Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > Muammer Özel > Birlik ve Beraberlik
Birlik ve Beraberlik
30/01/2020 - 13:13
Muammer Özel
0 Yorum
2244 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
Sonsuza Dek Sürdürülebilir Tarım Derneği
MUTLULUKLARI PAYLAŞARAK ÇOĞALTMAK, ÜZÜNTÜLERİ DE PAYLAŞARAK HAFİFLETMEK İÇİN EL ELE
Ah demeden, vah demeden. Doğruyu bulmak için, dua…
Üvey Evlat Muamelesi…
Vicdanlı insanların nesli hiç tükenmesin...
Dünya Nereye … Biz Nereye…
Daha adil ve sürdürülebilirliği olan bir yaşamı istememiz!

21. yüzyılın girişinde Türkiye Cumhuriyeti halkının pek de icinde olamadığını düşündüğüm durum. 

“Hadi bir olalım arkadaşlar! Bugün biz bize olalım, sizin benim gibi insanlar lazım bu dünyaya!!!” diyen kaç kişi varsa hepsi problemlidir. Kimsenin böyle insanlara güvenesi olmaz. Birlik beraberlik güdüsü gizildir ve ya vardır ya dayoktur. Yukarıda yazılan şekilde oluşturmaya çalışmakta ölesiye bir godoşluk barındırır içinde.

Öyle işte neymiş efendim, bu birlik ve beraberliğe en çok gereksinimiz, en çok lazım olan zamanlar geldiğinde, birlik beraberlik oluşabilecek kadar güven veren bir durum olmalıdır. Durumun güvensizliği insanları birbirinden uzak tutar. bakınız gezi örneğinde en saçma sapan derecede birbirine uzak görünen taraflar bile yan yanaydı.


Türkiye neden birlik beraberlik içinde olamıyor, e çünkü normal şartlar altında zaten kimse sokaktan geçen kimseye hali hazırda güvenmediğinden. Bunu söyleyip söyleyip insanlara ulaşmaya çalışan bilimum solcu ülkücü dindar vs insanlar da komik oluyorlar, aslında bir şeyleri değiştirebilecek insanlara ulaşırken. He bir şeyleri değiştirebilecek olan insanlar da o birbirine güvenmemekte haklı olan insanlar. senin benim gibi tipler yani .

Her neyse. Tek yumruk olalım “Elazığ Depreminde göstermiş olduğumuz birliktelik gibi” gençler! Haydi! Geç kalma genç gel! Başımız dik yukarda, sağ elde Türk bayrakları!  Asın bayrakları, hiieeeeyt!
Güzel ülkemin güzel günler yaşayabilmesi için gerekli olanlardır.


Ama nedense biz birlik olmak yerine öfkelenmeyi, herkese bir etiket yapıştırmayı tercih ediyoruz. Evet bilmem ne diyen şucu, demeyen bucu, yana bakan bilmem ne uşağı, aşağı bakan başka bir şey. sonra da her şey güzel olsun istiyoruz.
 Elazığ’da yaşayan Türk- Kürt, Alevi -Sunni v.s diye ayırmaktansa “Türküz – Türkiye’yiz” ayrı fikirlerde olabiliriz, olabilirsiniz gençler, çok sevgili arkadaşlarım, hiç sorun değil, hatta zenginlik bu, güzel birşey bu. Birbirine taban tabana zıt yaşam tarzınız veya inancınız olabilir (hatta hiç olmayabilir), bir takım konularda farklı taraflarda olabilirsiniz.

Kırmayın birbirinizi, kızmayın birbirinize, kazmayın çukurları o muhabbet yollarınıza, kopmayın birbirinizden, kapmayın kötülük şifasını, katmayın aranıza kini, nefreti, kızgınlığı, kırgınlığı. bir, iki, üç konuda farklı görüşte olduğunuz birisiyle on, yüz, bin konuda aynı tarafta olabileceğinizi ve aslında o taraflarda yanyana gelmenizin çok kolay olabileceğini, Bu birlikteliğin kazançlarını ve güzelliğini kaçırabileceğinizi her daim hatırlayın, belki bir tahmin oyununda size vereceği tüyolar olabilir, siz meyve seven, o ise meyveden nefret eden biri olabilir. Ama konu sebze olunca kimseye laf söyletmeyen muhteşem bir ikili olabilirsiniz, hatta az zorlasanız meyve salatasını ikiniz de sevebilirsiniz, ikiniz de koyu fenerlisinizdir belki, kahveyi de çaydan daha çok seviyorsunuzdur.

Ama illa ki filtre kahvedir o, bak george michael'da öldü ne çok severdiniz hatta gençlik anılarınız bile vardı onun şarkılarıyla, aynı konserine gitmiş de olabilirsiniz bir zaman önce, daha biraz daha sohbeti koyulaştırsanız Kimbilir neler çıkacak kesişim kümenize katabileceğiniz, o kadar dolup genişleyecek ki o küme, belki ayrık kısma yazılacak yer bırakmayacak, boşver okunmaz zaten diyeceksiniz, sahi ne çok ortak zevkleriniz varmış ama neden sizin için bunlar daha ön planda olmamış hayret, oysa ki çok olanın az olana üstünlüğü yeryüzündeki bütün müsabakaların tek ihtimalli sonucuyken, az olanın çok olana olan bu getirisiz ve kahredici galibiyet görüntüsü hangi konjonktürün, hangi zamanın, hangi felsefenin yansıması olabilir.


Misafir ortamında karşılaştığımız ve yeni tanıştığımız insanlarla karşıt görüşlerimizi sıcak ortamın ve arada ortak bir tanıdık olmasının hatırına çok fazla ortaya getirmemeyi ve bir şekilde bağladığımız konuyu da tuttuğumuz takıma, sevdiğimiz yemeğe, en son gittiğimiz tatile getirir ve sohbetimizi sıcak tutmaya özen gösteririz. Kimbilir, görünen o ki ve iyi yönden bakıldığında olsa olsa ekranların soğuk yüzünün canlılığa has doğal sıcaklığı hissetmemizin önüne koyduğu o kaldırılamaz engeldir.

Belki de bana bu yazıları yazdıran. O zaman peki bu ekranların arkasındaki sen ve ben, her birimiz, bir ortak arkadaşın evinde karşılaşan ve birkaç farklı görüşe sahip iki insan neden olmayalım? Neden konuyu bir an önce musakkanın dayanılmaz lezzetine getirmeyelim? Mesajlarımızı yazarken, Okuyan kişinin pide sırası beklerken memleket muhabbeti yaparak vakit geçirdiğiniz bir başka pide seven kişi, ya da uzun yolda "yolculuk ne tarafa" diye çekinerek sohbet açıp saatlerin nasıl aktığını size farkettirmeyen ve yanınızda aynı yönde gittiğiniz o ruhu sımsıcacık memleketliniz, hergün asansörde ya da sitenin bahçesinde karşılaşıp güleryüzle merhaba dediğiniz komşunuz, ya da balkonda otururken konuşamayacak kadar uzak olsanız dahi göz ucuyla öylesine takip ettiğiniz mahallenin gençleri olduğu gerçeğini bir an dahi zihin dünyanızdan uzak tutmamak neden zor olsun?

Neden yazdıklarımın, bu ekranın arkasından okuduğunda beni hiç tanımayan birisinin kendisini bir tek konuda "benim karşımda" hissetmesine sebep olayım? Belki aynı düşüncemi çok daha farklı bir yolla ifade etseydim, konuya farklı yönden bakmasını sağlayıp gönül dünyasında farklı pencereler açılmasına sebep olabilir miydim, yoksa amacım sadece kendime kendimi ıspatlama gayreti mi olmalıydı? Sadece "bir tek konu", belki çok önemli saydığımız konu olsa bile, belki de kesişim kümesini büyüterek o çok önemli konuyu okunmaz hale getirebilir miydim acaba?


Peki ekranın soğuk yüzü bu kadar soğuksa bile, bir mesajımıza cevap veren kişinin, her ne olursa olsun yazdıklarımızı okumaya vakit ayıran ve ona cevap vermeye değer bularak bunun için de ayrıca zamanını kullanan bir kişi olması da mı onu değerli kılamaz? Belki bize yazdıkları saygı sınırlarını aşsa, hatta saldırı örnekleri taşısa dahi kim bilir daha uzun ve rahat bir ortamda bunları konuşabilseydik mutlaka ortak bazı noktalarda buluşabileceğimiz bir kişi olabileceği ihtimalini "bir an dahi" düşündürtmeyen ne olabilir? Bir an dahi düşünebilsek oysa, bunun aksinin olmaması nasıl mümkün olabilir konuşacak ve pek çok şeyi paylaşacak milyon tane konu varken hayatımızda?


Hepsini koyalım bir kenara, size bir konuda taban tabana zıt tarafta kendini gösteren bir kişi, herhangi bir sebep ya da yaşadığı bir durum üzerine büyük ihtimalle sizin haberiniz dahi olmadan günün birinde sizinle o konuda aynı tarafta aynı saflarda yer tutmayacağının "10 yıl garanti"si mi vardır elinizde? Kazanmak için kazımak gerektiği gibi kazısak belki aramızdaki o gerçekliği bile şüpheli nefreti, arkada gizlenmiş şanslı sayıyı birlikte bulacak ve gerçek birlikteliğin hazzına ulaşabileceğiz.

Zaten kendimizden başka kimsenin olmadığı bir ortamda önümüzdeki o soğuk ekran üzerinden hayatımıza aksettirdiğimiz ve yaşadığımız hislerimiz, yine o insanlara yansıttığımız duygularımız ne derece gerçek ve "üzerinden büyük büyük yorumlar çıkarmaya değer" olabilir?

Beni hiç birşey üzmezdi, şu başlığın bu kadar öksüz bırakılmasının üzdüğü kadar.

Ama ben umutluyum ülkemden, ülkemin güzel insanlarından ve ülkemin güzel geleceğinden. Maçlarda bazen bağırırız birbirimize, ama sadece bağırır çağırırız ama henüz yüzüne bile bakmamışızdır o hengamede, ama maç bitince 100 metre ileride birbirimize adres sorar, tam bilmesek de elimizden geldiğince tarif etmeye çalışırız.
Birlik, beraberliğimizin ve bu başlığın daim olması dileğiyle.

Bir olmakla bütün olabilmenin farkını açık net (özellikle de çok kültürlü bir ülkede) ortaya koyan ifade. bir olunduğunda diğer tüm rakamlar bire indirgenir, sadece birin etrafında toplanılır. öncelikle bütün olunabildiğindeyse tüm rakamlar, renkler bir bütün halinde birbirine saygı duyarak barış içinde yaşar, Gerektiğinde birleşmiş olur, zaten bütün olunabilen yerlerde korkunç suçlar, acımasızlıklar yaşanmaz, yaşandığındaysa herkes sesini böyle bir anda bir olarak çıkarır, karşı çıkar. Elazığ'da yakın tarihte meydana gelen DEPREM’de Türkiyemizin 81 ilinden gelen yardımlar, Arama Kurtarma Ekipleri, hiç bir ayrıştırma yapmadan, birlik beraberlik örneği vermiştir.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a başşağlığı diledi ve Elazığa bu zor günlerde şuandan itibaren uçak dolusu malzeme ile hertürlü yardıma hazırız, diyerek gönüllerde taht kurmuştur. Deprem ile ilgili geçmiş olsun mesajı gönderen ve yardım için hazır olduklarını bildiren ülkeler; Almanya, Yunanistan Kosava, KTCC, Kuzey Mekadonya, İran, Bosna Hersek, Arnavutluk, Avrupa Birliği Letonya, Malezya, Kanada, Pakistan, Rusya, Somali, Moldova, Macaristan, Gürcistan ve Azerbaycan olmuştur.

Ülkede her kesimden insanın Elazığ’a koşup ateistinden yahudisi'ne mağdur müslümanlara kardeşim diye sahip çıkması buna en güzel örnekti. He birlik beraberlik gibi bir ifadenin olduğu müslüman arap ülkelerindeyse ortaya konan tepkisizlik manidardı. Gerçi bunun benzeri bin tane olay meydana geldi say say bitmez!

 

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindirTeşkilat-ı Esasiye Kanunundan bu yana Türkiye anayasasında yer alan, TBMM'de kürsünün arkasındaki duvarda tamamı büyük harflerle yazılı bulunan ve Türk milleti adına Türkiye'nin kuruluşunu ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temel dayanağını oluşturan ilkedir.

Olmayalım ayrı gayrı,Gelin dostlar bir olalım.Yoktur birin birden farkı,Gelin dostlar bir olalım.

 

 

30/01/2020 - 13:13
Muammer Özel
0 Yorum
2244 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net