“Dünya Su Günü” Ve Covid19...
25-3-2020

Su hayati öneme sahip ve tüm canlılar için yaşamsal bir haktır !…

TMMOB Jeoloji mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Aysun Aykan; Dünya Su Günü  Dolayısıyla yaptığı açıklamada: Günümüzde Dünyada Suya ulaşılamayan yerler var. Dünya Düzeni Değişmelidir.. dedi.

Su, canlı yaşamı için vazgeçilmez bir maddedir, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere kaynaklık etme özelliği ile ulusların devamlılığı  için yaşamsal bir kaynaktır. Bu nedenle su “insan ve doğa için bir hak”tır .Bütün dünyayı etkisi altına alan Covid19 salgınının yayılmasının önlenmesinde suyun hayati önemini bir kez daha gördük. Dünyayı etkisi  altına alan bu virüs, Devletleri, ekonomiyi, insanları sarstı..Zamanında yapılan uyarılar dikkate alınsaydı belki bu salgın bu kadar büyümeyecekti. Bu yüzden tehlikelere karşı  geç olmadan önlem almamızın önemini bu olayda da gördük. Covid19 salgını bize bir ders vermesi  gerekiyor; Aslında her çeşit afetler insanlığa bir mesaj veriyor. Dünya düzeni  bu tecrübeler  gözönüne alınarak değişmelidir..

Sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sürmesi büyük ölçüde temiz ve yeterli su arzına sahip olmaya bağlıdır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ekonomiye ve sosyal refaha doğrudan katkı yapmaktadır. Diğer taraftan , nüfus ve ekonomik faaliyetler arttıkça birçok ülke hızla su sıkıntısı çeker duruma gelmekte ya da ekonomik gelişmeleri kısıtlanmaktadır. Su kaynaklarını bilinçli  kullanma, ulusal ve uluslararası her düzeyde geliştirilmelidir.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı dünyada giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanmasında teşvik olması amacıyla 22 Mart gününü "Dünya Su Günü" olarak ilan etmiştir.

Ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1400 m3 civarında olup Ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır.Doğanın kendi ihtiyaçlarının artışı ve mülteci,  kayıt dışı nüfusun tüketimi de dikkate alındığında, tehlikenin ne boyutta olduğunu görmek zor değildir. Konu ile ilgili olarak, 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1000 m3/yıl civarında olacağı ve Avrupa Çevre Ajansı‘nın hazırladığı raporda da 2030 yılında Türkiye‘nin pek çok bölgesinde orta ve yüksek seviyelerde su sıkıntısı yaşanacağına dikkat çekilmektedir. Bu durum, Türkiye`nin yakın gelecekte ciddi su sorunları ile karşılaşmaya aday bir ülke olduğunu göstermektedir.

Ülkemizde su kaynaklarımız ve su havzalarımızla ilgili olarak birçok olumsuzluk yaşanmaktadır:

Su havzaları ve beslenme alanlarının sanayi ve kentsel yerleşim bölgeleri haline getirilmesi nedeniyle özellikle yeraltısuyu akiferleri kentleşme ve sanayileşmeden olumsuz etkilenmektedirÜlkemizin yeraltısuyu akiferlerinde aşırı tüketim sonucu bazı yeraltısuyu havzalarında su düzeyleri hızla düşmüş, kıyı akiferlerine deniz suyu girişleri ile tuzlanma yaşanmıştır.Su havzalarının tarıma açılması çok miktarda kimyasal gübre ve kimyasalın, bu sulara karışmasına neden olmuştur.

Ülkemizdeki birçok  su havzalarımıza bakıldığında, kuraklık ve küresel ısınma tehlikesi altında, bu havzalardaki yüzey suları azalacaktır.

Sonuç olarak, sınırlı olan su kaynaklarımız, hızlı ve çarpık kentleşme, nüfus artışı, endüstriyel faaliyetlerinin doğurduğu çok çeşitli katı ve sıvı atıklar, katı atık depolama yerlerinin yeraltısuyu rezervuarlarının beslenme alanlarında seçilmesi, su havzalarının imar planlarına açılması,  yerüstü ve yeraltısuyu kalitesini ciddi olarak tehdit etmekte ve  su kaynaklarımız hızla kirletilmektedir.

Yeraltısularının korunmasına yönelik önlemler getirilmeli, kontrolsüz kuyu açılması önlenmeli, mevcut kuyulara ise ruhsat verilerek kontrol altına alınmalıdır.

Atık sularımız özellikle su kıtlığı çekilen yerlerde yeniden kullanılabilir hale getirilmeli,

Kentleşme, sanayileşme ve tarım politikaları yeniden gözden geçirilerek yüzey ve yeraltısuyu kirliliğine neden olan unsurlar önlenmeli,

 Tarih boyunca insanların ve uygarlıkların gelişiminde en önemli unsurların başında gelen tatlı suların araştırılması,  kamusal bir miras olarak gelecek kuşaklara  korunarak bırakılması yaşamsal bir öneme sahiptir. Suyun tüm canlılar için yaşamsal bir hak olduğundan hareket edilerek, bu yaklaşım temelinde yaşanan olumsuzlukları giderecek  bir “Su Yasası” çıkarılmalıdır.

Suyun hayati önemini, Bütün dünyayı etkisi altına alan Covid19 salgınının yayılmasının önlenmesinde de görürüyoruz. Elleri  sık aralıklarla temiz su ve sabunla yıkamanın gerekliliği konuşuluyorken, dünyada bazı yerlerde temiz su sıkıntısı olduğunu ve hatta suya ulaşılamadığını  biliyoruz..

Belediyelerin  su borcu olsa dahi,  halka  suyu,  Covid19 salgını geçinceye kadar kesinlikle aralıksız bir şekilde vermesi gerekir.

Her yıl milyonlarca  insan  kirli  su  ve yetersiz su kaynaklarından dolayı hayatını kaybetmektedir.Kirlenen bir su kaynağını temizlemek çok zor bir iştir.Bu nedenle su kaynaklarımızın planlı  ve bilinçli bir şekilde kullanılması son derece önemlidir.

/Haber Merkezi