kültürü Osmanlı’dan bize yadigar kalan Türk mutfağını yavaş yavaş bitiriyor. Bununla birlikte en büyük sıkıntımız kalifiye personel. Önce kalifiye adam olacak ki size ben kalifiyeli yemek yedireyim ve kaliteli bir hizmet sunabileyim. Maalesef Türkiye’deki yanlış politikalar nedeniyle çırak, kalfa ve usta yetişmiyor. 1996 senesinde Milli Eğitim Bakanlığı ile mücadele edip ustalık belgesi kapsamı içinde aldırdık. Niçin aldırdık? Kalifiyeli elemanlar yetişsin, kalifiye mallar olsun, kalifiye hizmet verilsin diye. Maalesef günümüzde öyle dejenere hale geldi ki önüne gelen lokanta açtı. Açanlara dikkat edin şöyle bir hafızanızı kontrol edin. Ömürleri 1 veya 2 sene oluyor. Fazla sürmüyor. İşte beyaz sinek pamuk tarlasına zarardır. Bu şahıslar gelip bazı firma ve sponsorlardan aldıkları parayla dükkan açıyorlar. 5 liralık malı sayıyorlar 2 liraya. Hem haksız rekabet yapıyorlar hem işi bilmiyorlar. Hem kendileri maddi manevi zarara uğruyor hem de bizim gibi bu işleri yapanlara zarar v eriyorlar. Bizim elemanlarımızı da alıp götürmek gibi anormal işlere imza atıyorlar. Bu meslek bitti bitiyor. Bir daha ki nesillerin restoran ve lokantalarda karnıyarıktır, fasulyedir bunları görebileceklerini sanmıyorum.

Sizin gibi duyarlı işletmeler inşallah ki bu lezzetleri geleceğe de taşıyacaklardır.

HAMİT LEVENT GÜRER - İnşallah. Elimizden geldiği kadar taşın altına elimizi sokuyoruz. Ancak bizim sokmamız yeterli değil hem Bandırmalılar hem de Türk milletine burada büyük görevler düşüyor.

Halkımızın da sahip çıkması gerekiyor.

HAMİT LEVENT GÜRER - Ekonomik nedenler diyorlar. Türkiye’nin en ucuz yiyeceği bizim Bandırma’da. Hiç farkında değiller. Bugün deniz mahsulü Bandırma’da büyük bir para değil. Kafalarımızda fiyatlar yazar bizim. Onu bütçesine göre ayarlayabilirler. Bizim burada amacımız insanı bir kerelik değil, bin kere gelsinler biz onu istiyoruz.

Balıklarınız taze hizmetiniz kusursuz. Ailece gelebileceğiniz güzel bir ortam. Daha ne olsun diyoruz değil mi Başkanım?

HAMİT LEVENT GÜRER - Önce sağlık sıhhat diyelim. Ondan sonra hepsi olur diyoruz. Bir de müşterilere bu tatları sunarken Bandırma’da ilk kez işletmemize gıda denetimini getirdik. Türkiye’de bu olay sayılıdır. İşletmemizin her türlü mallara, gıda ve hijyen denetimine giden bir anlaşmamız var. Bandırmamız da Ticaret Odası ve Ticaret Borsası’nın ortaklaşa kurduğu Türkiye’de sayılı gıda laboratuarlarından biri olan Bandırma Gıda Kontrol Laboratuarında ürünlerimiz bizden habersiz alınan numunelerle denetime tabi. Bandırma’da tek ve hijyenik denetime tabi olan lokanta ve restoran MOBY DICK Balık Restoranıdır. Bu özellikle Türkiye’de de sayılıdır. Bu bizim halkımıza vermiş olduğumuz önem, insana vermiş olduğumuz değerin en büyük göstergesidir.

Sektörünüzü aynı zamanda oda başkanı olarak da temsil ediyorsunuz. Hem Bandırma’da hem Balıkesir’de. Ve şimdi de Ankara’da yeni bir göreve soyundunuz, yeni bir göreve geldiniz. Türkiye Lokantacılar Federasyonu yönetim kurulunda bir isim değişti. Bu isim sizsiniz. Bu başarının sırrı nedir?

HAMİT LEVENT GÜRER – Ünlü bir işadamı olan babamın yakın dostunun oğlu Sütaş’ın Genel Müdürü Muharrem Yılmaz’ı bir gün ziyarete gittim. Bana kartını uzatınca bir çok görev yazıyordu. Bu dikkatimi çekti kendisine çok görevi olduğunu söyledim. O da bana görev verilmez alınır demişti. Siz bu görevleri taşıyabildiğiniz için bu görevler verilmiştir dedi. 30 senelik meslek hayatım içerisinde 25 yılı yöneticilikle geçti. Bu göreve gelmemin en büyük nedenlerinden bir tanesi vatan millet ve Bandırma sevgisidir. Benim 2 dedemde Kuva-yi Milliye Reisi, babam 67 sene siyasetin içerisinde yer alıp hem milletvekilliği hem Belediye Başkanlığı yapan ilk milletvekilidir. Ailem içerisinde birçok hayırseverde var. Ailemizde okul ve cami yaptıranlar var. Bu genetik bir durum içten gelen bir şey. İlkelerimden hiçbir zaman taviz vermedim. Kukla ve oyuncak olmadım. Burada bana bazı ağabeylerimiz yardımcı olmuştur. Onlara hiçbir zaman ihanet etmedim. Bir şeyi günlük yapmadım, uzun soluklu olarak düşündüm. Her zaman yaparken de bunun bir gün biteceğini unutmadım. Bir gün koltuğun bu tarafında otururken bir gün vatandaş gibi olacağımı hiçbir zaman unutmadım. Ailemde bu şekilde yetiştirildim, bu şekilde aileme de bunu lanse ettim. Hiçbir zaman için koltuk sevdası olmadım. Maalesef günümüzdeki bazı meslektaşlarımız diyelim, yöneticilerimiz bu işte para hırsı göz önüne alıp yapılıyorsa biz bunları hiçbir zaman göz önüne alıp yapmadık. Her şeyimi kendi ekonomik gücümle, kendi katkılarımla yaptım. Maddi kazancımdan çok manevi kaybım vardır. Ama şunu da söyleyelim, toplumdan bir ricam var. buralara geldiysem ben zaten kendi başıma kendi çevremle ben işimi götürebilirdim. Ama benim amacım herkesin, tüm oda üyelerimin, Bandırma’nın hep iyiliği için uğraştım. Hiç kimsenin ekmeği ile uğraşmadım. Benim ekmeğimle çok kişi uğraştılar biliyor musunuz? Mekânımı kapatmaya uğraştılar, yıkmaya uğraştılar. Ama ben kimsenin ekmeğiyle uğraşmadım. Kalkıp cevap vermedim. Hep mahkemelerde süründüm. Bir BAĞKUR derneği açtım. BAĞKUR hizmet bürosu, orada vatandaşlar bir imza için üç kere Balıkesir’e gidiyordu. Bunu kurtardım. Ama 5 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılıp yargılandım. Bir kişinin mektubu yüzünden. Bunlar da benim yakın dostlarım. Bunları da biliyorsunuz. Ama Allah’a havale ettik. Ama bakın Allah durup dururken bir şey vermiyor. Cenabı Allah bizi helal süt emmiş, bir şeyler yapmışız ki şimdiye kadar bize görev veriyorlar. 81 vilayet içerisinde olağan üstü genel kurullarda bir ilçe olarak yönetimde yer alıyorsunuz. Seçime gidiyorsunuz, olağanüstü seçim bu. Değiştirilmez kolay kolay. Bir kişinin tercih edilmesi en büyük onurdur benim için. Bandırma için yaptım. Bugün yaptığımız olaylara da değinebiliriz gerekirse. Mesela biz kendimizi yetiştirdik artık ustalığımızı yaşıyoruz. Başbakanın dediği gibi. Hafta tatilleri vardı Belediye, Lokantacılar Odasından alınıyordu. Alamazsınız dedik, dava açtık kazandık. Bugün üyelerimiz hafta tatilinden muaf. Bugün gene büyük bir olay yaptık. Sağlık karnelerinden portföy muayenelerini kaldırtırdım. Ben bunu Antalya’da mutfak zirvesinde gündeme getirdim yapılan panelde sağ olsun bakanın müsteşarları bunları dikkate aldı ve bugün portföy muayeneleri denilen kılıç gibi, topuz gibi kafamıza vuran portföyü kaldırtırdım. Bunlar beni mutlu ediyor En son bunları söyleyebiliriz. Burada ben meclis üyesi olsaydım ne olurdu? Benim bunda herhangi bir beklentim yok. Mühim olan bir tane çivi çakabilirsek, bir ağaç dikersek, bir ağacın gölgesinde dinlenebiliyorsam ne mutlu bana. En büyük mutluluk bana bu.

Gıda sektörü çok büyük bir sorumluluk, aynı zamanda da et ürünlerin de artık katkı maddeleri kullanılıyor. Bu ortaya çıktı. Bu sizi nasıl etkiliyor?

HAMİT LEVENT GÜRER - Dünyada iki tane meslek çok önemlidir. Bir sarraflık, iki lokantacılık. Ne demek istediğimi anladınız mı bilmiyorum. Siz sarrafa gidersiniz bir altın alırsınız, bu sarrafın inisiyatifine kalmış, vicdanına dayanarak ondan mal alırsınız. 8 ayarda olabilir, 4 ayarda olabilir, 18 ayarda olabilir. Aynı sebeple insanların yaşamsal sebepleri olarak biliyorsunuz yemeleri, içmeleri. İki tane unsuru vardır yaşamlarını sürdürebilmek için. Yedirirsek, doyurursak insanlar yaşamlarını sürdürecek. Biz de bunu düşünerek adam karnı acıktığı zaman nereye gidecektir. Lokantaya gidecektir veya bizim diğer üyelerimize gidecektir. Size güvenip geldiyse namusumuz, şerefimiz, haysiyetimizle bu insana dürüst hizmet vermemiz lazım. Bu maalesef vahşi kapitalizm dediğimiz hırs bizim gözümüzü kör ediyor bazen. Benim çocukluğumda sucuğun içinde karışık bir et, yağ oranı fazla olduğu zaman o kasap utanırdı eti vermeye. Şimdi bakıyoruz yüzde 50’si tavuk eti mi, piliç etimi. Böyle bir şey yok ve olamaz. Sağ olsun Bakanlıklar düzeltti. Şimdi de et. Türkiye dünyanın en pahalı etini tüketiyor. Bugün Almanya’daki etin kilosu 7 euro, 8 euro. Yani 10 lira 12 lirayı geçmiyor. Biz 22 liraya kıymayı alıyoruz. Onu da biz alıyoruz. Vatandaş 24 liraya filan alıyor. Bugün 24 liraya satılan bir kıyma varken 1 liraya döner nasıl satılıyor bana açıklayabilir misiniz? Bunu sormak istiyorum. Bunu yapanlar elini vicdanına koysun. Bu adam bana anlatsın maliyetini. Ben bu memlekette onu her türlü baş tacı yapacağım. Açıklasın. Açıklayamazlar. Çeyrek ekmeği veriyorsunuz zaten 25 kuruşa tanesini. Bunları lütfen gıda sektörü çok sorumlu olan bir meslek. Biz çok onurlu görevler yapıyoruz, biz çok şerefli haysiyetli görev yapıyoruz.

Halkımıza da çok büyük iş düşüyor. Sonuçta düşünmesi lazım. Ben bunu alıyorum ama hani orada onu kendi çözümlemesi lazım

HAMİT LEVENT GÜRER - Çok doğru. Önce halk karar verecek. Ben bas bas bağırıyorum. Sizin sayenizde teşekkür ediyorum. Medyaya çıkıyorum gıda terörü var diyorum. Bana baklavayı satan adam açıklasın. Bu Karacabey, Biga’dan arabasının arkasına koyup burada arabada satan vatandaşa bir kurum sormuyor ki, sen bunu nasıl satıyorsun diye. Bandırma’da gıda denetiminde bir tane iyi mal satanla kötü mal satan aynı kefede, aynı tezgahta olmasın diyoruz. Deyişsin kardeşim.

Peki bu nasıl denetleniyor?

HAMİT LEVENT GÜRER - Bizlerin denetim yetkimiz vardı bizim elimizden aldı. Şimdi soruyorum. Yanlış anlaşılmasın İlçe Tarım olsun, Belediye olsun. İlçe tarımda yetişen arkadaş benim kadar lokantaları bilebilir mi? Şimdi denetim yapıyorlar. Mutfağım kirli. Sizin akşam üstü mutfak tezgahınız kalabalık ve kirli olmuyor mu? Siz bana sabah geleceksiniz denetime, gece kapanırken geleceksiniz denetime. O zaman bakacaksınız temiz mi değil mi diye. Bu arkadaşlar iş sırasında gelirler yağ ordaymış bilmem ne buradaymış. Bunlara o zaman bakılmayacak. Bu aldığınız malı nereden alıyorsun? Etin faturası nerede? Bu aldığınız şey Gıda kodeksine uygun mu? bu yağ nereden geliyor? Bunları kontrol edecek mekanizmalar yok. Hepsi kağıt üzerinde yazılı uygulamada hiçbir şey yok.

Sizce neden uygulanmıyor?

HAMİT LEVENT GÜRER - Ben personelin yettiğine inanmıyorum. Denetim yapan ilgili kurumlardan kaynaklanıyor. Yani biz kalkıp da her şey cezayla olmaz. Eğitimden geçmeden hiçbir şey olmaz. Siz istediğiniz kadar uğraşın işin içinden çıkamazsınız. Önce meslek standardı gelmesi lazım. Lokanta da ne satılır? Pideci de ne satılacak? Şimdi gidin adam aynı yerde dönerde satıyor, lahmacunda satıyor. Olmaz böyle. Ben bunlara türlü turşu diyorum. Ne sattığı belli değil. Ben balık lokantasıysam balığa odaklanmam gerekir. Diyeceksiniz siz vatandaş olarak ben MOBY DICK’te balığı bulabilirim. Ha ben bu dönerci de bunu bulabilirim demeniz lazım.

Eskiden böyleydi Bandırma da. Kahve bir yerden alınır, işte balık burada yenir, o orda olur. Sonradan değişti.

HAMİT LEVENT GÜRER - Kanun koyucular, uygulayıcılar diyelim. Kimseyi zan altına almak istemiyorum. Bunlar siyasi otorite, gelecek seçimlerde koltuğunu düşündüğü için adam, lokanta açıyor. Tabelasında tarihi dönerci yazıyor. Yok böyle bir şey. Biz sesimizi çıkartamıyoruz ama bir noktaya kadar. Ruhsat veren merciler bunu yapacak ben değil. Şunu da söyleyeyim vatandaşın ihbar, şikâyet gibi durumları yok. Gelecek dilekçeyle şikâyet edecek. Ben telefonla olan ya da sözle olan şikâyeti kale almam. Resmi olacaktır. Mahkemeye çıktığı zaman ben öyle bir şey demedim diyor. Bunları da yaşadık yani.

Şimdi kapalı yerlerde sigara yasağı getirildi. Hala daha uygulanıyor. Peki, bu sizi nasıl etkiledi? Müşterileriniz buna alışabildi mi?

HAMİT LEVENT GÜRER - Önce şunu açıklamak istiyorum. Ben sigara içilmesine karşı olan bir insanım. Ama bunun uygulanması şekline karşıyız biz. Yasağın uygulanmasına karşı değiliz. Biz mitinglerde düzenledik. Bunu orada da açıkladık. Biz Türkiye’de düzenlenen mitinglerde sağ olun siz de yayınlamıştınız. Teşekkür ediyorum tekrar. Yani burada hata yine kanun koyucu dediğimiz yönetimlerde, kanunu çıkarıcılarda. Bu kanunu çıkaran kanun bir bu sigara fabrikasına izin verildi, zamanında teşvikler verildi biliyorsunuz. Küçükken sigara içmeyen adama erkek değil derlerdi. Bizler o zamanda büyüdük. Yalnız şöyle bir hata var. Siz bu sigara fabrikalarına izin verdiniz, ruhsat verdiniz, satışı arttırdınız buraya kadar bir şey yok. Ama kalkıp MOBY DICK’e geldiniz oturdunuz bir sigara içtiniz siz 82 lira ben 5 bin lira. Benim ne suçum var bu işte. Böyle bir anormallik var mı? Ekonomik krizin olduğu yerde iki tane üç tane müşteri içeri girdiğinde bayram yapılan bir ortamda kardeşim ben sigara içittirmiyorum lüksü hangi lokanta da var? Siz benim yerimde işletmeci olsanız yapabilir misiniz? Bu bir hata. Bu sistem otursun diye yapılıyor ama kardeşim bana niye 5 bin lira ceza. Benim ne suçum var. Sigaraya karşıyım, içilmesine de karşıyım. Ben her sene boya yaptırmam, 3 senede boya yaptırırım. Benim içinde büyük bir avantaj. Benim içinde çok büyük şans. Ben içmiyorum. İçen içmeyeni etkiliyor ama bunun en büyük hatası bu şekilde bize burada bizim için kafamıza bir topuz. Bu aksaklıkların giderilmesi lazım. Bu sistemin oturacağına inanıyorum. Oturdu yani yüzde 60’larda.

Balıkesir’in büyük şehir olması gündemde ya şimdi artık. Son moda bu. Balıkesir büyük şehir olursa Bandırmanın da il olma hayalleri suya düşüyor. Bununla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

HAMİT LEVENT GÜRER – Bir anımı paylaşayım. Babam 1969’da 14. milletvekili olurken 1. sırada gitmişti. O zamanlar parti de ön seçim vardı. Rahmetli babam Bandırma’ya Marmara ili adı altında bir teklif veriyor. Balıkesir ayağa kalkıyor. 1. sırada giden babam bir daha ki dönemlerde sen git Marmara vilayetinden oy iste diyorlar ve bir daha ön seçimlerde listeye bile giremiyor. Ya bu bizim Balıkesirle Bandırma arasındaki olay olarak geçiyor. Burada nedense bunu sakın siyasi kimlik olarak algılamayın. Burada halk olarak bir hatamız var. Bir geçmişi düşünelim arkadaşlar. Bir dönem geldi milletvekiliyle belediye başkanı ters düştü. Bir dönem geldi milletvekili başka partiden, belediye başka partidendi. Bu bizim acı kaderimiz. Ben diyorum ki genel merkezler bunları özellikle mi denk getiriyorlar böyle bir şey oluyor. Bakın Türkiye de her yerde yapıldı biliyorsunuz Tansu Hanım zamanındaydı. Biz olamadık. Yalova oldu hatta. Ben doğuda olan illeri kabul ediyorum. Sınır il onlar. Anarşi olur. Ama batıda bir sürü yer olurken biz niye olamadık. Burada bizim halkımızın da suçu var. Biz pire için yorgan yakıyoruz. Hükümetler bunu bize karşı çok güzel kullanıyorlar. Ben inanıyorum ki burada yerel ve genel yöneticiler olmak üzere çok iyi düşünmeleri lazım. Bunu çözmek lazım. Büyük şehir diye bazı söylemler geçiyor. Ben zannetmiyorum ki önümüzdeki yerel seçimlerde bu baz alınır. Hiç bir siyasi amaçla söylemiyorum. Sadece kendi görüşüm. Bunu Bandırma iyi değerlendirirse siyaseti bırakın dakikayı saniye de değişir. Bizzat ben siyasi geçmişi olan bir ailenin çocuğu olarak söylüyorum. Bir ayağımda Ankara’da şu anda.

İl olma sinyalleri mi seziyorum sanki ben?

HAMİT LEVENT GÜRER - Evet. İl olacaktır Bandırma. Çünkü buraya bu yatırımlar geliyor. Bu yatırımların geldiği bir noktada Bandırma’nın muhakkak il yapılması mecburiyeti vardır. Çünkü o şirketler buraya yapılırken bazı şeyler yapıyor. Kalkıp da Bezirci’deki bir fabrika ufak iş için gitmez. Bunun hesabı yapılmıştır buraya yatırım yaparken. Bu kadar paralar verilip tarlalar alındı, onlar bedavaya alınmadı. Orada trilyonlar, katrilyonlar yatıyor şu anda. Bunun arkasında bir güvence olmasa onlar buraya gelmezdi. Ama şu var sizin vasıtanızla söylemek istiyorum genel yöneticiler bir araya gelip tek yumruk olmaları lazım. Bunu sağlayamadıktan sonra bunu da hak etmiyoruz yani.

Bandırma’da görüştüğümüz bazı kişilerin ailecek gidebileceğimiz nezih bir yer arıyoruz bulamıyoruz gibi bir serzenişleri var. Bu nezih ortamın adresi MOBY DICK restoran mı?

HAMİT LEVENT GÜRER - Aynen katılıyorum. 30 sene bir müessese bir yanlışı ya da eksikliği olsa yaşayabilir miydi? Ayakta kalamazdık yani bizim demek istediğimiz insanlar rahatlıkla gelsinler, çoluk çocuğuyla gelsinler. Biz bu işi bilerek yapıyoruz. Kanunlara dayanarak yapıyoruz. Bakın işte koyduk burada belgelerimiz var. bunlar tesciller, bu eğitim sertifikaları, bunları biz sizler için aldık, Bandırmalılar için iyi hizmet vermek için aldık. Yoksa biz de sıradan restoran olur 2 sene sonra kapatır giderdik. Bandırma’da ailelerin her zaman rahatlıkla gelebileceği ilk ve tek gıda denetimli hijyenik ortamı olan restoran MOBY DICK Restorandır. Biz buna öncülük yapıyoruz. Biz bu işi meslek edindik. Lokantacılar Odası Başkanı olarak değil, MOBY DICK Restoran Başkanı olarak biz bu işleri yapıyoruz.

 

 

 

 

 

Etiketler :
Balıkta lezzetin limanı MODY DICK -
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net