ÇIKRIĞIN GICIRTISI
03/09/2020 - 00:18

Geçip giden yılların getirmiş olduğu yaşanmışlıklara harcadığımız kaybolan zaman… Hayatın bize sunduğu olanaklar bizim ise değere bindirmediğimiz her şeyden vazgeçerek pişmanlıkla boğuştuğumuz içimizi hüzünle doldurduğumuz zaman… Hayatımızdan göçüp giden zamanı geri alabilir miyiz? Ömrümüzü boşa geçirdiğimiz yıllar. Yapmak isteyip de bir türlü yapamadığımız veyahut cesaret edemediğimiz anlarımız…

Özlemlerimiz vardı belki de, isteklerimiz hasretle beklediğimiz sevdiklerimiz. Değer vererek sabır terazisini dengede tutmak isteyip fakat başaramadığımız yılların bize verdiği imkânlar. Biz böyle istemezdik elbette her şey ayarında ve dozunda olsun. Rüzgâr ters yönde esmesin fırtınalı havayı solumayalım diye düşünürdük. Hayatın bizlere sunduğu zor yılların geçidinden her insan gibi bizlerde geçtik. Bizlerde acı tatlı hatıraların yaşanmışlığına yüz sürdük. Sormadık kendimize, sorgulamadık kendimizi hayat bizi nereye sürüklüyorsa oraya doğru yol aldık. Doğru ya da yanlış ne varsa hepsini yaşadık. Geçip diden zamanı umursamadık, aldırmadık belki de kimimiz teraziyi dengede tutmayı başardı. Masaldaymış gibi uyuduk kendi aklımızın irademizin peşinden koşarak hareket ettik. Şimdi arkamıza bakıp geçen yılların acısını yaşıyor her şeyi kıyaslayarak yaşam sürüyoruz.

Biz böyle olsun istemedik. Denizin derin suyuna kapılıp gitmek istemezdik ama önümüze öyle şeyler çıkıyor ki bazen ne yapacağımızı şaşırıyor her şeyi birbirine karıştırıyoruz. Kafamız allak bullak oluyor.  Yitip giden zamanın sancısı yüreğimizi dağlasa da efkârına yenik düştüğümüz hayatın tabanına ayak bassak da güzel anılarımızın olduğu yaşanmışlığın unutulması asla mümkün değil. Unutulmaya yüz tutmuş siyah beyaz fotoğraf kareleri gibi gözümüze görünen bizi hüzünlendiren seneler bir hayli fazla evvela bizi en çok düşündüren geçmişte var olan yaşantıdır. Hayattan aldığımız dersler ve tecrübe edindiğimiz zaman içinde bize vermiş olduğu imkân ve olanaklar ile geçirdiğimiz her anın kıymetini bilemedik. Şöyle arkamıza dönüp baktığımız da kendi içimizde muhasebe ettiğimizde geriye kalan birçok keşke dediğimiz anların olduğu aşikâr.

Boşa geçen zaman yoktur; boşa harcanan zaman vardır. Zamanı başa sarabilir miyiz? Unutabilir miyiz tüm iyi ya da kötü şeyleri öyle bir an gelir ki her şey bize boş gelir. O an kaybedilen ömürdür. Akıntıya kapılır yüreğimiz yılların bize sunduğu en hüzünlü anı Paul Auster’inde dile getirdiği gibi “Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna değmediğini gördüğün andır. Ve en büyük kaybın ona harcadığın zamandır”

Geciktirilmiş sözler,  cesaret edemediğimiz itiraflar, askıya aldığımız hayaller, tüm her şey yapamadığımız için pişmanlık içerisinde boşa geçen zamanın bize olan getirileridir. Ömrümüzü boşa harcadığımız yıllar bir insanın heybesinde bir yara izi olarak kalır. Hayatımızda her şeyin telafisi vardır. Ayların, yılların mevsimlerin bile ama geçip giden zamanın telafisi yoktur.