BEN VARIM
20/01/2020 - 10:33

           Geçmişin izlerini neden silemiyoruz? Her ne yaşarsak peşi sıra geliyor. Maziyi iyi veya kötü anıları silemiyoruz. Unutmak ne mümkün, sadece ders çıkarıyoruz. Umutların tükendiği anda ben varım diyen oldu mu? Yahut ta elini bir anda uzatıp korkma diyerek hislerinize tercüman olan oldu mu? Suretine baktığı zaman o an halinizi anlayan, sadece susarak ben varım diyerek size hissettiren oldu mu?  Acaba kalbinizin kilidini açtığınızda pişman oldunuz mu?  Yüreğiniz bir yangın yeri halini aldığı anda zamanı geri döndürebilir miyiz?  Hayat boş bir çerçeveden ibaret mi ki,  eski yaşanmışlıkların kalıntılarıyla devam etsin…

Aslında biz sevgi yoksunuyuz. Sevgiyle akan ırmağımız artık durdu. Bu muhabbet deryasını terki diyar eyledik. Sevmeyi,  sevilmeyi, murada ermeyi unuttuk unutturduk ve sonunda unutulduk…

 Saadetli Yaşamlarımıza adeta duvarlar ördük. Özü sözü doğru olan Yunus Emre ‘nin de dile getirdiği gibi;

“Benlik davasını bırak

Muhabbetten olma ırak

Sevgi ile dolsun yürek

Hoşgörülü olmaya bak… “

Genel olarak insanların yapmış oldukları davranışlar benlik davasındandır.  Her zaman ben diyerek duyguları körleşmiş insanlar kişilik bozukluğuna gebe maalesef yaşam şartlarında kendilerine ene ci bir tablo çizmişlerdir. Ne hazindir ki,  hüsrana uğrayan insanların var olduğu bir dünyada yaşıyoruz.  Saklı bir hazine gibi kendi iç dünyamıza gömülüp gidiyoruz.  Pekâlâ, ne zamana kadar böyle devam etmeyi düşünüyoruz.  Hayatı adeta kendimize zehir ediyoruz.  Kendi iç dünyamızla yüzleşme cesaretini gösteremiyoruz.  Her defasında önümüzdeki çitleri aşmak için çaba sarf ediyoruz. Umutların tükendiği anları çok yaşamaktayız.  Muhakkak olanda bir hayır vardır. “ Allah c.c sizin hayır gördüğünüzde şer vardır, şer gördüğünüzde hayır vardır ama siz bilemezsiniz” buyurmaktadır. 

Sınırlı donanımla donatılan her şeye gücü yetmeyen yaşamında yaşadıklarının sonucunun iyi mi,  kötü mü,  güzel mi, çirkin mi olacağını bilemeyen insanın nefsinin kışkırtmasına teslim olarak egosunu tavan yapmasına nasıl izin verebiliyor?  Ağlayarak dünyaya gelen varlığın; ne zaman, nerede, nasıl ne şekilde dünyaya veda edeceğini bilemeyen kişilerin enesini zirveye çıkararak kibirlenmelerine gerek var mıdır?

Kendi iç dünyamızla yüzleşme cesaretini gösterebiliyor muyuz?