Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > Muammer Özel > Vicdanlı insanların nesli hiç tükenmesin...
Vicdanlı insanların nesli hiç tükenmesin...
8/03/2020 - 09:38
Muammer Özel
0 Yorum
3429 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
Sonsuza Dek Sürdürülebilir Tarım Derneği
MUTLULUKLARI PAYLAŞARAK ÇOĞALTMAK, ÜZÜNTÜLERİ DE PAYLAŞARAK HAFİFLETMEK İÇİN EL ELE
Ah demeden, vah demeden. Doğruyu bulmak için, dua…
Üvey Evlat Muamelesi…
Vicdanlı insanların nesli hiç tükenmesin...
Dünya Nereye … Biz Nereye…
Daha adil ve sürdürülebilirliği olan bir yaşamı istememiz!

NASÎHAT

Ey dünyaya gelen kişi 
Ölenleri görmez misin?
Kahkahayla gülen kişi 
Kara yere girmez misin

İster bey ol ister paşa 
Âdem gibi bin yıl yaşa
Ecel gelir birgün başa 
Kara yere girmez misin

Zevk ü safâya aldandın 
Nefsin hîlesine kandın
Dünyâ sana kalır sandın 
Kara yere girmez misin?

Soyacaklar elbiseni 
Koyacaklar kabre seni
Boş geçirme nefesini 
Kara yere girmez misin?

Eyy Dünya’yı yöneten Liderler…

Dünyaya gelen kişiler, Ölenlerin bir hiç uğruna öldüklerini görseydiler ve idrak edebilseydiler, sizlere ne derlerdi?

O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi gök olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.

(Bunun üzerine:) Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi. Âdem onların isimlerini onlara anlatınca: Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.

İnsan bedenini oluşturan 60-70 kiloluk et ve kemik kütlesinin özü başlangıçta bir damla suda toplanmıştır. Akıl sahibi, duyan, gören, işiten ve vücut yapısı olarak oldukça kompleks bir yapıda olan insanın bir damla sudan meydana gelmesi şüphesiz ki olağanüstü bir gelişimin sonucudur. Bu gelişim ise, elbette başıboş bir sürecin, rastgele oluşan tesadüflerin değil, Allah’ın yaratmasının bir sonucudur.

İnsan yemeden, su içmeden yaşayamaz.Yemek yemeden hayatta kalmanın süresi, vücut ağırlığına, genetik özelliklere, diğer sağlık sorunlarına ve en önemlisi vücudun ne kadar susuz kaldığına bağlı olarak değişir. Sıvı ve yiyecek olmadan insanlar genellikle 10 ile 14 gün içinde ölürler.

            Günümüz insanının en büyük sorunu; Yüzyıllardır aynıdır. bir kısmı bir türlü nasıl sömürüldüğünü, diğer kısmı ise nasıl sömüreceğini bilemez.

  • nasılsın abi? Allah'a şükür sömürülüp gidiyoruz işte.

"İlim Çin'de bile olsa gidiniz."Hz. Peygamberimizin yaşadığı dönemi göz önüne alınız ve sonra Çin’e gitmeyi düşününüz. Olacak iş değildir. Bu sözde, o kadar uzak bir yer, hedef olarak  gösterilmiştir ki, “Çin’de bile olsa gidip alınız” diyerek, “bilimin ne kadar önemli olduğu” anlatılmak istenmiştir.

Şükretmek, hayalleriyle kurduğu dünyanın penceresinden gerçekleri gördükçe tahammülsüzlüğü artar ve bu tahammülsüzlük psiko-sosyolojik bunalımın temel faktörüdür.

Kendine istediklerinin peşinden koşarken, kendinden istediklerinin farkına varamaması, bunların arayışına girmemesidir. İnsana lâzım olanlar üzerinde kafa patlatmaktan, gerçekten insan ne demek merak etmemesidir. Karman çorman olmuş kavramlar üzerinde yükselen düşünce yapısından mütevellit hayatı gerçekçilikten uzak yaşamasıdır. Ağır bir sorumluluk getireceği için, kendisiyle yüzleşmekten, kendisini tüm kusurlarıyla kabul edip onları tamir etmekten, bilmeden kendi mükemmelliğinden kaçmasıdır. Yani aslında modern insanın kendisidir en büyük problemi. Hani nasıl der özdemir asaf: "..ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başında bir düşman vardı. Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum."

Allah, insanoğlunu doğru bilgiyi öğrenme yetkisi ve donanımı ile donatmıştır. Hz. Peygamberimizin yeryüzüne halife oluşunun bir alâmeti budur. İnsanoğlunun Müslüman olup olmaması ayrı bir meseledir. Şüphesiz Müslüman doğru bilgiye daha çok koşmalıdır. Fakat günümüzde maddeye ait doğru bilgiler Müslüman olmayanların ellerindedir. Bunu teslim edelim. Çünkü onlar istiyorlar, onlar arıyorlar. İstidat lisanıyla onlar duâ ediyorlar. Allah da onlara veriyor.

Müslümanlara gelince... Ellerindeki dinde, doğru bilgiyi almakla ilgili sayısız emirler bulan Müslümanlar, bu konuda Müslüman olmayanlardan geri durumdadırlar. Bunun cezasını da geri kalmışlıkla ve ileri ülkelerin çantasını taşımakla çekiyorlar. Bu gün İslâm âleminin çektiği sıkıntıların başka bir sebebi yoktur.

Dün böyle değildi. Dün Müslümanlar medeniyetin, doğru bilginin ve gelişmenin üstadı idiler. Fakat bir zaman geldi ki, bilgi aramayı bıraktılar. Seleflerince aranmış ve ulaşılmış bilgileri de bilgi arayan Batı'ya cömertçe ihsan ettiler. Batı'nın Müslümanlardan bilgi almasında bir yanlışlık yoktu. Fakat Müslümanların bilgiye uzak düşmeleri, hiç olmazsa seleflerini takip etmemeleri büyük hata idi. İslâm âlemi bu durgunluğunu hâlâ üzerinden atabilmiş değil. Bu gün hacımızın Mekke’den getirdiği namaz takkeleri Çin malı, tesbih sayaçları Japon malı...

Her Müslüman’a ilgi alanına giren ve istidadının kaldırdığı doğru bilgiyi öğrenmek farzdır. Öğrendiklerini insanlığa hizmet olarak sunmak da sünnettir.

Melekler, ilim ile donanmış Vicdanlı insanlara”duâ ederler, Onları tehlikelere karşı Allah’ın izni ve emriyle korurlar.

Selam ve dua ile... 

8/03/2020 - 09:38
Muammer Özel
0 Yorum
3429 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net