2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Otizm Farkındalık Günü, otizm konusunda bilinci artırmak ve çözüm odaklı çalışmaların teşvik edilmesini amaçlıyor. Ancak uzmanlar, farkındalık oluşturmanın ötesinde erken teşhis, özel eğitim ve toplumsal desteğin artırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Otizm Spektrum Bozukluğu, doğum öncesinde tespit edilemeyen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan nörolojik bir farklılık olarak tanımlanıyor. Son verilere göre her 36 çocuktan biri otizmli doğuyor. Uzmanlar, bu artışın devam etmesi halinde 2050 yılında doğan her iki çocuktan birinin otizm tanısı alabileceğini belirtiyor.
Bandırma İzge Engelli Derneği’nden yapılan açıklamada, otizmli bireylerin %90’ının bir ömür boyu ailelerine bağımlı olarak yaşamak zorunda kaldığı vurgulandı. Otizmin bilinen tek tedavisinin yoğunlaştırılmış özel eğitim olduğu belirtilirken, haftada sadece iki saatlik eğitimin yeterli olmadığına dikkat çekildi.
Otizmli bireylerin topluma kazandırılması için sosyal yaşamda daha fazla yer almaları gerektiğini belirten dernek yetkilileri, ailelerin kamusal alanlarda dışlanma ve eleştirilme korkusuyla çocuklarını toplumdan uzaklaştırdığını ifade etti. Özellikle okullarda, toplu taşımada, park ve alışveriş merkezlerinde yeterli farkındalığın olmaması nedeniyle otizmli çocukların ve ailelerinin zor durumda kaldığı belirtildi.
Açıklamada, otizmli bireylerin örgün eğitimden dışlandığında öfke nöbetleri ve saldırganlık gibi davranışlar sergileyebildiği ve ailelerin çoğu zaman çaresiz kaldığına da dikkat çekildi.
Dernek yetkilileri, ailelerin en büyük endişelerinden birinin, kendi vefatlarından sonra otizmli çocuklarının ne olacağı olduğunu vurguladı. Türkiye’de otizmli bireyler için yatılı bakım evlerinin sayısının yok denecek kadar az olduğu, bu durumun ise aileler için büyük bir kaygı kaynağı oluşturduğu ifade edildi.
Bandırma İzge Engelli Derneği, Nisan ayı boyunca otizm konusunda daha fazla insanın bilinçlendirilmesi gerektiğini belirterek, otizmli bireylerin hayata kazandırılmasının ancak erken tanı, yoğun eğitim ve doğru rehabilitasyon programlarıyla mümkün olabileceğini hatırlattı.
Yetkililer, otizmli bireylerin sosyal yaşamın içinde daha fazla yer alabilmesi için toplumun her kesiminin duyarlı olması gerektiğini vurguladı.
Haber: Serhat Barış