YAŞAMA SARILMAK
25/03/2020 - 07:06

Dostoyevski'nin hayatını, yaşadığı dramatik bir olay değiştirmektedir.

 Kendi idam sahnesi...

Çar'ın baskı döneminde, arkadaşlarıyla bir sohbet grubu kurduğu için Dostoyevski yakalanır. İdam isteğiyle  yargılanır.

Mahkemenin sonucunu beklediği gece hücresinden alınır ve kendisine ölüm kararı okunur. İş bununla bitmez, papaz günah çıkartır ve gözleri kapalı halde bir direğe bağlanarak,ölüm müfrezesinin karşısına getirilir.

''Ateş''emrini beklerken gerçek karar bildirilir kendisine...

Aslında mahkeme 8 yıl hapis vermiş,Çar bunu 4 yıla indirmiş,ama ona ders olsun diye böyle bir gösteri planlamıştır.

Dostoyevski''ölümle''tanıştığını, oysa bu sefil oyunda asıl keşfettiği şeyin''yaşam'' olduğunu ifade etmektedir.

Can Dündar'ın birköşe yazısından aktarmaya çalıştığım bu olayı, Stefan Zweig'e göre ise bu idam sahnesinin sonucu şöyle sonlandırılır.

''4 yıl sonra yaralı parmaklarından zincirleri çıkardıkları zaman sağlığı bozulmuş,şöhreti uçup gitmişti.Ama kırık dökük bedeninden her zamankinden daha parlak fışkıran tek bir şey vardı:

''Yaşama sevinci...''

Gerçekten acılarımızdan feyz alarak, onlara katlanarak, ayakta durmaya gayret edip, yaşama sevincimizi ne pahasına olursa olsun, kaybetmemek gerekir.

Nietzche, bir yazısında yaşamla ilgili şöyle der;

''Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar.''

Evet,çare; kafileler halinde gelen her türlübelaya karşı yaşama umudunu kaybetmemektir.Çare; Umutsuzluk her yanı kuşattığında bile, umudun vaktinin geldiğini bilerek yaşama sarılmaktır.