Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > Ali Akkoç > DEVLETTEN FAİZLE PARA VEYA MAL ALMAK HELAL DE ŞAHISTAN FAİZLE PARA VEYA MAL ALMAK NEDEN HARAM
DEVLETTEN FAİZLE PARA VEYA MAL ALMAK HELAL DE ŞAHISTAN FAİZLE PARA VEYA MAL ALMAK NEDEN HARAM
24/01/2020 - 10:09
Ali Akkoç
0 Yorum
455 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
Camilerimizin Yaptıranların İsimlerini Taşıması Daha Gerçekçi Bir İsimlendirme Olacaktır
CAMİLERİMİZİN YAPTIRANLARIN İSİMLERİNİ TAŞIMASI DAHA GERÇEKÇİ BİR İSİMLENDİRME OLACAKTIR
CAMİLERİMİZİN YAPTIRANLARIN İSİMLERİNİ TAŞIMASI DAHA GERÇEKÇİ BİR İSİMLENDİRME OLACAKTIR
MİRAR SİNANA SAHİP ÇIKMALIYIZ AMA BUNU BİLİNÇLİ YAPMALIYIZ
Mirar Sinana Sahip Çıkmalıyız Ama Bunu Bilinçli Yapmalıyız
Türk Milliyetçiliği İçin Esas Unsur İslam Olmak Değil Türk Olmak Önemlidir
Nevruz Bayramı Türklerin Kökenini En İyi Ortaya Koyan Bir Bayramdır

Çünkü herhangi bir hükmün kaynak belirtmeden caizdir şeklinde verilmesi İslam toplumun da ortaya çıkacak farklı yorumlar sebebi ile karışıklık yaratacak, kuranın ve Hz. Muhammed’in tavsiye ettiği İslam da birlik ve beraberliğin sağlanıp sürdürülmesi imkanını ortadan kaldıracak durum ve görünümlere sebep olacaktır. Düşüncesindeyim. Sözün kısası kamuoyunu ve medyayı meşgul eden diyanet kökenli ulusal bankalardan faizle alınacak parayla, ev alıp vermenin caiz olduğu fetvasını veren kişi veya kurumlar  biz, İslam bireylere bu durumun veya benzeri konular da karşımıza çıkacak yeni icraatların , hangi ayetlerde ki veya surelerde ki hangi hadislerde ki hükümlere dayandırıldığını söz konusu hadis ve sureleri belirterek açıkça topluma kamu oyuna belirtip izah etmeleri yerin de olacaktır.

Gereklidir düşüncesindeyim. Bu konuda kafamız da uyanan şu soruya dile getirmek isterim. Diyanet böyle bir fetvaya alt kuruluşları veya organları vasıtasıyla dile getirmek ihtiyacını duymuştur. Sorusuna cevap aradığımız da verilebilecek cevap bence sınırlıdır. Bence ülkemiz de medya aracılığı ile dile getirilen devletin hissettiği belirtilen, mali sıkıntılara çözüm yolunda yardımcı olma amaçlı bir beyan olduğunu düşünmenin yerin de olacağı kanaatindeyim. . Yani devletin kuruluşlarının TOKİ’nin veya kamu bankalarının alışverişlerini hızlandırarak, bu kuruluşlara gelir sağlamanın devlete faydalı olacağını düşünen diyanet başkanlığı kuruluşları ya kendiliklerinden yahut siyaset çevresinden yapılan istek veya tavsiyeler nedeniyle böyle bir oluru dile getirmeye, böyle bir beyanda bulunmaya, kendini mecbur hissetmesi mümkün olabilir.

Düşüncesindeyim. Ama bu konuda yaptığı icraatta daha önce de belirttiğim gibi tavsiyesini neye dayanarak söylediğini açıklaması gerekiyor. Şunu da hatırlatmak isterim ki geçmiş dönemler de Osmanlı ve ondan önce ki dönemlerde ki, din açısından olur verme hakkını taşıyan kişi veya kurumlar, devlet yönetimini elinde bulunduranlar kendilerine müracaat etmedikçe herhangi bir konuda ülke çapında geçerlilik ihtifal edecek fetvalar vermemişlerdir. Osmanlı devletinde bile dini otoriteler yönetim, bizzat kendilerine müracaat etmedikçe mali veya siyasi sosyal konular da, hükümler beyan etmemişler. Verdikleri fetvalarla toplumu belirli konular da icraatta sevk etmekten uzak kalmıştır. Düşüncesindeyim. Kaldı ki devlet kanadından yapılan müracaatlara göre açıkladıkları, fetvalar da bile kaynak belirterek, hükümlerini dile getirmeye özen göstermişlerdir. Geçmiş dönemin bugün ki dönemin diyanet işleri bakanlığına denk Şeyhül İslamlık makamını işgal eden din adamları kendilerinden belirli icraatları ihtivah eden konularda ki fetvaları isteyen ünlü hükümdarların, dile etkisinde kalmayan ayet ve hadislere dayanan fetvalar olurlar vermişlerdir. Tarihi hikayeler bu konu da bize açıkça örnekler sunmuşlardır.

Yavuz Sultan Selim’in, Kanuni Sultan Süleyman’ın aksine hükümler veren onların haksız icraatlarını ortadan kaldıran fetvaları veren Şeyhül İslamlar da tarihimiz de söz konusudur. Sadece verdikleri fetvalarla  Sultanların icraatlarını değil sultanlara karşı ihtilal gerçekleştiren, lider ve çevrelerin istekleri, isteklerine karşı direnen isteklerini olur duruma getirecek, fetvalarını vermeyen , fetva vermeye direnen, fetva vermeye yetkisi olan din adamlarının olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim 2. Abdülhamit’in halifelikten indirilmesinin caizliğine ihtilacılar, bu yol da olur veremeye yanaşmayan, o zamanın fetva emini bunun en açık örneğini oluşturmuştur. Son olarak şunu vurgulamak isterim ki yukarı da sözünü ettiğimiz fetvayı veren diyanet işleri yetkilileri, bu konuda fetva vermek, durumunu kendini bu yolda müracaat eden kimlerin, müracaatıyla vermiştir. Bunu bilmek mümkün değildir. Ama şurası kesin, bu yolda bir fetva bir kişinin özel şahsiyetin müracaatına cevap olarak verilmemiş olmalıdır. Çünkü özel şahısların müracaatları daha ziyade müftülüklere yapılmaktadır.

Özel kişiler icraatlarını müftülerin caiz ve olurlarıyla yapmak da ve tercih etmektedirler. Oysa sözünü ettiğimiz fetva tüm ülkeye olur veya fetvadır. Bunun için bu fetvaya sebep olan başvurunun bir kurum veya siyasal çevre tarafından yapılmış olması daha akla uygun gelmektedir. Yazımızın başlığını oluşturan soruya cevap vermek, hakikaten oldukça zordur. Kanaatindeyim. Bu nedenledir ki yazımızın başlığını oluşturan sorunun diyanet işleri başkanlığının hadis belirterek izah etmesini beklemek gerek, umarım diyanet işleri başkanlığınca bizlere izah edilir. 

24/01/2020 - 10:09
Ali Akkoç
0 Yorum
455 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net