Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > KÜLTÜR SANAT > Güney Mamara’nın Öncü Kenti Bandırma
Güney Mamara’nın Öncü Kenti Bandırma
...
13-10-2019 09:03
KÜLTÜR SANAT
0 Yorum
898 Okunma
Haberi Yazdır

Bandırma’nın Tarihi

Bandırma'nın ilk kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Çeşitli araştırmalardan, Bandırma'nın M.Ö. 8 ve 9. yüzyıllar arasında, Kapıdağ yarımadasındaki Kyzikos şehri ile aynı zamanda kurulmuş olabileceği sonucuna varılmıştır.

Bir balıkçı köyü olan ve Kyzikos şehir devletinin limanı olarak da kullanılan Bandırma, o yıllarda "Güvenilir Liman" anlamına gelen PANORMOS olarak anılıyordu. Çeşitli zamanlarda Frigler, Mysialılar, Traklar ve Perslerin egemenliğinde kalan Bandırma bölgesi, M.Ö. 334 yılında Makedonya kralı Büyük İskender tarafından fethedilmiş, daha sonraki yıllarda ise Roma ve Bizanslıların eline geçmiştir.

Bandırma'ya Türklerin ilk gelişi ise, Anadolu'da ilk Türk Devletini kuran Kutulmuşoğlu Süleymanbey'in 1076 yılında Kyzikos'la birlikte Aydıncık ve Bandırma'yı fethetmesiyle gerçekleşmiştir. 1106 yılında Selçuklu Sultanı 1. Kılıçarslan'ın vefatı sonrası bölge tekrar Bizans egemenliğine geçmiştir.

Bandırma 13. yüzyılın başlarında Karesi Beyliği'nin himayesi altına girmiş, 1336 yılında Orhan Gazi zamanında Osmanlıların eline geçmiştir.

Bandırma 1530 yılında Anadolu Vilayeti Hüdavendigar Sancağı Aydıncık (Edincik) kazasına bağlı bir köydü. Yerleşim yeri olarak şu an bulunduğu yerin kuzey-doğusunda ve yaklaşık 2 km uzaklıkta bugün Livatya ve Ağıldere olarak anılan bölgede bulunuyordu. Kentin bugünkü yeri ise iskele (liman) olarak kullanılıyordu.

Onbirinci Osmanlı padişahı 2.Selim zamanında, Divan-ı Hümayun’da alınan kararların uygulanması veya ilgili yerlere ulaştırılmasından sorumlu Dergah-ı Ali Çavuşlarından Haydar Çavuş’un iskelenin bulunduğu alana yaptırdığı vakıf eserleri, Bandırma’nın bugünkü kent yerleşiminin temelini oluşturmuştur.

Vakfa ait bahçe içerisinde şadırvanlı bir cami, çeşme, yanında bir hamam, beş ev, on beş dükkan ve ayrıca yine cami yanında biri arsa içerisinde diğeri ise arsa dışındaki iki evden oluşan kompleks köye değil, denizin hemen kenarına ve çalışır vaziyetteki limana yapılmıştır. Burası, limanda çalışanların veya burasıyla ilgili işi olan az sayıda insanın oturduğu yerdir.

Bugünkü Bandırma’nın ilk yapıları olan Haydar Çavuş’un deniz kenarında yaptırdığı eserler, burada yeni bir yerleşim alanı kurulmasına öncülük etmiştir. Özellikle burada bulunan dükkanlar nedeniyle artan canlılık, köyün yerleşiminin yukarıdan düzlüğe inmesini sağlamıştır. Böylece bir balıkçı köyü olan Bandırma, deniz kenarında daha modern dini, sosyal, ticaret ve eğitim kurumlarıyla, ekonomik ve coğrafi olarak daha da gelişmeye müsait bir yerleşim yerine dönüşmüştür.

Vakfın kurulduğu tarihten 68 yıl sonra, 1659’da buraya gelen Evliya Çelebi’nin Bandırma’dan; “dört cami ile on üç mescidi olan, ancak büyük medreseleri bulunmayan, binaların hepsi kiremitli ve süslü olan, pek çok hanı ve buralarda da sanatkarları çalışan ve yine Rum denizinde 700.000 akçe iltizamlık büyük bir ticaret iskelesi bulunan güzel bir şehir” olarak bahsetmesi buranın kısa sürede ne kadar geliştiğini göstermektedir.

16. yüzyılın 2. yarısında Galata Kazası Kapıdağ Nahiyesine bağlıdır.

Bandırma, 1830 yılında Erdek ilçesi Kapıdağ Bucağına bağlanmış, Tanzimat’ın ilanından sonra gerçekleştirilen idari yapılanma ile Erdek ilçesine bağlı bir bucak olmuştur. 1856 yılında Bandırma’ya vapur işletilmeye başlanmıştır.

1874 yılında büyük bir yangın geçiren Bandırma'nın tamamına yakını bu yangında harap olmuştur. Yangın sonrası Bandırma kısa zamanda yeniden onarılmış, Haydarçavuş Camii de on bir yılda kagir olarak yeniden yapılmıştır.

1876-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonunda, Kırım ve Romanya'dan göç eden Tatarların Bandırma'ya yerleştirilmesi şehirde bir canlanmaya ve nüfusun artmasına neden olmuştur. Bu gelişmeler sonrası Bandırma, 1877 yılında Hüdavendigar Vilayeti Karesi Sancağı'na (Balıkesir) bağlı bir kaza (ilçe merkezi) haline getirilmiş daha sonra Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1879 yılı salnamesinde Belediyenin yeni seçilmekte olduğu belirtilmektedir.

O yıllarda Ege Bölgesini İstanbul’a bağlayan tek liman durumundaki Bandırma’ya 1882 yılında yeni bir rıhtım ve iskele yapımına başlanmış ve 1902 yılında tamamlanmıştır. 1898 yılı salnamesinde İstanbul’dan her gün Bandırma’ya tüccar gemilerinin geldiği belirtilmektedir.

Bandırma limanı 20. Yüzyılın başında, kapitülasyonların getirdiği haklardan yararlanan batı sermayesi tarafından ithalat ve ihracat amacıyla kullanılmaktaydı. 1912 yılında tamamlanan Bandırma-İzmir demiryolu ulaşımı kolaylaştırmış, dolayısıyla limanın kullanımı da artmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sonrası 1920 yılında Yunanlılar tarafından işgal edilen Bandırma 17 Eylül 1922 tarihinde özgürlüğüne kavuşmuştur. Şehri terk ederken Yunanlılar tarafından çıkarılan yangında büyük hasar görmüş, harap bir hale gelmiştir.

Yaralarını kısa sürede saran ve Cumhuriyetle birlikte hızlı bir gelişim içine giren Bandırma, 1940 yılına gelindiğinde önemli altyapı çalışmalarını tamamlamıştır.

1973 yılında yeni limanın hizmete alınmasıyla kentin gelişiminde yeni bir ufuk açılmış, 1980 sonrası sağlanan teşvik ve yatırım indirimleri ile özellikle gıda sektöründe büyük yatırımlar yapılmıştır. Bu gelişme sürecinde Bandırma ülkemizin önemli sanayi kentleri arasına girmiştir.

1993 yılında üniversite öğrenimi ile tanışan Bandırma 2000 yılında 100 bin nüfusa ulaşmıştır. 2014 yılında Balıkesir’in Büyükşehir yapılmasından sonra kent alanı 63.500 hektar, kentin toplam nüfusu ise 145 bin olmuştur. 2015 yılında Bandırma On yedi Eylül Üniversitesi kurulmuştur.

Bandırma ve Turizm

Bandırma ve çevresi önemli turistik değerlere sahiptir.

Kuşcenneti Milli Parkı

Ülkemizin doğal güzellikleri arasında ayrı bir yeri olan Bandırma Kuşcenneti Milli Parkı, Kuşgölü'nün kuzeydoğu kıyılarında yer alır. Bandırma-Balıkesir karayolunun 15. kilometresinden güneye sapan 3 kilometrelik bir yolla Kuşcenneti'ne ulaşılır.

Kuşcenneti Milli Parkı, Marmara Bölgesi'nin ılıman iklimi içerisinde ve kıtalar arası göç yolları üzerinde kuşların vazgeçilmez uğrak yeridir. Kuşlar göç yerlerine gidiş ve dönüşlerinde Kuşcenneti'ne misafir olur, dinlenir, karınlarını doyurarak yollarına devam ederler. Kuşcenneti'nde konaklama zamanları türlerine göre bir saatle bir ay arasında değişmektedir. Bugüne kadar yapılan gözlemler neticesinde göl ve çevresinde 266 kuş türü tespit edilmiştir.

Gölün kuşlar açısından en önemli bölgesi 1959 yılında Milli Park ilan edilen Sığırcı Deresi'nin oluşturduğu deltadır. 64 hektarlık alanı kaplayan delta, kuşlar için ülkemizdeki en önemli kuluçka alanlarından birisidir. İlkbaharda, suların yükselerek ağaç gövdelerinin su içinde kalması; ağaçlarda yuva yapan kuşların insanlardan ve yırtıcı hayvanlardan uzakta, güven içerisinde kuluçkaya yatmalarına olanak sağlamaktadır.

Göl, nesli tehlikede olan tepeli pelikan ve küçük karabatağın ülkemizdeki önemli üreme alanlarındandır. Doğal olarak yerde kuluçkaya yatan tepeli pelikanlar, ilk kez 1968 yılında Milli Parkın batı kesiminde söğüt ağaçları üzerinde insan eli ile hazırlanan platformlar üzerindeki yuvalara gelerek yerleşmişlerdir. Milli Park görevlileri tarafından onarılan ve bakımı yapılan bu platformlarda her yıl 35-40 çift tepeli pelikan kuluçkaya yatmaktadır.

Alanda üreyen diğer önemli kuş türleri arasında karabatak, gece balıkçılı, alacabalıkçıl, gri balıkçıl, çeltikçi, kaşıkçı ve sumru bulunmaktadır. Tepeli pelikan ve yine nesli tehlikede olan türlerden dikkuyruk ördek gölde düzenli olarak kışlayan kuş türlerindendir.

Bandırma Kuşcenneti'nin bugünkü yeri Prof. Dr. Curt Kosswig ve eşi Leonore tarafından 1 Nisan 1938 tarihinde keşfedilmiştir. Buraya "Kuşcenneti" adını veren Kosswig'in çalışmaları sonucunda doğayı sevenler arasında bu güzel cennetin değeri kısa zamanda anlaşılmış, 1952 yılında ise İstanbul Üniversitesi Hidrobiyoloji Enstitüsü tarafından buraya bir inceleme istasyonu kurulmuştur.

1959 yılında Milli Park statüsüne alınan Bandırma Kuşcenneti bundan sonra gerçekleştirilen etkili koruma ile daha da gelişmiş, buradaki kuş topluluklarında önemli artışlar olmuştur. Bunun sonucunda da, yapılan başvuru üzerine Avrupa Konseyi tarafından 1976 yılında "A sınıfı" diploma ile ödüllendirilmiştir. İyi korunan doğa parçalarına verilen A sınıfı diploması, daha sonraki dönemlerde de yenilenmiştir. 2005 yılında Milli Parka eklenen yeni alanlarla park alanı 24.047 hektara ulaşmıştır.

Kuşcenneti Milli Parkı'nda, kuşların doğal ortamlarında izlenebilmelerini sağlamak amacıyla bir gözlem kulesi ve beş değişik bölgeden sürekli canlı görüntü aktaran kamera sistemi bulunmaktadır. İdari binada bulunan izleme merkezinden tüm görüntüler izlenebilmektedir.

Ayrıca Milli Parkta bulunan canlı türlerinin tanıtım vitrininin yer aldığı bir müze bulunmaktadır.

Kuşcenneti Milli Parkı'nı her yıl ortalama 30 bin kişi ziyaret etmektedir.

Daskyleion Antik Kenti

Daskyleion antik kenti, Bandırma'nın 30 km güneyinde, Kuş Gölü'nün güneydoğu kıyısında yer alır. Ergili Mahallesi yakınındaki Hisartepe Pers Satraplık Merkezidir. Son yıllarda yapılan kazılar ile varlığı kesin saptanan Frigler ve Lidyalılardan sonra M.Ö. 5-4. yüzyıllarda tüm Anadolu gibi Daskyleion da Pers uygarlığının egemenliği altına girmiş ve önemli bir Satraplık (Genel Valilik) merkezi olmuştur.

Kyzikos Antik Kenti

Kyzikos, Marmara Denizi'nin güneyindeki Kapıdağı Yarımadası'nın kuzey kesimine yayılan bir zamanların görkemli yerleşimidir. Erdek Bandırma karayolunun 10. km. de yer alan kentin yayılım alanı, Aşağıyapıcı, Hamamlı, Belkıs ve Düzler Köyü'ne ait araziyi kapsamaktadır. Günümüzde insan ve doğa tahribatına uğramış ve çok kötü olarak gelebilmiştir. Ancak, kentin görkemli yapılarının ve uygarlık birikimlerinin izleri toprak derinliğinde hala varlığını korumaktadır.

Erdek

Ülkemizde deniz turizminin en eski merkezlerinden olan ve günümüzde de çok önemli bir potansiyele sahip olan Erdek, Bandırma'ya sadece 20 dakikalık bir mesafededir.

Gönen-Manyas

Yine ülkemizin kaplıca turizmi konusundaki en önemli merkezleri olan Gönen ve Manyas Bandırma'ya yaklaşık 30 dakikalık mesafede bulunmaktadır.

Kapıdağ

Doğal yapısı ve güzellikleriyle Kapıdağ yarımadası, doğa turizmi için çok önemli bir potansiyele sahiptir. Turizmin en önemli ayaklarından biri olan ulaşım konusunda Bandırma önemli avantajlara sahiptir. Özellikle askeri hava alanı sivil uçuşlara açıldığında, bölgemizin turizm bölgelerine dünyanın dört bir yanından yoğun turistik ziyaretler gerçekleşebilecektir.

Son Kurşun Anıtı

Kurtuluş Savaşımızda düşman birlikleri ile silahlı son çarpışmalar, Ayyıldıztepe’de yaşanmış ve burada atılan son kurşunla zafer kazanılmıştır. Bu çarpışmalarda 61. Alay Komutanı Yarbay Vecihibey, tabur komutanı Binbaşı Süleymanbey başta olmak üzere toplam 80 askerlerimiz şehit olmuştur.

Kurtuluş Savaşımızın son şehitleri için, Cumhuriyetimizin 50. yıldönümü nedeniyle bir anıt yapılması gündeme gelmiş ve 1972 yılında Bandırma’da bu konuyla ilgili bir dernek kurulmuştur. İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir Plancılığı Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Gündüz ÖZDEŞ’e bununla ilgili bir proje hazırlatılmış, projenin ilk bölümü olan çatılmış silahlardan oluşan bu anıt Bandırmalıların katkıları ve Ankara’dan gönderilen yardım ile 1974 yılında tamamlanmıştır.

Anıtın bu bölümünde 28 metre çaplı daire bir zemin üzerinde 25 metre yüksekliğinde 8 adet çatılmış silah bulunmaktadır. Çatılmış silahlar; Kurtuluş Savaşı’nda son kurşunların atıldığını, zaferin kazanıldığını, vatanın kurtulduğunu, silahların işinin bittiğini simgelemektedir.

Ay ve yıldız bu tepede boşuna birleşmedi,

Bu tepeye boşuna Ayyıldız Tepe denmedi.

Öyle korkunç bir savaş yaşandı ki burada

Vatan için toprağa düşüyordu yiğitler, art arda

Son çırpınışla kaçmaya çalışıyordu düşman

Göz gözü görmüyordu, toptan, tozdan, kurşundan

Asker coşmuştu artık, ne durdu ne yoruldu,

Vecihibey, Süleymanbey ve 80 yiğit burada şehit oldu.

Burada atıldı düşmana son kurşunlar, vatan kurtuldu

Sonkurşun Anıtı Ayyıldız Tepe’ye gururla kuruldu.

Uluslararası Bandırma Kuşcenneti Kültür ve Turizm Festivali

Eşine az rastlanır bir doğa harikası olan Bandırma Kuşcenneti için Kuşgölü'nün ayrı bir önemi bulunmaktadır. Göl sularının alçalıp yükselmesi sonucu, burada yerleşen kuşlar için harika bir barınma, korunma ve beslenme ortamı oluşmaktadır.

Kuşgölü, Kuşcenneti'nin varlığı ve yaşaması için hayati bir önem taşımaktadır. Kentimizde hızla gelişen sanayi kuruluşları, beraberinde çevre kirlenmesi ve buna bağlı olarak da doğal dengenin bozulması sorunlarını gündeme getirmiştir. Bu olumsuz gelişmeden Kuşgölü de payına düşeni fazlasıyla almıştır. Göle akan derelere bırakılan sanayi atıkları zamanla gölde bir kirlenme yaratmıştır. Bu kirlilik bölgedeki bütün doğal dengeyi boz¬muştur. Varlığı büyük ölçüde bu doğal dengeye bağlı olan Kuşcenneti de bozulan denge sonucu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bandırma Kuşcenneti ve Kuş Gölü'nün karşı karşıya kaldığı sorunları ve çözüm yollarını ortaya koymak amacıyla 1987 yılından bu yana ULUSLARARASI BANDIRMA KUŞCENNETİ KÜLTÜR VE TURİZM FESTİVALİ adıyla bir festival gerçekleştirilmektedir. Haziran ayı başında gerçekleştirilen festival programında, kültür-sanatın seçkin etkinlikleri, bilimsel toplantılar, düzeyli eğlence programları halkımızın izlenimine sunulmaktadır.

Kaynak: https://www.bandirma.bel.tr/sayfa/bandirma-7

Etiketler :
Güney Mamara’nın Öncü Kenti Bandırma -
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net