banner11

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

 

Kıymetli Okurlarım;

Medyaya bakarsak bilhassa iktidarın davulunu çalan medyayı ele alırsak, ülkemizde her şey tıkırında her taraf güllük gülistanlıktır. Muhalif medyadan söz etmek istemiyorum. Çünkü aslında zaten muhalif medya diye bir şey mevcut değildir. Çünkü iktidar ulusal, yerel bütün medyaya hakim olmuş bilhassa ulusal medyada iktidarın desteklenmesinden sağlanarak alınan banka kredileriyle zaten muhalif medya elindeki bütün kuruluşlar iktidar yanlılarınca ele alınmıştır. Kalan tek tük muhalif medyanın ise sesi kesilmiş konuşamaz hale getirilmiştir. Ancak buna rağmen Türk halkı hiç de ortamın güllük gülistanlık olmayıp, işlerin tıkırında gitmediğinin farkındadır. Nasıl farkında olmasın? Siyasal çevrelerce ülkenin “ Açlık Sınırı” olarak belirtilen gelirin çok altında bir gelirle yaşamını sürdürmeye uğraşmaktadırlar. Öğretmenler Günü dolayısıyla gerek resmi kutlamalar, gerek okullarda yapılan kutlamalarla öğretmenlerin idari, mali ve eğitimsel sorunlarının dile getirildiği haftayı yaşamaktayız. Bu hafta münasebetiyle ve Öğretmenler Günü münasebetiyle öğretmenlerin çeşitli sorunları medyanın çeşitli kuruluşlarınca dile getirildiğini görmekteyiz.

Her zaman yaptığım gibi girdiğim bir kıraathanede gazete okumakta, çay içmekteydim. Bir yandan da kahve halkının konuşmalarını dinliyordum. Yakın masalardan birinde üç, beş genç oturmuş benim gibi çay içiyor, aralarında muhabbet ediyorlardı. Televizyonda açık bulunan kanalda öğretmenlerin sorunlarından bahsediliyor, hatta geçim sıkıntısı içerisinde olduklarından bahsediliyordu. Bu beyan üzerine yan masadaki gençlerden birinin, arkadaşlarına hitaben; “ Yahu, arkadaş bildiğim kadarıyla öğretmenler en az 1.500–2.000 bin lira alıyor. Eğer bu adamlar geçim sıkıntısı içerisinde yaşıyorsa biz aldığımız 600 lira ile nerede yaşıyoruz. Nasıl yaşıyoruz? Bunu birileri izah etmeli” diyordu.

Arkadaşlarından birisi; “ Kardeşim sen kendi işine bak, kendi derdine yan. Sen zaten yaşamıyorsun ki, yaşasan zaten birileri senin de farkına varır, senin dertlerini de dile getirirdi” diyordu.

Çay içmem bittiğinden çıkmak durumundaydım. Ancak merak etmiştim; bu gençler nerede çalışıyordu. İçlerinden bir tanesini biraz yakından tanıyordum. Bildiğim kadarıyla bu genç kentimizde bol bulunan tavuk fabrikalarında çalışıyordu.

Ona yaklaşıp selam verdim ve sordum:

_ Sözlerinize kulak misafiri oldum. Hayat şartlarından, bir emekli olarak ben şikâyetçi durumdayım. Anladığım kadarıyla kulak misafiri olduğum kadarıyla siz gençler de şikâyetçisiniz. Bunu nasıl oluyor? Siz çalışıyorsunuz da, böyle iken arkadaşınız eline az bir paranın geçtiğinden bahsediyor. Ne iş yapıyorsunuz da az bir ücretle yaşamak durumda kalıyorsunuz? Seni biliyorum, tavuk fabrikalarında çalışıyorsun. Eline her halde 1.000 liranın üzerinde bir para geçiyordur. Diğer arkadaşların ne iş yapıyor?

Genç dayanamadı:

_ Hocam benim elime de söylediğiniz para geçmiyor. Ama biz asgari ücret veya onun biraz üzerinde bir para geçiyor diyelim. Bu arkadaşlardan bir kısmı günlük işlerde çalışıyorlar. Aralarında yerel medyada bile çalışmış olanlar var.

Merak etmiştim sordum. Bildiğim kadarıyla gazetecilerin yahut normal tabirle muhabirlerin eline yeterli para geçiyor. Peki, yerel medyada çalışan ne kadar alıyor?

Yerel medyada çalışan dedikleri arkadaş cevapladı:

_ Ağabey ben şuanda çalışmıyorum ama çalıştığım zaman 500 lira alıyordum. Tahminim şuanda yerel medyada çalışanlar 600–800 arasında bir ücretle çalışıyorlardır. Bu söylediğim ücret fiili olarak muhabirlik yapanların ve yazı masalarında görev yapanların ücretidir. Bundan daha az bir para ile deneme adı altında çalışan arkadaşların olduğunu da biliyorum.

Merak etmiştim. İçinizde başka sahalarda çalışan genç var mı? Dediğim de çeşitli tesisat atölyelerinde çalışan gençlerde çıkmıştı. Bu gençlerle yaptığım konuşmalardan anladığım kadarıyla bu gençler yaptıkları çalışmalarda çoğu asgari ücret veya onun biraz üzerinde çalışmaktaydılar. Hatta asgari ücretin altında çalışanları da vardı. Merakımı gidermiştim. Kalktım kıraathaneden çıktım. Ama kafamda o konuşan gencin sözleri çınlamaktaydı. Öğretmenler için söylediği yahu bu adamlar 1.500–2.000 bin lira alıyor yaşam sıkıntısı çekiyorlarsa sorunları var ise biz 600 lira ile nasıl yaşayalım? Demek ki vatandaşımız iktidarın söylediği durumda bir eli yağda, bir eli balda yaşamıyordu. Ve bu gencin işaret ettiği gibi kendilerine özel bir gün tahsis edilip sorunlarıyla ilgilenilecek tek kitle öğretmenler değildi. Tüm vatandaş kitlesi iktidardan durumlarının iyileştirilmesini beklemekteydi. Kendilerine daha fazla kazanç getirecek iş sahalarının açılmasını yahut çalıştıkları sahada daha fazla gelir elde edebilecek ortamın hazırlanmasını istemekteydi. Oysa gördüğüm kadarıyla iktidar bu yolda fazla bir şey yapmak durumunda olmadığı gibi vatandaşı kandırmaya bunun içinde medyayı kullanmaya yönelmişti. Hatta kendi taraftarlarının medyayı ele geçirmesi için kredi almalarına, buna karşılık muhalif medyanın sıkıntıya düşüp ellerindeki medya kuruluşlarını elden çıkarmalarını sağlamak için maliye dâhil her türlü denetimle onları bunaltmaya yönelmiş durumda idi diye düşünmekteyim. Bu düşüncemin şahsiliği yanında yersiz olmadığı kanaatini de belirtmekteyim. Medyadan öğrendiğimiz kadarıyla daha önce elinde büyük medya kuruluşları olan kişiler maliye ile yaşadıkları sorunlar nedeniyle bazı kuruluşlarını elden çıkarmışlardır. Hatta bazılarına bilhassa devlet eliyle satılması söz konusu olma durumu bahsedilen icraatlarda söz konusu olmuştur. Oysa iktidar medyaya ele geçirmek yerine, medyayı ele geçirip her şeyi güllük gülistanlık göstermek yerine, bu yolda para harcamak yerine vatandaşın durumunu düzeltmek için bir şeyler yapabilir, vatandaşlara bilhassa gençlere yeni iş imkânları açabilirdi diye düşünmekteyim.

Yine şahsim kanaatim olarak belirteyim ki; iktidarımız insanlarımıza iş imkânı sağlamak yerine onlara hazır vermeye yönelmektedir. Çeşitli adlarla geçim sıkıntı çeken işsiz kitlelere nakdi yardımlar, yakacak yardımları, erzak yardımları yapmaktadır. Bu yaptığı icraatla vatandaşları çalışmak yeri hazır yemeğe bir nevi dilenci durumuna, kendisine muhtaç kişiler durumuna getirmeye yöneldiğini düşünmekteyim. Bence bu tür desteğin amacı da zaten vatandaşın yaşam seviyesini düzeltmek, yükseltmek olmayıp; seçim sahasında kendisine bağlı oy potansiyeli yaratmak olduğu kanaatindeyim. Bunun dışında vatandaşlara dediğim ve düşündüğüm gibi gelirlerini kendi emekleri karşılığı yükseltebilmeleri durumunda iktidarımızın herhangi bir olanak veya fırsat tanıdığını bence görmek mümkün değildir. Vatandaşlar bir yandan iş bulma sıkıntısı çekerken, bir yandan da yukarıdaki gençlerin ifade ettiği asgari ücretin az üzerinde veya altında ücretle çalışarak yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. İş bekleyen kesim bu durumda iken emekli kesimde bir sürü beklenti içerisindedir.

Emeklinin en büyük beklentisi maaşının veya ücretinin artması kendi yaşam seviyesinin yükseltilmesidir. Bunun yanında intibak sorunu denilen, aynı görevden aynı derecede emekli olmuş kişilerin farklı yıllarda emekli olmaları nedeniyle aralarındaki maaş ve ücret eşitsizliğinin giderilmesi demek olan intibak sorunu da bu iktidar tarafından hiçbir zaman ciddi ciddi ele alınmamıştır diye düşünmekteyim. İktidarımız halen bu konuyla uğraştığını dile getiren beyanlar verse de hiçbir zaman aynı meslekten, aynı derecede emekli olmuş olan aynı görev sahipleri farklı yıllarda emekli olmaları nedeniyle farklı ücret almaktan kurtulamayacaklar kanaatindeyim. Yani birinci derecenin dördünden on yıl önce emekli olmuş öğretmenle, ondan beş sene sonra aynı dereceden emekli olmuş bir öğretmen aynı ücreti almayacağı gibi ilk emekliden on yıl sonra emekli olmuş öğretmende aynı ücreti almayacaktır. Sonra emekli olan öncekinden fazla almayı sürdürecek aralarındaki eşitsizlik devam edecektir. İşte intibak sorununu halletmek bunlar arasındaki farkı kaldırıp her üçünün de aynı ücreti almasını sağlamaktır. İş başındaki iktidar bunu hiçbir zaman yapmayacağı gibi bu yolda girişimlere de yer vermeyecektir düşüncesindeyim. Çünkü bu iktidar geldiğinden beri emekliye çok az bir zam verdiği gibi emekli ücretini arttırmak yerine emekli sayısını arttırmaya yönelmiştir. Çıkardığı pek çok haksız uygulama ile af adı altında eşitliği bozan usullerle pek çok vatandaşı haksız olarak emekli etmiştir düşüncesindeyim. Hatta emekliye zam vermek yerine devlet bankalarından verdiği kredilerle kendisine bağ-kur veya Sosyal Sigortalar Primi ödeterek dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir uygulama ile Sosyal Sigortalar sahasında, Bağ-Kur sahasında birçok emekliler yaratmıştır. Bu nedenle bu iktidarın emeklilere de beklentilerini vereceğini düşünmemekteyim. Zaten bu iktidarın haklı olarak kendisinden haklarını bekleyen kitleler yerine, haksız olanak sağlama durumu çok sık görülen icraatları olmuştur. Nitekim ülkenin yaşamsal maddelerini temin edecek çalışmalar içerisinde bulunan çiftçiler kendisinden ucuz mazot beklerken gemicilere, balıkçılara, yat sahiplerine ucuz mazot vermesi uygulamasında bunu açıkça görmek mümkündür. Bence iktidarımız vatandaşlarımızın haklı beklentilerini karşılamak yerine onları medyayı kullanarak yaptığı aldatıcı icraatları överek vakit geçirmesi durumu en başından bugüne kadar sürmektedir. İktidarımızın vatandaş lehine olduğunu söylediği her icraatta mutlaka vatandaş beklentisini bulamadığı gibi devlet imkânları birilerine yağma ettirilmiştir. Nitekim bu iktidarın et üzerindeki KDV oranını düşürerek halka ucuz et yedireceğini söylemesi de bu tür icraatlarının bence son örneğini oluşturmuştur. Çünkü bu uygulama ile halk hiçte beklendiği gibi ucuz et yeme imkânına sahip olmamıştır. Zaten verilen beyanda da bu belli değil midir? KDV oranı yüzde 1’e düşürüldüğünde et fiyatlarının bu kararın açıklandığı sıradaki fiyatından en fazla 2 lira aşağı düşeceği ortada değil midir? Halk 2 lira ucuz et yerken, devlet maliye açısından bu 2 liranın en az, 2 katı bir kaba uğrayacaktır. Bu söz konusu payı devlete vermek zorunda olanlar ellerindeki mal nedeniyle maliyeye vermedikleri bu ellerindeki etin tutarınca parayı ceplerine koymayacaklar mıdır? Böylece vatandaş beklediği ucuzlukta etyemezken maliye belirli miktar gelirini kaybederken, et ihraç ederken yahut et alım satımı yapanlar maliyeye gitmesi gereken bu gelir kadar zenginleşmiş olmayacaklar mıdır?

İşte kanaatimce iktidarın yanıltıcı beyanlarından birine en güzel örnek bu icraat değil midir? Bu tür icraatları, örnekleri çoğaltmak bence mümkündür. Bu nedenle yazımızın başlığı olan halkın iktidardan beklentileri bence her geçen gün daha geniş kapsamlı hale gelecek, halkın beklentileri artacaktır. Zaten şuanda bence büyük miktarlara varmıştır. Bunun için iktidarımızın halkın beklentilerini gidermesi işsizlere iş sağlaması çalışanlara daha yüksek kazançlar temin etmenin yollarını bulması, asgari ücreti daha yüksek seviyelere çekmesi, emekliler arasındaki intibak sorununu halletmesi gerekmektedir. Bunun yanında devlet sektöründeki görevliler arasında dengesizliği de gidermelidir. Bazı meslek sahiplerine ağırlık verirken, bazı meslek sahiplerinin ücretlerini asgari seviyede tutmayı bırakmalıdır.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.