banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

 

Kıymetli okurlarım;

Medyada yer alan haberlere göre; T.B.M.M’inde elinde gemici feneri ile kürsüye çıkıp konuşma yapan muhalefet mensubu milletvekili, iktidara mensup meclis idare amirince zor kullanılarak kürsüden uzaklaştırılmış. Sebebi ise konuşmacının elindeki fenerle kürsüye çıkıp bu feneri işaret ederek Deniz Feneri yolsuzluğunun araştırılmasını ima eden isteğiymiş. Haliyle yine medyaya göre bu ima ve istekten rahatsız olan iktidar grubu konuşmacının susturulması kararı çıkarıp kendilerine mensup Meclis Başkan vekilinin kendilerine mensup Meclis İdare Amirinden bunun gerçekleştirilmesini istemesiymiş. Tabii ki bu medya da yazılan haberlere göre elde ettiğimiz bilgidir. Yoksa bu olayda şahsi veya siyasi başka sebep var mıdır? Bunu bilmek ve tespit etmek zordur. Ancak insan temsilcilerimizin birbirini hedef alan bu davranışlarını anlayamıyor, anlamakta zorlanıyor. Bildiğim kadarıyla fener denilen alet ister el feneri olsun, ister gemici feneri olsun, ister deniz feneri olsun insanlara fayda temini için yapılmış veya kullanılma sunulmuş araçlardır. El feneri insanın karanlıkta yolunu gösterir. Keza gemici feneri ise el fenerinden önce kullanıma başlanmış, hatta elektrik ve pillerin bulunuşundan önce, insanlara bilhassa gemicilere ve madencilere karanlıklarda yol göstermek için kullanılmış bir araçtır.

Deniz feneri ise bu ikisine nazaran biraz daha toplumsal amaca hizmet eden bir araçtır. Çünkü o konulduğu deniz kıyılarında veya adalarda, kayalarda yanıp sönerek verdiği sinyallerle tehlikeyi uyaran bir araçtır. Yanıp sönerek görülmeyen kayaları, kayalıkları, dile getirerek gemicileri uyarır ve onların buralardan uzak durmasını temin eder. Haliyle batmalarını parçalanmalarını engeller. Gerçi bu deniz feneri deyimiyle adlandırılan bir yardım kurumu bir dernekte ülkemizde kurulmuş ve faaliyetler göstermiştir. Ancak onun toplumsal amaca bahsettiğimiz yardımlaşma, bir kısım ihtiyaçlılara yardım sağlama faaliyetlerine şüphe ile bakmamıza vesile olacak bazı olaylar medyada dile getirilmiştir. Ancak ülkemizdeki adalet mekanizmasının konusu olan bu tür faaliyetler nasıl değerlendirip ne karar vereceğini zaman göstereceğinden onun topluma hizmet amaçlarını gerçek deniz fenerinin ki gibi değerlendirmemiz zamana kalacak bir durumdur.

Ne var ki tekrar vurgulamak isterim ki gerçek deniz feneri topluma hizmet eder bireysel hizmetten uzaktır. Hatta onun yaptığı hizmet hiçbir şahsa hiçbir gruba ve millete has olmayıp tüm insanlığa ve insanlara yöneliktir. Hangi gruptan olursa olsun hangi ulustan olursa olsun gemileri hep aynı şekilde tehlikeden korur. Bütün bu bilgilerden sonra onun adını taşıyan kuruluşun ve camianın aynı tutumu göstermesini beklemenin tüm insanların, grupların hakkı olduğunu düşünmekteyim. Umarım gerçekten öyledir, öyle olur.

Meclisteki olayda konuşmacının elindeki gemici fenerinin dilindeki deniz fenerinin hasımlarını nedense hala anlayamadığımı vurgularım. Düşündüm, canlıları genel alırsak, fenerden yani onun etrafı aydınlatma görevinden hangi canlılar rahatsız olabilir. Hiç şüphesiz aydınlıktan rahatsız olup yaşam faaliyetlerini karanlıklarda, karanlık ve loş mekânlarda rahat rahat gerçekleştiren böyle ortamlarda kendilerini emniyette hisseden canlılardır. İşin tuhafı bu tür canlılar diğer canlılar ve bilhassa biz insanlar için zararlı faaliyetler yapan bizleri mal ve can açısından zarar veren canlılardır. Bunların insanlar için en az zarar olarak yarasaları, fareleri, köstebekleri, baykuşları ve benzerlerini söyleyebiliriz. Uçanlara tipik örnek baykuşlardır. Zaten vahşi hayvanların bir kısmı da avlanmak için kararlığı seçerler. Yine deniz canlılarının en tehlikelileri karanlık suları mekân kabul ederler. İşte ışıktan bu tür canlılar rahatsız olur. Haliyle ışık onların tehlikeli korkunç faaliyetlerini açığa çıkardığından ışık ve ışık kaynakları onların düşmanıdırlar. Rahatsız oldukları şeylerdir. Fener veya fenerlerde ışık kaynağı olduğundan etrafı aydınlattığından bu tip canlılar mumun lambanın haliyle fenerin ve fenerlerin de düşmanıdırlar. İnsanlarında kötü niyetlileri karanlık yerleri severler. Faaliyetleri için ve saklanmaları için hep bu tip yerleri bu tip mekânları tercih ederler. Mezarlıklar, terk edilmiş kapalı depolar, mahzenler, alt geçitler, tüneller hep bu tip insanların tercih ettiği mekânlardır. Haliyle bu tip insanlarda aydınlıktan ışıktan nefret ederler. Çünkü aydınlık ışık onları açığa çıkaran etkilerini azaltan sıfıra indiren ortamdır. Böyle aydınlanmış ortamlarda canlılar veya insanlar onlara karşı tedbir alıp onları etkisizleştirir veya yok ederler. Bu sebeple bu gibi insanlarda ışık kaynaklarının haliyle bir ışık kaynağı olan fenerinde, fenerlerin de düşmanıdırlar.

Ancak söz konusu olay T.B.M.M’inde olduğuna göre milletvekili hedef alınıp, milletin kürsüsünden yine milletin temsilcilerince ite kaka indirildiğinden insanı daha ciddi düşündürmektedir. Hele olayın sebebi medyada yer aldığı gibi konuşmacının elindeki gemici feneri ve dilindeki deniz feneri nedeniyle gerçekleştiyse durum daha da vahimdir. Bir fenerden rahatsız olanlar, onun getirebileceği aydınlık ortama tahammül edemeyenler milletin demokrasi ateşine onun yaratacağı aydınlık ortama nasıl tahammül edebileceklerdir. Hele bir de bu ateşi canlandırmak ülkeyi demokrasi ışığıyla aydınlatmak iddiasında olup bu amaçla yola çıktıklarını iddia edip milletin desteğini alanlar sönmüş bir fenerden rahatsız olup demokrasi dışı davranırlarsa ülke ve millet olarak demokrasiye ve demokrasi ışığına nasıl kavuşacağız doğrusu bu da düşünülecek yarı bir konudur. Bence kendileri gibi milletin seçtiği bir vekili, muhalefet milletvekilini taşıdığı gemici feneri bir şeyler ima ediyor, bir şeylerin bazı örtülü konuların aydınlatılmasını ima eden fener taşıyor diye, milletin kürsüsünden kolunu bükerek, zorla uzaklaştıranlar, uzaklaştırmaya sebep onlar hatta seyirci kalanlar nasıl demokrasiden söz edeceklerdir. Daha ötesi taşıdığı dokunulmazlık hak ve sıfatına meclis içinde tahammül edemeyip, bu sıfattaki muhalif milletvekili arkadaşlarına bu davranışı reva görenler kendilerinin taşıdığı dokunulmazlık ilkesine sığınıp yargıdan, vatandaş denetiminden hangi sıfatla uzak tutulmalarını isteyecek bekleyeceklerdir. Bir başka deyişle meclis içinde demokrasiye uymayan onu zorbaca ortadan kaldıranlar ülkeye nasıl demokrasi getireceklerdir. Vekiline baskı yapanlar vekâlet verene yani halka millete nasıl katlanacaklardır? Meclis kürsüsünden milletin temsilcisinin, zor kullanılarak indirildiği bildiğim kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk örnektir. Varsa bilmiyorsam diyeceğim yoktur. Benim bildiğim buna benzer bir olay Osmanlı Meclisi Mebusan’ı 16 Mart 1920’de basıldığında görülmüştür. O da kürsüden indirme olayı şeklinde olmuştur. Meclis işgal kuvvetlerince basılmış vekiller tutuklanıp bir kısmı Malta’ya yollanmıştır.

Bu bakından kaçan bir kısmının katılımıyla kurulan T.B.M.M’i kuruluşundan bu yana zor kullanımına bugüne kadar şahit olmamıştır. Bu nedenle medyada yer alan olay bir ilktir. İşin tuhafı böyle bir olay fener gibi bir aydınlatma aracı vesile edilerek milletin en aydınlarının oluşturduğu milletin aydınlatılması konusunda en yetkili kuruluşta gerçekleşmiştir. Fener kimleri rahatsız etti, bilmem ama şahsen böyle bir olay bence milleti topyekûn rahatsız etmesi gereken bir olaydır. Umarım milletim rahatsız olur da bunu yapan vekillerin legal yollardan uyarır. Onların ihlal ettiği kürsü dokunulmazlığını tekrar bir daha ihlal edilmemek üzere tesis ettirir. Demokrasi bunu gerektirir. 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.