KALBİMİZDEKİ SEVGİNİN SAHİBİ
06/03/2015 - 12:18

“Allah sevdiği kulunun kalbini, Sevdiği kulunun kalbiyle birleştirir…”
                                                                               Hz. Muhammed (S.a.v)
İçimizdeki sevginin yegâne sahibi olan Allah’ın biz kullarına olan sevgisinin ölçüsü yoktur.
Birbirimizi sevmemizi ister ve sevmeyi öğrenmemiz için nefsimizin terbiyesini gerçekleştirmemize çeşitli imtihanlarla yardımcı olur
Sen çok seven ve sevdirensin rabbim…
Gerçek sevgi Allah’a duyduğumuz sevgidir.
 Nankörleşerek geriye dönmeyen bizi bedbaht etmeyen tek sevgi onun kalplerimize koyduğu sevgidir. Ancak sevdiklerini sevdiklerinin kalplerine düğümler.
Bizleri yeryüzünde barış içinde yaşamak için terbiye edensin Allah’ım…
Karşılıksız sevmek onun bize lütuf ettiği sevgidir. Bizden gelecek olan hiç bir şeye muhtaç değildir.
Biz onun ancak kullarına beslediği her bir sevgi zerresinin ancak milyonda biri kadar birbirimizi ancak sevebiliriz.
Hz. Enes (r.a.) anlatıyor:
  - 'Resûlüllah (s.a.v.) ile beraber bulunuyorduk. Bir ara azı dişleri görülecek şekilde gülümsedi. Sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:
- Ümmetimden iki kişi Allâh'ın huzuruna gelirler. Birisi,
 - Yâ Rab, benim bunda hakkım var; hakkımı bundan al, bana ver, der. Allah Teâlâ da ötekine,
   - Hakkını ver, buyurur. Adam,
 - Yâ Rab, bende sevap nâmına bir şey kalmadı, der. Cenâb-ı Hakk,
  - Baksana, bu adamın sevabı kalmadı, ne dersin? buyurur. Adamcağız,
 - O halde benim günahlarımdan alsın, der. Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bunu anlatırken gözleri yaşardı ve, 'O gün büyük bir gündür. İnsan; günâhının alınmasını ister' dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ hak sahibine,
 - Başını kaldır ve cennete bak, buyurur. Adamcağız,
  - Yâ Rab, inci ile işlenmiş, gümüşten apartmanlar ve altından köşkler görüyorum. Bunlar hangi peygamber, hangi sıddîk veya hangi şehitler içindir? der. Allah Teâlâ ;
  - Bunlar, bana ücretini verenler içindir, buyurur. Adamcağız ;
 - Bunların hakkını kim ödeyebilir? der. Hz. Allah ;
 - Sen istersen bunlara sahip olabilirsin, buyurur. Adam ;
 - Nasıl olur, yâ Rab? deyince, Cenâb-ı Hakk ;
  - Hakkını bu adama bağışlamakla, buyurur. Adam ;
  - O halde ben bunu affettim, der. Allahü zû'l-Celâl hazretleri de;
  - Arkadaşını al, beraberce cennete girin, buyurur.
Sonra Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz ;
- "Allah'tan korkun, Allah'tan korkun ve siz de kendi aranızı düzeltin. Bakınız, bizzat Hazret-i Allah mü'minlerin arasını buluyor." buyurmuşlardır.