Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > Sena Alboğa > YALNIZLIĞIN GÖLGESİ
YALNIZLIĞIN GÖLGESİ
05/02/2019 - 10:19
Sena Alboğa
0 Yorum
485 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
AŞKIN KIYISINDA
YALNIZLIĞIN GÖLGESİ

            Bir gün gecenin karanlığında oturuyorken gözüme ilişmesi neticesinde okuduğum hikâyenin sonuna geldim. Bir an düşündüm yaşamım da bir hikâye miydi? Sorunun cevabı da benim ruhumun derinliklerinde gizliydi ve yaşamımın da bir hikâye olmadığını rahatlıkla söyleyebilirdim kendime. Çünkü hikâyede birçok karakter olur ancak, kendi yaşamımı yokladım ve yalnızlığın durgun sularında yüzdüğümü, yalnızlığımla baş başa olduğumu bir kez daha tecrübe ettim. Evet evet yaşamım hikâye olamazdı. Hikâyeler dolu dolu olur. Benim yaşamım öyle mi? Hayır, benim yaşamım ise; durgun, sessiz ve suskun…!

            Dışarıdan iri iri yağan dolu sesleri gelmeye başladı işte o an yüreğimde yaşattığım hatıralar gözlerimde canlandı. Hatıralarım bir taraflarımın ne kadar da yarım kaldığını ispatlar gibiydi. İçimde başka biri varmış gibi mazide yaşanan tüm anıları sanki kulağıma fısıldarken; yine aynı kişi kâh ağlayarak kâh gülerek cevap veriyordu. Pencereden usulca bakarak, dalgın ve düşünceli bir hal içerisine giriyor farkına varmadan yalnızlığımın gölgesine sığınıyordum.  

 ‘Geçmişim!’ dedim ve kendime ‘sadece bir boşluktan mı ibaretti?’ diye sordum. Kendimi sorgularken kitaplığa doğru yönelerek yüzü toz tutmuş rafta bulunan fotoğraf albümüne yöneldim. Hayatımda olan acı tatlı tüm anılar bu albümdeydi. Geçmişimi tekrar yaşamaya cesaretim var mıydı? İşte bu karmaşık duygular içinde albümü elime aldım ve sayfalarını teker teker fotoğraflara bakarak çevirmeye başladım. Siyah beyaz fotoğraflardan renkli fotoğraflara kadar neredeyse yaşamımdaki tüm zamanı özetleyen fotoğraflar filim şeridi gibi gözümün önünden geçmeye başladı. Bilim kurgu filmlerinde olduğu gibi kendimi geçmişimin içinde bulmuştum ve yaşayıp geçirdiğim hayatı yeniden yaşamaya başladım. Daha sonra, dışarıdan gelen müzik sesine kulak verdim, sözleri adeta ruhumun ince teline dokunuyordu.

Bir ben miyim perişan gecenin karanlığında,

Yosun tuttu gözlerim yalnızlar rıhtımında,

Bütün gece ağladım dalgalar kucağında,

Yosun tuttu gözlerim yalnızlar rıhtımında,

Bir beni mi unuttular uçup gitti martılar,

Geceler, ben ve deniz yalnızlar rıhtımında,

Bütün gece ağladım dalgalar kucağında,

Yosun tuttu gözlerim yalnızlar rıhtımında

 Benim doğamda her daim hayatı akışına bırakarak yaşama arzusu var. İstemsizce de olsa bu gerçeği kabul ediyorum. İçimdeki bu melankolik duyguları kalemimi kullanarak sayfalara aktarıyordum ama, aynı zamanda bu duyguların ruhumu bir çember altına aldığını da iyiden iyiye hissediyordum. Oysa istediğim bu muydu? Asla değildi.

 

 Aslında ruhumun rehberinde olan yalnız kelimesini kaldırmalıydım. Şair Adil Erdem Beyazıt derki; “Hayatı yorumlamak değil yaptığımız. Sürekli bir hüzün yağmurunda ıslanmak belki!!!” Ne güzel dile getirmiş, benim gibi insanlara tercüman olmuş. Bir sayfayı kapattıysak yeni bir sayfa açabiliriz hayatta. Her ne olursa olsun içimde yaşamış olduğum acıları üzüntüleri ne yok edebilir? Sevilmek yok edebilir. Tabii ya “sevmek ve sevilmek” Acı günler böylece geride kalır. Hayat bir tiyatro gibi oyunun sahnelenmesindeki rolleri bizler paylaşıyoruz. Sergilenen bu oyunun geride kalan sahnelerine değil! Açılacak olan perdelerdeki yeni sahnelere bakmalıyız ve verilen rolü en iyi şekilde oynamalıyız. Yalnız kendi rolümüzü oynarken oyunun diğer oyuncularının da rollerini göz önüne alarak oynamalıyız, herkesin hassasiyetlerine göre rolümüzü canlandırırsak hem biz hem de diğer oyuncular mutluluğu yakalayabilecek. Mutluluğu doludizgin yaşayabilirsek yüzümüzde olan tebessüm ile sevmek ve sevilmek hissini ifade etmiş olur ve her daim hayatımızda barındırırız. Hayatın geride kalan kısmını ise, acısıyla tatlısıyla kabullenerek gerice bırakmak gerek. Mutluluk tohumlarını yaşamımızın her alanı serpiştirerek hiçbir bahanenin arkasına, gölgesine sığınmadan hayatımızı yaşamamız galiba en doğrusu olacaktır. Her anlamda karanlık gecelerden aydınlık sabahlara uyanmak duygusuyla uyuya kalmışım.

05/02/2019 - 10:19
Sena Alboğa
0 Yorum
485 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net