AK PARTİ DE ÖNCELİKLİ HEDEF BALIKESİR VE BANDIRMA
5-12-2017

Her birimizin yaptığı görev diğerinden daha önemli

Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı ve Ak Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız konuşmasında önemli konulara değindi. Yıldız“Teşkilatımız da bize çay getiren kardeşimden tutun ki Cumhurbaşkanımıza, Kurucu Genel Başkanımıza varıncaya kadar bu zincirin halkaları, her bir halka diğerinden daha önemli, bunu kendinize önem arz edin. AK Parti'nin istikrarının, istikbalinin Türkiye'nin istikrarını ve İstiklal ile artık eş anlama geldiği için söylüyorum. Her birimizin yaptığı görev diğerinden daha önemli. Bandırma İlçe yönetiminde şu ana kadar görev yapmış olup da bundan sonra da bayrak değişimini bir başka arkadaşımıza devredecek olanlara canı gönülden teşekkür ediyorum.

Engellilerimizi bir gün değil 365 gün hatırlamalıyız

Bundan önceki dönemlerde çalışmış olduğumuz gibi milletvekili arkadaşlarımızla tam bir istişare ve bütünlük içerisinde Balıkesir milletvekillerimizle birlikte çalışıyoruz. Kendilerine, yaptıkları hizmetlerinden dolayı Ankara Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görevlerinden dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum, takdirle izleniyor değerli arkadaşlarımız. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü Bandırma mızda Balıkesir’imizde, Edirne'den Kars'a, Sinop'tan Hatay'a varıncaya kadar Türkiye'nin dört bir yanında bulunan bünyesi vücudunda engelli ama yüreğinin hiçbir engel tanımadığı kardeşlerimizin yalnızca bir gün değil 365 gün içerisinde engel tanımayan yürekleri yanında olduğumuzu hem hükümet olarak hem AK Parti olarak 15 yıldır çalışmalarımızda gösterdik bundan sonra da bu çalışmalar devam edecektir.

Partimiz her yıl gittikçe yükseliş kaydediyor

AK Parti'nin istikrarı Türkiye'nin istikrarı ile eş anlamlıdır. 3 Kasım 2002'den bu yana AK Parti'ye 6 ay bir ömür biçtiler. Dediler ki; “1 Mart tezkeresinde 2003'ten bu teskereye dayanamaz” dediler. Uluslararası güçlerle beraber mücadele edemez dediler, hamdolsun onu atlattık, faiz ile mücadele edemez dediler. Plan Bütçe Komisyonu'nda o zaman çalıştık. Cumhuriyet yürüyüşleri yapıldı hatırlarsınız, Cumhuriyet yürüyüşlerindeki ana tema şuydu “Siz başörtüyü sokakta, caddede devam ettiriyorsunuz bunu Türkiye büyük Meclisi'ne sokamazsınız. Türkiye Büyük Meclisinde kendisiyle iftihar ettiğimiz Bandırma'nın çocuğu, Balıkesir'in evladı Sema Kırcı kardeşim başörtüsü ile meclise geldi yer yerinden mi oynadı? Başı açık milletvekillerimiz var, başörtülü kardeşlerimiz de var vatandaşlarımızın içinde de olduğu gibi. Biz kimsenin kıyafeti ile uğraşmadan gönüllerine dokunmaya çalışıyoruz. Bakın ondan sonra farklı şekilde parti kapatmaları hepimizin bildiği gibi 27 Mayıs ve muhtıraları farklı vadilerden geçti. Partimizde, her defasında doğru yaptığı için güçlenen, yanlış yaptığı için zayıflayan entellektüel gerçeği ile beraber devam ettik. Biz hep doğru yaparak güçlendik. Kimse kimsenin karakaşına, kara gözüne oy vermez, vermemesi de lazım.  Hizmetlere ve öne sürdüğü hedeflere oy vermesi lazım. Hamdolsun hedeflerimizi bir bir gerçekleştirdik.

Milletvekili Taner Yıldız konuşmasında, ABD’deki Reza Zarrab Davası ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği dekont iddialarına da yer verdi. vardı.

Milletin seçtiği oylarla görev başına gelenlere neden Kayyum atıyorsunuz diyorlar biliyor musunuz? Cumhurbaşkanımız Kars'ta, Ağrı'da, Patnos'ta 6 bin 700 TL çalışan geçici işçi, 7 bin 500 TL çalışan kalıcı işçiye ücret veriliyor. Paran varsa ödeyebilirim kamu bütçesinden aldığı payları Türkiye'nin durumunu bozarak ödeyemezsiniz biz dedik ki herhalde yandaşlarına ödüyorlar onların 200-300 TL verip gerisini istihbarattan aldığımız kaynaklarla götürüyorlar PKK'ya teslim ediyorlar. Bizim verdiğimiz paralarla bu ülkenin askerine, polisine, güvenliğine silah doğrultuyorlar ama bu Kayyum atamak için yeterli bir sebep değil mi? Milletimizin verdiği yetkiyi doğru bir şekilde kullanacağız. Şimdi bazı meseleler vardır, siyasi partiler konusu olmaktan çıkan bazı konular vardır ki ancak seçimlerde siyasi rekabet olarak partiler bulunabilir ama Türkiye'nin birliğine, beraberliğine, bütünlüğüne, tek Bayrağına, tek Vatanına, tek Devletine, tek Milletine eğer isabet edeceği bir tehdit varsa orda siyasi parti ayrımı yapılmaz. Muhalefet, iktidarın yanlışlarını düzeltmek, onun eksik yanlarını onarmak ve eleştiri hakkını kullanmak için vardır. Bir başka ülkenin Türkiye'ye tehdit edilmek için kullandığı halde muhalefet partisi herhangi bir şekilde alamaz, bu tehdidin yanlışı olamaz. Biz kaliteli bir muhalefetle daha kaliteli bir ülke olacağına inanıyoruz ama böyle bir şey yok. Bir CHP milletvekili videolarını izlemiş olabilirsiniz diyor ki “Arap baharı ile beraber başladı Libya'da, şu an Libya beşe bölünmüş durumda. Mısır’da milletin oylarıyla beraber seçilmiş Cumhurbaşkanı hapse atıldı ve savunma haklarını aldılar, demokrasi mi var, başka bir şey mi var onu hep beraber görüyoruz. Suriye bir milyona yakın insanın katledildiği ve bununla beraber yetinmeyip arkasından rakım bölünmeye çalışıldığı tarafımızda 9 tane istikrarı bozulmuş ülke var. Finlandiya'nın, Norveç'in, İsveç'in maşası değiliz. 910 bin kilometrelik Suriye'nin 310 bin kilometresi Irak’ın komşusu yüzünden devam ediyor. CHP Milletvekili “İran'ı gördüğünüz” diyor. Şu an tehdit altında yaptırımlardan dolayı büyük sıkıntılar yaşıyor. Suudi Arabistan izliyoruz, Suudi Arabistan'da artık veliaht prensleri oranın oligarşi işleriyle aynı şekilde tutuklanmaya başlandı, şimdi sıra geldi Türkiye'ye” bunu bir CHP milletvekili söylüyor, böyle bir salon toplantısında söylüyor Trump mu kazanacak Recep Tayyip Erdoğan mı kazanacak? bize göre Recep Tayyip Erdoğan kaybedecek diyor ve salon başlıyor alkışlamaya. Ya arkadaşlar, siz nasıl bir ihanetin parçası olabilirsiniz, böyle bir şey yapılabilir mi, böyle bir şey düşünülebilir mi? Biz herhangi bir seçimde bir sandığın boylarından bahsetmiyoruz Türkiye'nin globalleşen ekonomileri ile beraber ulusala ulaşan politikalarının olduğu bir ortamda doğru davranmaya çalışıyoruz. Türkiye'nin birliğini ve istişaresi ile konuşuyoruz. Bunların bir kısmında bir kısım CHP'li kardeşlerimizi, vatandaşlarımızı tenzih ederek söylüyorum.  Bu ülkede” Recep Tayyip Erdoğan gitsin de yeter ki gitsin, 30 yıl geriye giderse gitsin” diyen insanlar da var. Biz her zaman söylüyoruz, başta genel başkanımız konuşmasında bahsetti, eğer ola ki AK Parti'nin menfaati ile hiç tereddütsüz biz ülkemizin menfaatini düşünürüz. Şimdiye kadar böyle bir şey olmadı, her zaman ülkemizi tercih ederiz.

Hiçbir ülke mahkemesinde Başbakanınızın, Cumhurbaşkanınızın adı nedir diye sorulmaz

Gelelim Reza Zarrab davasına. Cüneyt Özdemir, sosyal demokrat olarak bilinen bir gazetecidir. Şu an Zarrab Davasını takip ediyor. Diyor ki,” 27 yıllık gazeteciyim, birçok mahkemeye girip birçok dava takip ettim. Sakın bu söylediklerimi de Recep Tayyip Erdoğan lehine konuşuyor diye algılamayın. Ama bu işte bir numara dönüyor”. Bakın sosyal demokrat birisi söylüyor bunu, bu normal bir mahkeme değil diyor. Hâkim diyor ki, şu yanınızda bulunan lacivert ceketli, kırmızı kravatlı, beyaz gömlekli, saçını yana doğru taramış kişinin adı nedir diyor. Hakan’ı tanıyor musunuz? Evet tanıyorum. Nereden tanıyorsunuz? Şuradan tanıyorum. Peki, ülkenin Başbakanı kimdir? Recep Tayyip Erdoğan. Onu tanıyor musunuz? Onu da tanırım diyor. Hiçbir mahkemede, hiç bir davada sanık sandalyesine oturtulmuş bir kişi gibi bir ülkenin önceki Başbakanı, şimdi ki Cumhurbaşkanı ile alakalı hiçbir şekilde bir davada böyle bir şey bulamazsınız. Ekonomik suçların, tırnak içinde diyorum ki bunlar ispatlı değil. Biz ambargoyu delmedik, o zamanda hükümette görevde bulunan bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Onlarca ülke İran’dan petrol ve doğalgaz aldı. İran’da üretilen petrolünün yüzde 23’ünü Çin aldı. Yüzde 12’sini Japonya, yüzde 9’unu Güney Kore, yüzde 7’sini Fransa, yüzde 7’sini de Türkiye aldı. Hiç başka ülke ile alakalı böyle bir şey duydunuz mu? Biz ambargoyu delmedik, kurallar ne ise onu uyguladık. Ambargoyu delmiş olan, İsviçre’den üç tane banka, Fransa’dan iki banka, Almanya ve İtalya’dan birer tane banka var. Birine 3,5 milyar dolar ceza geldi, birine 2 milyar dolar geldi. Hiç o ülkelerin Cumhurbaşkanları ile alakalı bu dava görüşülürken bir şey duydunuz mu? O zaman bu işte bir numara var. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklama yaptı. Bu konular için bizden herhangi bir evrak talep edilmedi biz de bir evrak göndermedik diye. İsterse gönderecekler. Peki, niçin siz bu ülkenin siyasi konularını ekonomik bir problemle alakalı onun gerekçesi haline getiriyorsunuz”.Ahmet Türkmen/Serhat Barış