Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > Ali Akkoç > UYGULAMADAKİ REJİMİMİZİN CUMHURİYET OLDUĞUNU SÖYLEMEK NE ORANDA MÜMKÜNDÜR?
UYGULAMADAKİ REJİMİMİZİN CUMHURİYET OLDUĞUNU SÖYLEMEK NE ORANDA MÜMKÜNDÜR?
22/11/2020 - 00:10
Ali Akkoç
0 Yorum
278 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
YAVUZ DEVRİNE KADAR OSMANLI DEVLETİ
YAVUZ DEVRİNE KADAR OSMANLI DEVLETİ
YAVUZ DEVRİNE KADAR OSMANLI DEVLETİ
YAVUZ DEVRİNE KADAR OSMANLI DEVLETİ
YAVUZ DEVRİNE KADAR OSMANLI DEVLETİ
YAVUZ DEVRİNE KADAR OSMANLI DEVLETİ
YAVUZ DEVRİNE KADAR OSMANLI DEVLETİ

Cumhuriyet rejimi kendine hakim olan ana siyasal görüşe göre de farklılık göstere bilecek bir rejimdir. Yani bir Cumhuriyet rejiminde komünist fikirler esas alınır ve hakim kılınırsa o Cumhuriyet komünist bir Cumhuriyettir. Sosyalist zihniyet ve fikirler esas alınırsa o Cumhuriyet sosyalist bir Cumhuriyettir. Hakeza liberal görüşler hakim olursa liberal zihniyet o Cumhuriyette sisteme hakim olursa liberal bir Cumhuriyet teokratik görüşler, teokratik zihniyet hakim olursa o Cumhuriyet teokratik Cumhuriyet olur.

Yine şunu da belirtmek gerekir ki bazı devletlerin yapısı üniter yapıda olur ve o ülkede tek bir idare söz konusu olursa o ülkede ki Cumhuriyete üniter cumhuriyet denirken, eğer ülke de bir federasyon veya konfederasyon sisteminde bir devlet oluşumu varsa o federasyon veya konfederasyon şeklinde ki devlete hakim olan Cumhuriyete de birleşik Cumhuriyet veyahut federasyon yahut konfederasyon cumhuriyet adı verilir. Ancak bu 2. Durumda bu ana cumhuriyet sisteminin altında federasyonu veya konfederasyonu oluşturan devletçiklerde de ayrı ayrı cumhuriyet rejimleri olması kaçınılmazdır.

Bu genel bilgilerden sonra ülkemize döndüğümüzde hemen şunu söyle biliriz diye düşünmekteyim. Kuruluş tarihinden itibaren daha doğrusu 29 Ekim 1923’ten itibaren ülkemizde ve devletimizde bir Cumhuriyet rejimi söz konusudur. O günden bugüne bu Cumhuriyet rejimi üniter bir Cumhuriyet özelliğindedir. Hatta Atatürk tarafından getirilen laiklik ilkesi anayasamızda ve ülkemizde hakim olması nedeniyle ülkemizin Cumhuriyet şeklinin teokratik olması da mümkün değildir. Gerçi demokrat parti iktidarından başlayarak Cumhuriyet rejimimize bazı teokratik sızmalar sokuşturmalar yapılmaya çalışılmışsa da hatta ülkemizin son 10-15 yılında bu tür çabalar arttırılmışsa da ülkemizin laik yapısı hala bozulamadığından ülkemizde ki cumhuriyet hala teokratik özellikte değildir.

Şurası da bir gerçektir ki, 60 darbesinden sonra ki dönemden başlayarak komünist ve sosyalist fikirler faşist fikirler de ülke siyasi sistemimizde ön plana geçirilmeye rejimimize, Cumhuriyetimize etki ettirilmeye çalışılsa da yine de ülkemizde ki Cumhuriyet rejimine komünist, sosyalist, faşist fikirlerin etki ve yön vermesi söz konusu olmamış, Cumhuriyetimiz kendine has Kemalist özellikleri ile devam etmeyi sürdüre bilmiştir. Ancak şunu söyleye bilmemiz gerekir, bütün bunlara rağmen ülkemizde ki Cumhuriyet rejimi hiçbir zaman halkın serbest iradesi ile verdiği oylarla belirdiği temsilcileri eli ile kendi kendisini yönettiği bir idare sistemi olabilmiş değildir düşüncesindeyim.

Çünkü halkımız tam manası ile Cumhuriyet sistemini tanıyan Cumhuriyet sisteminin gereğini yerine getire bilecek özellik de bir halk olamamıştır kanaatındayım. Yıkılan Osmanlının geride bıraktığı kitle üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı vatandaşı olan yeni devletin tebaasının yeni devletin vatandaşı olma bilincine tam manası ile ermediği bir ortamda Cumhuriyet rejimini ilan etmiştir. Cumhuriyetin ilan edildiği dönemde pek çok hanedan taraftarı halife taraftarı hürriyet ve itilaf fırkası taraftarı eski rejimin yarattığı düzenin yani ulama sınıfının toprak ağalarının gurupları ve taraftarları Cumhuriyet ilan edildiğinde doğal olarak Cumhuriyete karşı guruplar olmuşlardır. Önemli bir miktar düşmana sahip düşmandan oluşan bir kitle üzerinde kurulan Cumhuriyet rejimi halka kendini kabul ettirememiş tanıttıramamıştır. Zaten bu nedenle olsa gerektir ki, Mustafa Kemal’in hayatta olduğu dönemde Şeyh Sait isyanı gibi Şeyh Rıza isyanı gibi Menemen isyanı gibi, Hakkari isyanı gibi bir takım isyanlar çıkarak Cumhuriyet devrilmek istenmiştir. Ülke iktidarına ve halkın önemli bir kısmına sahip olan Mustafa Kemal bu tehlikeleri atlatarak ülke bütünlüğünü ve Cumhuriyet rejiminin ayakta kalmasını devam ettire bilmiştir.

Aynı durumun devam edebilmesi için, Cumhuriyet Halk partisini kurmuş olan Mustafa Kemal’in bu çabasına karşılık bu parti ve bu partiye hakim olanlar Mustafa Kemal’in ideallerini devrimlerini tam manası ile Cumhuriyeti kökleştirecek şekilde devem ettiremediklerinden onun ölümünden sonra Cumhuriyet sistemimizde farklılaşmalar başlamıştır. Ortaya çıkan çok partili dönemde Cumhuriyet karşıtları da özellikle teokratik düzen yanlıları da parti kurduklarından zamanla partileri kuvvetlenerek iktidar sahibi olamaya başladıklarında Cumhuriyetimizin sistem ve kaidelerinde farklılaşmalar görülmeye başlamıştır. Bu farklılaşmalar halk kitlesini de bölünmelere uğratmış bu nedenle ülkemizdeki cumhuriyet rejimi seçimi kazanan partinin taraftarlarının seçimi kazanan zihniyetin taraftarlarının rejime hakim olup kendi dışında ki kitlelere istediğini yaptıran bir yönetim şekline dönüştüğü görülmeye başlamıştır. Devamı yarın…

22/11/2020 - 00:10
Ali Akkoç
0 Yorum
278 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net