banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

 

Bizim kuşak, dedelerimizin ve ninelerimizin savaş anılarıyla büyüdü. Bizler, dedelerimizden savaş destanlarını dinlerken gururlanır, bazen de savaşın sebebiyet verdiği acı olaylar karşısında ise hüzünlenirdik. Sonuçta BARIŞIN her şeyden önemli olduğunu bilincimize yerleştirirdik.

Çünkü yurdumuzu bağımsızlığa kavuşturanlar, cumhuriyetimizi kuranlar, savaşın ne olduğunu, vatan savunması dışındaki savaşın cinayet olduğunu söylüyorlardı.

Mustafa Kemal Atatürk bunun için “ Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” parolasını işlemişti ulusunun benliğine. Çünkü o, savaşın içinden gelmiş, savaşın değil barışın ülkesindeki insanı mutlu edeceğini biliyordu. ABD Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi Tarihçi, Prof. Dr. Bernard Levis, BARIŞ kavramını Atatürk’ün düşünce ve eylemlerini soran Prof. Özer Ozankaya’ya şöyle der:

“ Barış, Atatürk’te yalnızca bir kavram olarak kalmadı. Bu alanda çok şey yaptı. Önce 1923’teki durum göz önüne alın; karşınızda büyük bir zafer kazanmış, mesleği askerlik olan bir insan var. Batılı sömürgecileri kovmuş, Yunan işgalcilerini defetmiş; kendisine çekici gelebilecek çok şey vardı…”

Neydi Atatürk’e çekici gelebilecek çok şey?

Prof. Levis sıralar:

“ Hemen Güney’de Osmanlının yitirdiği ve karışıklık içerisinde bulunan iller vardı. Suriye’deki Fransız, Irak’taki İngiliz mandaları iyi işlemiyordu; birçok sorun vardı. Güney’deki bu Osmanlı illerini yeniden ülkesine katmak çekici gelebilirdi. Doğu’da, Rusya karışıklık içindeydi. Rus İmparatorluğu yıkılmış durumda, devrim ve iç savaş içindeydi. Enver Paşa’nın yaptığı gibi doğuya yönelmek ve Azerbaycan’ı, Özbekistan’ı içine alan büyük bir Türk Birliği kurmaya çalışmak da Atatürk’e çekici gelebilirdi.

Mesela Yunanistan’a yönelebilinirdi. Kendi doğum yeri Selanik’e bakabilirdi. Zira Yunanistan yenilmiş, Yunan ordusu yıkıntı içindeydi. Bu da Atatürk’e çekici gelebilirdi.

Hayır, Atatürk böyle yapmadı…

Zafer kazanan askerin, daha zaferi sürüyorken; hayır, burada duracağız! Milli Misak sınırların tanıyoruz; artık serüvenlere yer yok, yurtta yapacaklarımız var! Demesi olağanüstü bir davranıştır.”

Evet, o gerçekten olağanüstü bir insandı. Bugün bizler dimdik ayakta isek; kötü politikacıların sergiledikleri hatlara rağmen ayakta kalabiliyorsak, onun bıraktığı mirasların ne kadar sağlam temeller üzerine kurduğundandır.

Evet, yeni bir sonbahar ve yine O’nu kaybettiğimiz hüzünlü bir 10 Kasım.

Onu ölümünün yıldönümünde şükranla anarken, bizlere bıraktığı eserlerin bekçisi olduğumuzu yineleyerek; “ Ruhun şad olsun” diyorum. 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.