DİDEROT
29/06/2020 - 00:15

  Yıl 1749… Diderot’un kapısı çalınır, evi polis tarafından aranacaktır. Arama yapılır ve yazdığı kitap ve makalelere el konulur ve:

  -Giyinin, der polisler.

  Diderot’u Vincennes şatosuna götürürler. Şato ismine uygun değildir. Orası Fransa’nın en büyük hapishanelerinden biridir.

  Diderot, bir hafta sonra sorguya çekilir. Yazılarını başka isimlerle yazdığı için, sorulanlara “Hayır.” “Ben değilim” dese de, uzun süre hapiste kalmasına hükmedilir.

  XV. Louis devrinde olur bunlar… Diderot’un adını sanını bugün her liseyi okuyan kişi bilir. Diderot’u yakalayan ve tutuklayan, sorguya çekenlerin adını hiç kimsenin hatırladığını sanmıyorum.

  Niye Diderot’tan bahsetmeyi öngördüm. Bugünlerin Türkiye’sinde muhalif kabul edilen yazarların tutuklanması aynı özelliği taşımasındandır.

  Keşke, yazarların, düşünürlerin gözaltına alınmaları, tutuklanmamaları ve hapsedilmeleri gibi olaylar Türkiye için anlamını yitirseydi.

  Yüzyıllar önce olanları bugün okul kitaplarında çocuklarımıza okuturken, Diderot’u devrimci diye tanıtıyoruz. Diderot’u tutuklayan komiseri ve cezasını veren yargıcı adını sanını belleyen yok.

  Temennim, Türkiye’mizde yazar ve düşünürlerin fikir suçlarından dolayı tutuklanmadığı bir ülke niteliğine ulaşmasıdır…

 

Kaynakça: Yeni Krallar ve Yeni Soytarılar adlı kitap