Peygamberimizin Doğumunun 1446. Yıldönümü Programı Düzenlendi
4-12-2017

Bandırma EnerjiSA Fen Lisesi Bengi Projesi kapsamında “Peygamber Efendimizin doğumunun 1446.yıldönümü” nedeniyle Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi konferans salonunda program düzenlendi.

Program öncesi, saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından EnerjiSA Fen Lisesi Müdürü Mahmut Bakır açılış konuşması yaptı. Daha sonra Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alparslan Durmuş, günün anlam ve önemini belirten konuşmalarını gerçekleştirdiler.

Programa, Bandırma Kaymakamı Günhan Yazar, Erdek Kaymakamı Ekrem Çalık, Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alparslan Durmuş, Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, Bandırma İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Kılıçgil, Bandırma İlçe Emniyet Müdürü Ali Haydar Kılıç, kurum müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Konuşmaların ardından Bandırma EnerjiSA Fen Lisesi Peygamber Efendimizin doğumumun 1446.yılı nedeniyle öğrencilerin hazırlamış olduğu programa geçildi. İlk olarak Şair Dursun Ali Erzincanlının “Üveysin Aşkı” adlı şiiri lise öğrencisi Berna Çevik seslendirdi. Daha sonra ilahiler, şiirler, peygamber efendimizin hayatından kesitler ve semazen gösterimin ardından program sona erdi.

Saadet asrının güneşi tüm dünyayı aydınlattı

Bandırma EnerjiSA Fen Lisesi Müdürü Mahmut Bakır konuşmasında şunları söyledi. “Peygamber efendimiz Muhammed (s.a.v) insanlar içinden seçilmiş, insanlara karşı çok şefkatli ve merhametli bir peygamberdir. Bundan tam 1441 yıl önce insanlık cahiliye devrini yaşıyordu. İnsanlar hak, adalet, dürüstlük gibi kavramları unutmuştu. Güçlü, zayıfı eziyordu. Kız çocuğuna sahip olmak utanç vesilesi olduğundan diri diri toprağa gömülüyordu. 23 yıllık peygamberlik süresi sonunda cahiliye devrini karanlık günlerinden, karıncayı bile incitmekten çekilen insanlardan oluşan saadet asrının güneşin tüm dünyayı aydınlattığını görüyoruz. Bu kadar kısa zaman diliminde, bu kadar büyük değişim mimari, âlemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed (s.a.v) sevgili Peygamberimiz hayatı boyunca insanları aldatmaya yönelik hiç bir iş yapmamıştır. O hiç yalan söylememiş, insanların mallarına el uzatmamış, haksız yere cana kıymamıştır. Sevgili peygamberimiz bir hadisinde bu hususta şöyle dile getirmektedir. Müslüman insanlar, elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir, o sözü bir Peygamberimizin kendi istediğini ümmeti için istemiştir ve bu hususta şöyle demiştir “Hiçbiriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için istemedikçe iman etmiş olamaz”.

Sevgili Peygamberimizin ahlaki vasfından birinde yapmış olduğu bütün işlerinde merhamet duygusunun olmasıydı. Ağzından hiçbir zaman kaba bir söz çıkmamış, hiç kimsenin kalbini kırmamış, her hareketinde merhameti ön plana çıkarmış ve bizlere merhametli olmamızı öğütlemiştir. Sevgili peygamberimizin söylediği ve yaptığı işler hayatı boyunca uyum içinde olduğu için yaşadığı toplumda örnek bir kişi olarak gösterilmiş ve kendisine “Muhammed-ül Emin” denilmiştir.

İnsanlara hangi inançtan olursa olsun sırf insan olduğu için değer vermiştir. Nitekim, bir Yahudi cenazesi geçerken ayağa kalkmış, saygı göstermiş, kendisine cenazenin bir Yahudiye ait olduğu söylediğinde bu kişinin insan olmasına saygı gösterilmesi için yeterli bir sebep olduğunu beyan etmiştir.  Medine'ye hicret ettiğinde orada yaşayan Yahudi bir kabilenin vatandaşlık anlaşması yapmış ve farklı inançlara sahip insanların bir arada yaşayabileceğinin en güzel örneklerini bizlere sunmuştur. Her zaman affedici olmuş, Mekke'nin fethinde daha önce kendisine bir türlü eziyet yapan müşriklere ceza vermek yerine hepsini affetmiştir. Sevgili Peygamberimiz sadece dini tebliğ için vecizeler indirilmiş değildir. İslam dininin yaşantıya aktarılmış şeklinde dünyaya yaşantımızı nasıl şekillendirdiği bize hangi prensipleri ile yerine getirirsek kendimizin toplumda hayat sürdürdüğü insanlarla beraber Rabbimizin razı olacağı bir hayatı onun hayatından öğrenmeliyiz.

Peygamberimizin sünnetinin hayatında yol gösteren bir kandil olmasına ve onun bize öğrettiği İslami prensipleri üzerilerine kadar hayatımızda hapsederek dünya ve ahiret mutluluğumuza vesile olması dileklerimle konuşmamı burada son vermek istiyorum. Yunus Emre'nin dilindeki Aşk peygamberlerin, Mevlana'nın dilindeki rahmet peygamberlerin, Ahmet Yesevi'nin dilindeki Hikmet peygamberlerin, Hacı Bektaşi Veli'nin dilindeki sevgi ve şefkat peygamberlerine selam olsun.

Fen Lisesi tarafından hazırlanan böyle bir programın anlamı daha farklı

Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız’da konuşmasında “Öylesine güzel bir programda bizleri sizlerle buluşturan Bandırma Enerji SA Fen Lisesi, başta kıymetli müdürümüz olmak üzere programın hazırlanmasında emeği geçen tüm idareci öğretmenlerimize ve öğrencilerimize çok teşekkür ediyorum. Bu program için onca işine rağmen Ankara'dan Bandırma’mıza teşrif eden Bakanlığımız Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alparslan Durmuş’a teşekkürü bir borç biliyorum. Geçen yıl ilimizde Valimizin himayesinde başlatılan Balıkesir Eğitimde Niteliği Geliştirme ve İzleme Projesi’nin (BENGİ) dört ayağı var. 1.ayağımız akademik başarımız, 2.’si değerler eğitimi 3.ayağımız sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetler ve 4.ayağımız okul aile birliği, toplum işbirliği. Bizler bugüne kadar birçok İmam Hatip lisemizin hazırlamış olduğu Kutlu Doğum programlarına katıldık. Belki okullarımızın hazırlamış olduğu Kutlu Doğum programları bugünkü kadar anlamlı değildir. Çünkü bir Fen Lisesi tarafından hazırlanan böylesine bir programda olmaktan da ayrı bir anlam veriyor. Öğrencilerimizin sadece akademik başarılarının yanı sıra sosyal, kültürel sportif, sanatsal faaliyetlerde de ön planda çıkması, böyle güzel faaliyetlerde yer alması bizler için de gerçekten gurur vesilesi. Ben bu anlamda öğrencilerimizi ve kıymetli öğretmenlerimize tekrardan teşekkür ediyorum. Branşım edebiyat, Peygamberimizin Kutlu Doğumu ile ilgili benden ziyade sayın başkanımızın anlatacak çok şeyi var. Haddim olmayarak bir şey söylemek istemiyorum. Sadece bizim de projemizin içinde yer alan değerler eğitimi ile ilgili şu hususa değinip sözlerimi tamamlayacağım. Değerler eğitimi ile ilgili bir şeyler vermeye çalışıyoruz, en büyük rol modelimiz, en büyük değerimiz peygamberimizin en önemli ünvanı “Muhammed-ül Emin” güvenilir olan peygamber, çünkü yaşadığı dönemde öyle biliniyor. Ama şu an onun ümmeti olan bizler, Peygamberimizi anmaktan ziyade anlamaya ihtiyacımız var. Eğer bugün o peygamberin mensubu olan dini ve mensubu olan bizler bu komşusu açken bir zamanlar tok yatamayan toplum bugün komşusunun gözünün yaşından habersiz…

İnsan bir zamanlar yediği üzümün parasını asmanın dalına takmadan ayrılmayan, bir toplumun mensuplarına bugünü artık çekler, senetler, banka sözleşmeleri fayda etmiyorsa; O güvenle ilgili veya Peygamberimizi anlama ile ilgili bazı şeyleri sorgulamak zorundayız. Müslümanlar ancak kardeştir, dinin mensuplarıdır. Bugün dünyaya baktığımız zaman en çok gözyaşı, en çok birbirini öldüren insanların olduğu coğrafya İslam coğrafyası ise bazı şeyleri bu anlamda sorgulamak zorundayız. İnşallah sizler sayesinde, siz değerli gençler sayesinde bu değerler eğitimi ile ilgili yarınları bu günümüzden çok daha güzel olacak ve buna yürekten inanıyorum”.

 

Peygamber efendimiz yetim olarak doğmuştur

Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alparslan Durmuş’da yaptığı konuşmada şu sözlere yer verdi. “Biliyorsunuz ki bizim ahlakımız da Hz. Peygamberimiz de veya din ile konuşulacaksa öncelikle ham hamdele ve salvele ile başlanır.Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile alakalı anmaktan çok anlama ihtiyacı var. Bu anlamda ben onun ümmetinden onun yolundan gitmeye çalışan biri olmaktan öncelikle Allah'a hamd ediyorum. Zira Cenabı Rabbim ve bu dünyayı geceleri gündüzleri, gündüzleri gecelere takip ettirmek suretiyle bizim için birçok nimet ile yaratmış bu yaratmış olduğu mahlukat ile beraber bizlerin canlı cansız mahlûkatın bu dünyada bir şeylerin bir medeniyete kavuşturmak için dünyaya bize göndermek suretiyle bunların önünü açmış hamdolsun şükürler olsun.  İçimizden bizim gibi biri,  çarşıda, pazarda dolaşan, alışveriş yapan, yemek yiyen, evlenen, çoluk çocuğu olan biri. Peygamber Efendimizin ismi olan Mustafa’nın anlamı ise “Seçilmiş” olan süzüp seçerek bize mesajı iletmesi için, taleplerini bildirmesi için göndermiş hamdolsun ve içimizden olan insan aslında her yönüyle bize örnek olmuş. Mesela, doğduğunda babasız yetim olarak doğmuştur.  Özellikle Mekke gibi bir yerde dönemin ortamını bilenler, hatırlayanlar hatırlasın lütfen Mekke'de korkunç karmaşa Kaos durumu hâkim.  Güçlüler güçsüzlerin karşısında, güçlüler sürekli ezmekten böyle bir toplum içinde Resulullah aleyhissalatu vesselam Resulullah yetim doğuyor, yetim olan çocuk daha sonra öksüz büyüyor.  İçimizden birisi, içimizden birileri gibi annesini kaybediyor. Öksüz kalıyor, daha sonra gündelik hayatındaki muameleleri ile, insanlara sunduğu örnekleriyle insanlardan kendisini seven sevmeyen, kendisinden hoşlanan hoşlanmayan, herkesten şu şahadeti almış bir adamla karşılaşıyoruz. O güvenilirdir, ona bırakın o bunu emniyetle saklar dedikleri bir insandan bahsediyoruz. Emin birisinden bahsediyoruz, o güvenin unsuru olan daha sonra, Hazreti Hatice ile bir izdivacın söz konusu oluyor. Beraber güvenliğinden kaynaklanan bir ilişki biçiminde sonunda Hazreti Hatice kendisine evlilik teklif ediyorlar ve evleniyorlar.  Daha sonra Hazreti Hatice ile evliliğinden doğan bütün çocukları Rukiye, Ümmü Gülsüm,  Zeynep,  Abdullah, Kasım’ın hepsi Hazreti Peygamber hayatının farklı safhalarında, farklı aşamalarında kaybediyor ve yarı bir baba adeta imtihanın en acılarını Allah'a idrak ediyor. Allah hiçbir anneye, babaya evladının acısını göstermesin. Bir babanın, bir annenin evladını kaybetmesi ne demek olduğunu Allah kimseye yaşatmasın.En önemli kayıplarından bir tanesi ise hayat arkadaşlarını kaybetmesi, Hazreti Hatice'yi kaybetmesi yani en sevdiği eşi. Daha sonra bir sonraki evliliklerinden olan Hazreti Ayşe’nin şöyle bir sözü var, der ki “Ben hayatımda Hatice kadar hiç kimseyi kıskanmadım”. O derece sevdiği ve hiçbir zaman hatırasını unutmadığı eşini kaybediyor”. Serhat Barış