Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > Ali Akkoç > TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
13/07/2020 - 02:00
Ali Akkoç
0 Yorum
276 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ, İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
Osmanlıda Kadının Sosyal Durumu

Projektörler hala denizi tarıyordu. Dönüş sırasında bir an korktuklarına uğradığını zannetti. Nusret’in çok yakınlarında bir karartı ortaya çıktı. Şüphesiz bu düşman gemisiydi. Personelde gerginlik hat safhadaydı. Projektör ve karartı hızla üzerlerine geliyordu. Kıyıda yakılan bir Türk Projektörü bu gemini projektörüyle çakıştığından Nusret tehlikeden kurtulmuştu. Nusret son sürat yer değiştirdi. Ve bütün hızıyla Çanakkale yönünde yol almaya başladı. Görev başarıyla gerçekleşmişti. Nazmi Bey büyük bir sevinçle Yüzbaşı Hakkı Bey’i tebrik etmek istedi. Ancak Hakkı Bey cevap vermedi. Çünkü Hakkı Bey sözünü ettiğimiz projektörlerin savaşı sırasında yaşana heyecana kalbi dayanamamış, ölmüştü. Olaydan 10 gün sonra müttefik donanması saldırıya geçmiş ve sonuç istenilen şekilde gerçekleşmişti. Saldıran düşman güçleri karşısında kıyı mataryalarımız atışlarıyla müdafaayı gerçekleştirirken düşmen filosunun girdiği Erenköy sularında Nusret’in döşediği mayınlar patlayarak pek çok geminin batmasına sebep olmuş. Bilhassa Fransız filosu ve Fransızlara nazaran az da olsa İngiliz gemileri de mayınlara çarparak boğazın sularına gömülmüştü. Bütün bu gemi batımlarının en önemli sebebi Nusret Gemisinin döşediği mayınlardır. Önce Bouvet 639 kişilik mürettebatı ile boğazın sularına gömüldü. Ardından ona yakın manevra yapmakta olan İnflexible bir mayına çarparak yaralanıp yan yatmaya başladı.  

Ve 3 dakika sonrada İrrestable adlı geminin de yan yatmakta olduğu ve direğinde ayına çarptığını gösteren yeşil filamanın dalgalandığı görüldü. Daha sonra da mürettebatı kurtarılan gemi boğazın sularına gömüldü. 18 Mart günü gerçekleştirilen donanma harekâtında Nusret Mayın gemisinin son anda döşediği mayınlar nedeniyle düşman donanması 3 büyük savaş gemisini kaybetmişti. Bu gemiler İrrestable, Ocean ve Boivet gemileriydi. Bunların dışında düşman İnflexible, Golva, Suffen adlı üç gemide aldığı ağır yaralarla savaş dışı kalmıştı. Sözün kısası İtilaf Güçleri donanması Nusret’in döşediği mayınlar ve kıyı topçu bataryalarının atışları nedeniyle 18 Mart Çanakkale Zaferinin gerçekleştiği gün donanmasının üçte birini kaybetmiş. Nusret Mürettebatı kaptanını şehit vermek pahasına görevini yapmış ve düşman donanması bayraklarını dalgalandırarak Marmara’ya girme hayalinin bir balon gibi söndüğünü görmek durumuyla karşılaşmıştır. İngilizler bu yenilginin suçunu boğazda son keşif uçuşu yapan pilotlarına yüklediler. Ve bu pilotu yargılayıp idam ederek sözde gereğini yapmış oldular. Bu 18 Mart Zaferini sağlamada büyük payı olan Nusret Gemisi ve Mürettebatı Türk Millerinin kalbinde büyük bir sevgi ve benimseme kazanırken, başarısıyla tarihe mal olma imkânını elde etmiştir. Ne var ki İngilizler kendilerine yanlış rapor verdiği için keşif uçağı pilotunu idamla cezalandırıp hatasının bedelini ödettikleri halde biz Türkler yaptığı keşif uçuşu sırasında düşmanın mayınlarımızı temizlediğini görüp boğaz müstahkem mevki komutanlığına rapor eden pilotumuzu takdirde ve mükâfatlandırma da hatalı davranarak onu takdir eder ve mükâfatlandırır hiçbir işlem yapmamışızdır. Ve bu pilotumuz isimsiz bir kahraman gibi unutulmaya terk edilmiş, Çanakkale Zaferiyle ilgili hiçbir programda ve yazılı kaynakta ismi ve icraatı geçirilmeyerek yok kabul edilmiştir. Oysa bu pilotumuzun da 18 Mart Zaferinin kazanılmasında Nusret Gemisi ve Mürettebatı kadar katkısı olduğu şüphesizdir. Ondan ve kahramanlığından bahseden tarihçi ve eser bir, iki kişi dışında hemen hemen yok gibidir. Bu değerli pilotumuzdan köşemizde yayınladığımız bir yazımızda bizim de bahsettiğimizi ve onun hakkında bilgilendirmeler yaptığımızı vurgulamadan geçmek istemiyorum. Bu kahraman pilotumuz ve icraatı o kadar unutulmuştur ki bazı art niyetli çevreler onun bu zafere katkısını ondan gasp edip, rüyalarda görülen evliyalarda mal etmeye yönelmişlerdir. Nitekim Çanakkale’nin ruhi portresi isimli eserde bu pilotun verdiği rapor üzerine Nusret Gemisine verilen görevin müstahkem mevkii kumandanı Cevat Bey’in rüyasında gördüğü işaretlerle ona ilham edilen kutsal bilgilendirmeyle gerçekleştirildiği yazılmaktadır. Ancak bu olayın gerçek sebebinin bu kahraman pilotumuzun verdiği rapor olduğunu bir kez daha vurgularken Çanakkale Zaferini evliyalara mal etmeye çalışan art niyetli insanların bu rüya olayını da aynı amaçla uydurduklarını düşündüğümü belirtmek isterim. Çanakkale Savaşları sürdüğü sırada Çanakkale’de ve boğaz bölgesinde görev yapan Nusret Mayın Gemisini Mondros Mütarekesinden sonra görevden çekilip İngilizlere teslim edilmiş vaziyette görmekteyiz. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşması Lozan’ın imzalanıp İstanbul’un Türkiye Cumhuriyetine geçmesinden sonra bu geminin de devletimizin donanmasına tekrar katıldığını görmekteyiz. Bu gemimiz Türkiye Cumhuriyeti döneminde bir takım isim değiştirmelerine uğramış 1922 den itibaren bir müddet Nusret adıyla anılan daha sonra 1937’ye kadar yardım ismini taşımıştır. 37den 39’a kadar tekrar Nusret adını alan geminin 1939’dan sonra Kaptan Nusret adını aldığını görmekteyiz. 1937 yılına kadar donamada dalış gemisi, 37 -39 arasında keşif gemisi olarak görev yapmıştır. 1955 yılında müze olmak üzere hizmetten çıkarılıp Gölcük’teki donanma üssüne getirildi. Buraya getiriliş amacı müze gemisi yapılması düşüncesiydi. Ancak 1962 yılına kadar hiçbir işlem yapılmadan burada kalan gemi 1962 yılında satıldı. Bu satıştan sonra 1962-1966 arası dönemde kargo teknesi olarak göreve başladı. Hayatını farklı hizmetlerle sürdüren bu gemi 1989 Nisan’ın da Mersin yakınlarında alabora olarak battı. Ama geminin ismi onun Akdeniz sularında bırakılmasını önledi. 1999 yılında kurtarılan tekne Mersin Limanına getirildi. 2003 yılında bu geminin karaya çıkarılarak bir anıt müze haline getirildiğini görmekteyiz. Devamı yarın…

13/07/2020 - 02:00
Ali Akkoç
0 Yorum
276 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net