Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > Sadullah Özcan > Ege Kaosunun Çözümü
Ege Kaosunun Çözümü
05/09/2020 - 00:03
Sadullah Özcan
0 Yorum
687 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
Siyasetteki kısır döngü
Şeytan ayrıntıda gizlidir
Gündemi meşgul etmek
12 EYLÜL’ÜN HATIRLATTIKLARI
Dijital dünya ve hayatımıza etkisi
Batı yakası seçimleri ve Doğu Akdeniz gerginliği
Ege Kaosunun Çözümü

Doğu Akdeniz ‘de verdiğimiz hak mücadelesinde karşımızda olan emperyal güçler oyunlarına devam ediyor. Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının başına leş kargaları gibi üşüşen batı bölgedeki en zayıf ve yönetebilecekleri devletçiklerle iş tutma yolunu seçerken 2003 yılında AB üyesi yapılan Kıbrıs Rum kesimi üzerinden oyunu yönetmeye çabalıyorlar.

Şu an Doğu Akdeniz enerji kaynaklarından paylarını alabilmek için Rum kesiminde kaç ülkenin konuşlandığının sayısı bile belli değil. İngiltere zaten adanın sahibi gibi davranıyor yıllardır. Sessiz sedasız Akdeniz’deki en büyük üssü Kıbrıs’ta tutuyor. Uzun yıllar Akdeniz hâkimiyeti için bu adayı mekân bellemiş durumda.

Ada konusunda üçlü anlaşma nedeniyle Yunanistan ve Türkiye İngiltere ile birlikte garantör devlet statüsünde.  

Doğu Akdeniz enerji yatakları konusunda mücadele kızışınca Kıbrıs Rum kesimi ile üyelik dolayısıyla AB ülkeleri bölgeyi kendi ekonomik münhasır alanlarıymış gibi davranmaya başladığını görüyoruz. Bugün için Kıbrıs’ta Fransa, Rusya, İngiltere, İtalya, Almanya başta olmak üzere ya ekonomik yada askeri faaliyetlerini sürdürmektedir. Bölge ülkeleri Suriye’nin ve Lübnan’ın durumu ortada. Bu konuda en fazla aktif hale gelen ve rahat tavırları ile İsrail’in daha farklı strateji izlediğini görüyoruz.

İsrail’in başarabilirse Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de ki hayali Enerji kaynaklarının vanalarını ele geçirmek. Bugünlerde Suudi Arabistan, BAE ile çok yakın ilişkilerinin yoğunlaşması bu nedenle. Suudi Arabistan ile aralarında uzun yıllara dayanan işlemese de döşenmiş durumda petrol boru hatları mevcut. İsrail’in en önemli hedeflerinden biride öncelikli Musul Kerkük, uzun vadede Asya enerji kaynaklarının vanalarını da kontrol altında tutmak. Hayfa Limanındaki uzun süreli hazırlıklar bunun için.

İsrail bölgedeki terör unsurları PYD-PKK’ya boşuna ekmek yedirmiyor. Bunun açık örneğini Zeytin Dalı Harekâtı sırasında Afrin’de gördük. Ekmek sıkıntısı çıktığında İsrail menşeli özel paketlenmiş ekmeklerin bir gecede oraya nasıl ulaştığını kimse bilmiyor.

Doğu Akdeniz’de son hamle bir süredir bölgede pek adı duyulmayan ABD’den geldi. ABD 33 yıldır Rum kesimine uyguladığı silah ambargosunu sonlandırdı. Türkiye’ye ambargo uygulayan ABD’nin Kıbrıs’a ambargoyu kaldırması bölgede yeni gelişmelere işaret ettiği unutulmamalıdır.

Libya’da ise Rusya, BAE, Suudi Arabistan, Mısır görünümlü İtalya, Fransa ABD güdümlü farklı oyunlar sergileniyor.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken Türkiye’nin peş peşe gelen hamleleri Doğu Akdeniz’de dengeleri sarsmaktadır.

İşte bu noktada Türkiye önüne sürülen Yunanistan kartını bir şekilde- nasıl yaptığı önemli olmadan -devre dışı bırakması gerekecektir. Yunanistan adalar devleti olarak kurulmamıştır. Kara devletidir. Ege açık denizdir.

Bugün Yunanistan ile yaşadığımız gerginliğin kaynağını ve bu çerçevede çözümünü sağlam zemine oturtmak zorundayız. Devletimizin elindeki bilgiler ve belgeler neyi gösterir bilmem. Ama Yunanistan’ın Ege’de bir adalar devleti gibi davranmasının önüne geçilmesi kaçınılmazdır. Ege uluslar arası bir açık deniz statüsünde olduğu ortadadır. En az Akdeniz kadar açık bir denizdir.

Bugün Türkiye’nin iç denizi Marmara Denizi ve bunlara bağlı Boğazlar üzerindeki haklarının ötesinde Yunanistan Ege’de hak iddia edemez. Şu an Yunanistan adalar üzerinde anakara statüsü ile hareket etmektedir. Ana kara sahil boyu ortadadır.

Yunanistan önce şu kararı verecektir; hukuken kara devleti misiniz, yoksa adalar devleti misiniz? Kara devletiyseniz Ege denizinin statüsü ortadadır.  Her adayı ana kara parçası gibi göremezsiniz.  

Yunanistan’ın Ege adalarını ana kara parçası statüsü ile hükümranlık ortaya koyması imkânsızdır. 12 mil konusu açıkça savaş sebebi olacağı ortadadır.

Türkiye Yunanistan’ın daha ileri gitmesi halinde hem Lozan hem de Montrö anlaşmalarında ki Türkiye’yi kısıtlayıcı hükümleri yok saymaya hakkı doğacaktır. Marmara Denizi ile boğazlarda tam hâkimiyetini ilan etme hakkı doğmaktadır. Ayrıca Ege’de de 12 adalar başta olmak üzere Midilli ve Meis gibi Türkiye’ye çok yakın adalara ayrı statü kazandırmak zorundadır.

05/09/2020 - 00:03
Sadullah Özcan
0 Yorum
687 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net