YAKIN TARİHİMİZDE ROL OYNAMIŞ İZLER BIRAKMIŞ ÜNLÜ ASKERİ VE SİVİL GEMİLERİMİZ
30/06/2020 - 00:21

Yalnız bu gemilerden Goeben Birinci Dünya savaşından sonra Türk denizcilerinin kullanım ve yönetimine geçebilmiş bilhassa cumhuriyet döneminde kullanımı ile Türk halkının kalbinde yer bulup en üst düzeyde sevgi sahibi olabilmiştir.

Türk halkı adına marşlar türküler yazdığı ender gemilerden birisi de Goeben adıyla gelip yavuz adıyla kalplerimize demirleyen bir gemi olmuştur.

Goeben ve Breslau adıyla gelen bu iki geminin almanlar tarafından Çanakkale’ye gönderiliş aslında ittihat ve terakki fırkasının en önemli lideri Enver paşa ile Almanya yönetimi ve genelkurmayının anlaşarak gerçekleştirmeye koydukları Osmanlıyı birinci dünya savaşına sokmaya yarayacak bir oldubitti senaryosu gereği gerçekleşmiştir. Enver paşa ittihat ve terakki fırkası birinci dünya harbi öncesinde Osmanlı devletinin gerçekleşmesi kaçınılmaz olan birinci dünya savaşında Almanya’nın bulunduğu cephede savaşa katılması bu sayede savaş sonunda Osmanlının daha karlı çıkacağı fikrinde oldukları kesindir.

Zaten Almanya’nın yöneticileri ittihat terakki fırkası üzerindeki etkileriyle bilhassa körükledikleri Pan Türkist fikir akımıyla ittihat terakki yöneticilerini bilhassa Enver Paşayı kendi saflarında savaşa katılmaya ikna etmiş durumdadırlar. Üstelik İngiltere hükümeti de Osmanlı hükümetinin kendinden uzak tutma gayretiyle bilhassa daha önce sözünü ettiğimiz sultan Osman ve Reşadiye ismiyle ısmarladığımız savaş gemilerimize el koyup paralarını ödemiş olmamıza rağmen bize teslim etmemesiyle Osmanlıyı Almanların safına itmiştir.

İngilizler savaş sonunda galip geldiklerinde paylaşmak istedikleri toprakları elinde bulunduran Osmanlı imparatorluğunu kendilerine müttefik kabul etmemekte peşin hükümlüdürler. Çünkü Orta Doğudaki Osmanlı topraklarını ele geçirmek azmindedirler. Bu yüzden Osmanlının Aman müttefiki olması için gerekli zeminin hazırlanmasında ellerinden geleni yapmışlar. Almanların Osmanlıyı kendi saflarında harbe dahil etmelerini adeta kolaylaştırmışlardır.

Nitekim İngiltere parasını ödediğimiz sultan Osman ve Reşadiye savaş gemilerine el koyup bize vermezken Almanya onlarla aynı seviyedeki Goeben ve Breslau savaş gemilerini bize göndererek Osmanlı devletini kendi saflarında bu nedenle kolayca Birinci Dünya Harbine dahil edebilmiştir.

Zaten çok önceden Almanya safında savaşa katılmaya kararlı Osmanlı genel kurmay Başkanı Enver paşanın bilgisi dahilinde yukarıda sözünü ettiğim seremoni ile Osmanlıya dahil edilen Goben ve Breslava Türk sancağı altında yanında Osmanlı donanmasını da sürükleyerek Karadeniz’e açılıp Karadeniz’deki Rus limanlarını bombardıman edince Osmanlı Birinci dünya savaşına girmek durumuna düşmüştür. Bu nedenle Goben ve Breslava yani Yavuz ve Midilli Zırhlıları Almanya’nın bizi kendi safında harbe sokmasında bir vasıta bir vesile olmuş iki gemi olarak tarihimizde yer bulmuşlardır. Osmanlı devleti Çanakkale boğazından içeri alarak satın aldığını belirtip sözüm ona donanmasına kattığı Goben ve Breslava gemilerinin isimlerini de değiştirmiştir.

Gobene nazaran daha büyük yapıda olan Breslavo gemisinin adı Midilli yapılırken Goben Yavuz Selim veya kısaca Yavuz ismini almıştır. Yavuz Sultan Selim Osmanlı tahtında ümmetçi, hilafetçi zihniyetin kurucusu ve temsilcisi olarak tanınan hatta acımasızlığı ve kan dökücülüğü ile tanınan bir padişahtır. Osmanlı tarihinde bir hatırlama yaparsak Avrupa devletleriyle hiçbir zaman gerçekleşmemiş ama iki büyük Türk imparatorluğunu yani safevi ve Memluk imparatorluğunu yenip onların topraklarını Osmanlıya dahil etmiş bir padişahtır.

Safevi devletinin tam manasıyla yok etmeyi başaramamış olan Yavuz Sultan Selimin Bölgedeki yerel feodal Kürt yöneticilere tanıdığı bazı haklarla onları bölgedeki Türk halka üstün duruma getirdiği yolunda iddialar olduğu da unutulmamalıdır. Hatta bazı iddia sahiplerine göre Anadolu’da Şii Türkleri bol miktarda katlettiğinden Anadolu’daki Türk nüfusun azalmasına bu yolla Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da Kürtlerin Türklere oranla nüfus artışı sağlamasına sebep olduğu yolunda beyanlarda mevcuttur.

Yine bir oranda Mısırda Türk devleti diyebileceğimiz Memlük devletine son vermesi ve buradaki Abbası hilafetinin Osmanlılara geçmesine sebep olması da onun Osmanlıyla başlayıp bugünlere kadar devam eden Türklük sahasındaki Ümmetçi zihniyetin hilafetçi rejimin başlatıcısı olduğunun kabul eden çevrelerde olduğu söylenebilecek bir durumdur.

İşte bu nedenledir ki gerek Osmanlıda gerek Türkiye Cumhuriyeti zamanında Yavuz Sultan Selim adının bir yerlere verilmesinde mutlaka onun ümmetçi zihniyeti temsil etmesinin kan dökücülüğünün hatırlandığı düşünülebilecek bir durumdur. Devamı yarın…