Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > Ali Akkoç > YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
04/07/2020 - 11:55
Ali Akkoç
0 Yorum
287 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
Osmanlıda Kadının Sosyal Durumu

Bazen Hamidiye ile birlikte bazen başka gemilerle Karadeniz’de devriye görevi yapmış Rus donanmasına karşı Emniyet Sağlama görevini gerçekleştirmiştir. Midilli gemisinin sonu ise Ege denizinde görev yaptığında gerçekleşmiştir. Çanakkale savaşları bitip artık Birinci dünya savaşının sonları yaklaştığında Gökçeada civarlarında demirlemiş bir İngiliz Monutorunu batırdıktan sonra Yavuz Zırhlısı ile birlikte geri dönerken bu sahadaki bir mayına çarparak yaralanmış aynı şekilde yaralanan Yavuz ağır hasarla kurtulurken Midilli kurtulamayıp batmıştır.

Ne tuhaftır ki gemi yavaş yavaş batmasına rağmen Mürettebatı gemiyi terk etmemiş Çoğu zaten alman olan bu mürettebat gemi ile birlikte batarken son söz olarak her şey vatan içindi, yaşasın Almanya diyerek gemileriyle birlikte Egenin karanlık sularına gömülmüşlerdir.

Bu hazin son yukarıda belirttiğim gerçeği yani Midillinin direğinde Türk sancağı dalgalansa aslında mürettebatıyla bir Alman savaş gemisi durumunu batana kadar koruyan bir gemi olduğu gerçeğini çok iyi gözler önüne seren ispat eden bir ifade değil de nedir?

Yavuz zırhlısı aldığı bu hasardan sonra tamir görerek Osmanlı donanmasındaki yerini korumuştur. Yavuz Osmanlı hizmetine girdiği andan itibaren donanmanın sancak gemisi özeliğini kazanmış zaten kendisiyle birlikte Osmanlı hizmetine giren Koramiral souchunen donanma komutanlığı nedeniyle otomatikman sancak gemisi olma özeliğini aldıktan sonra daima sancak gemisi özelliğini korumuştur.

Mondros mütarekesinden sonra Cumhuriyet ilan edilene kadar daha doğrusu Kurtuluş harbi başarıya ulaşana kadar İstanbul’da mahpus tutulan Yavuz diğer Osmanlı donanması gemileri gibi işgalci devletlerin kontrol ve denetiminde demirli kalmıştır. Ancak şurası bir gerçektir ki 1. Dünya harbi sırasında Yavuz Zırhlımızda gerek Karadeniz’den gerek Egede bilhassa Çanakkale savaşları sırasında Marmara’da düşmana karşı görevlerini yerine getirmiştir.

Hatta Çanakkale savaşları sırasında fiili olarak kendisi toplarının ateş gücüyle görev gerçekleştirdiği gibi cephanesi biten Çanakkale kıyı bataryalarına cephanesinden top mermileri göndererekte Çanakkale savaşının başarılı müdafaasına katkılarda bulunmuştur.

Ancak Marmara’da ve Ege sularında İngiliz gemilerinin Marmara’ya yapabilecekleri sızmalarda Yavuz’un ateş gücünün korkutuculuğunda payı olduğu muhakkaktır. Ne var ki bu gemi Osmanlı devletinin eline çöküntü devresinin sonlanmaya başladığı sırada geçtiğinden Osmanlı donanmasına ve devletine olması gerekenden daha az fayda sağladığı muhakkaktır. Bu nedenle Yavuz’un şan ve şöhret sahibi olması Türk halkınca daha fazla benimsenmesi Cumhuriyet devrinde olmuştur.

Cumhuriyet devrinin unutulmaz sancak gemisidir. Cumhuriyet Döneminin bütün tatbikatlarına katılmış dönemin bütün törenlerine iştirak etmiş Türkiye’yi yabancı ülke denizlerinde temsil etmiş bir gemidir.

Genç Türkiye Cumhuriyeti donanması içinde uzun yıllar Osmanlıdan kalma canlı bir hatıra adeta bir deniz gazisi olarak varlığını sürdürmeyi başarmış bir gemidir.1950 yılına kadar hizmet veren bu gemimiz 1930 yılından 1950 yılına kadarda genç Türkiye Cumhuriyeti donanmasının komutan gemisi olarak görev yapmıştır.

Onun tarihte hatırlanmasını sağlayan önemli görevlerinden birisi de 19 Kasım 1938’de Mustafa Kemal’in Naaşını İstanbul’dan İzmit’e nakletmesi icraatı olmuştur. İstanbul’da zafer muhribinden aldığı Mustafa Kemal’in naaşını kendisine refakat eden başta Hamidiye zırhlısı olmak üzere Türk donanmasından bazı savaş gemilerinin eşliğinde İzmit’e naklen Yavuz bu görevinde tüm Türk insanının gönlünde Mustafa Kemal sevgisiyle birlikte bir kez daha sarsılmaz bir yer etmiştir.

Yavuz gemisi ikinci dünya harbi sırasında da Türk donanmasının Amiral gemisidir bu nedenledir ki devrin değişen şartlarına uygun olarak bu gemiye mevcut silahlarına ilaveten yeni silahlarda eklenmiştir.

İkinci dünya harbi sırasında uçakların gemiler için tehlike olmaya başladığı düşünülürse yavuzun uçaklara karşı techiz edilmesi de düşünülecek tedbirlerdendi. Bunun sonucunda Yavuz Krovözörüne 8 adet 3.5 inçlik 12 adet 12 milim çapında uçak savarlar donatılma şeklinde bir modernize yapılma çalışmasının gerçekleştirildiğini görmekteyiz.

1950 yılından sonra Yavuz gemisini Gölcük yakınında Kavaklıya çekilip beklemeye alındığını görmekteyiz. Dünya tarihinin en uzun ömürlü krovözörü olma referansını elinde bulundururken 18 Aralık 1969 ‘da bu geminin makine kimya endüstrisi kurumuna satıldığını görmekteyiz. SAM firmasınca başlatılan söküm çalışmaları neticesinde sökülmeye başlanan gemi 1976’da Doğan firmasının çalışmaları tamamlamasıyla parçalanarak ortadan kalkmıştır.

Devamı yarın…

 

04/07/2020 - 11:55
Ali Akkoç
0 Yorum
287 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net