banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Bu bilgiler gösterir ki, 17 Kasım tarihinin Tanzimat Fermanı ile Kronolojik olarak ( tarih olarak) yakından uzaktan ilgi ve alakası yoktur. Zaten Tanzimat Fermanının ilk anayasamız, yani Türklerin ilk yazılı anayasası olduğu da yukarıdaki bilgilere göre söylenemez. Çünkü kendisinden önce tarih sahnesinde görülmüş Sened-i İttifak belgesi de aynı özellik ve karakterdedir. Üstelik 2. Mahmut zamanında ortaya çıkarılan Sened-i İttifaktan çok önce Fatih Sultan Mehmed’in ortaya koyduğu Fatih kanunnamesi de Osmanlının ilk yazılı anayasası sayılabilecek özellikte bir icraattır. Tanzimat Fermanı olsun, Sened-i İttifak olsun, Fatih kanunnamesi olsun hepsi de padişah tarafından ortaya konulan ve ferman şeklinde ortaya çıkmış, bir anayasa sayılacak, yazıya dayalı hukuksal icraatlardır. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisinin Tanzimat Fermanı ilk Türk anayasası sayması ve kabul eden Sultan Abdülmecid’e bünyesinde bir anma programı düzenlemesi bence tartışma yaratacak bir icraattır. Medyaya bakılırsa zaten yaratmıştır da.

Üstelik eğer T.B.M.Meclisi veya onun adına böyle bir anma programı düzenleyenler ikinci bir tartışma yaratacak özellik olarak neden Tanzimat Fermanının ilan tarihi olan 3 Kasım tarihini değil de; 17 Kasım tarihinde Abdülmecit denilen padişahı anma programı düzenlemişlerdir?

Tekrar önemle vurgulamak isterim ki 17 Kasım tarihinin Sultan Abdüllmecid’in özgeçmişi açısından veya Osmanlı Saltanat ailesinin (hanedanın) öz geçmişi açısından da bildiğim kadarıyla kronolojik bir önemi yoktur. Tabii ki son Osmanlı sultanı Mehmet Vahdettin’in, İngiliz zırhlısı Malaya ile İstanbul’dan kaçtığı 17 Kasım günü sayılmazsa… Aslında bu tarihi sadece onun kaçış tarihi olarak kabul etmek yeterli olmaz. Çünkü bu tarih Osmanlı Sultanlığının, Saltanatının pratik ( ameli) olarak sona eriş tarihidir. Çünkü bu kaçış olmasa da zaten T.B.M.Meclisi aldığı kararla Saltanatı kaldırmıştır. Meclisin saltanatı kaldırış tarihi de 1 Kasım olduğu düşünülürse ve Mehmet Vahdettin’den sonra başka Osmanlı padişahı olmadığına göre bu bilgilendirmemiz yerindedir düşüncesindeyim. Ancak şunu da vurgulamak isterim ki T.B.M.Meclisinde Sultan Abdülmecid’i anma programı düzenleyenler Mehmet Vahdetin’in son Osmanlı padişahı olduğundan ya habersizdirler yahut bu gerçeği kabul edemeyip ondan sonra meclis kararıyla sadece halife olan Abdülmecid Efendiyi de Osmanlı Sultan kabul etmektedirler. Çünkü Sultan Abdülmecid’i anmak için yaptıkları program davetiyelerinde Sultan Abdülmecid’i, 1. Abdülmecid diye belirlemektedirler. Osmanlı hanedanında bir tek Sultan Abdülmecid olduğu halde ona 1. Adbülmecid demek, bir ikincinin varlığını kabul etmeyi ortaya koymak bunun için Halife Abdülmecid Efendiyi Sultan kabul etmek ona 2. Abdülmecid demeyi ortaya koymaktan başka bir şey değildir. Bütün bu bilgilere göre şunu düşünmek hiçte abes olmasa gerek; acaba T.B.M. Meclisinde Abdülmecid denilen Osmanlı padişahı için anma programını 17 Kasım da düzenleyenler için Sultan Abdülmecit mi yoksa 17 Kasım tarihi mi önemlidir? Bir başka değişle T.B.M. Meclisi veya onun yöneticileri yahut da onun adına hareket edenler sözünü ettiğimiz anma programını gerçekleştirirken Abdülmecid’i önemli gördüğünden mi? Yoksa 17 Kasım tarihini önemli gördüklerinden mi böyle bir anma programını gerçekleştirdiler? Hangi amaçla olduğuna karar vermek bizim için zordur. Karar versek bile hatalı olması mümkündür. Bunun cevabını ancak bu anma programını ortaya koyanlar bilebilir. Onlar hakikati söyler mi yoksa maskeler mi bu da bir tartışma konusudur. Bu konudaki şahsi düşüncem ister Sultan Abdülmecid’e önem verilmek istensin 17 Kasıma dikkat çekilmek istensin, böyle bir anma programının esas amacı Osmanlı hanedanına ve bu hanedanın sona eriş tarihine vurgu yapmaktır. Osmanlıcılara yeni Osmanlıcılara, eski rejim yanlılarına şirin gözükmek onlara mesaj vermektir. Bu mesajın amacı da onları yüreklendirmek hedefe varıyoruz, bize desteklerinizi arttırın, artırın ki Osmanlı hanedanını tekrar hâkim kılalım, eski rejimi tekrar diriltelim demek olabilir. Bir başka amaç olarak böyle bir anma programını hemen Mustafa Kemal’i anma programı akabinde gerçekleştirerek Kemalistlerle boy ölçüşmek veya onlara bizde varız sizin kadar kuvvet ve kudret sahibi olduk demek istenmiş olması da mümkündür.

Ne var ki bu düşüncelerim dışında başka bir amaçla da hareket edilmiş olunması da mümkündür. İster şahsi düşüncelerim olduğunu belirttiğim amaçla olsun, ister başka amaçla olsun Sultan Abdülmecid gibi bir monarşist ( Mutlaki) padişahı 17 Kasım tarihinde T.B.M.Meclisinde meclis adına anmak T.B.M.Meclisinin karakterine yapısına uygun bir icraat olmamıştır. Çünkü T.B.M.Meclisi meşruti sultanlara yardımcılık yapan bir parlamento değildir.

Çünkü T.B.M.Meclisi olsun ondan önce ki Osmanlı Meclisi Mebusanı olsun hanedanın ( Osmanlı Hanedanının) kendi yaptığı reformlar sonucunda oluşturduğu meclis değildirler. Aksine Osmanlı Meclisi Mebusanı Abdülaziz ve 2. Abdülhamid gibi mustebidleri deviren Osmanlı halkı ve silahlı kuvvetlerinin ayaklanarak zorla açtığı, açtırdığı meclislerdir. Bilhassa T.B.M.Meclisi hem hanedana karşı hem de onun işbirlikçisi işgalci devletlere karşı yapılan bir ayaklanma, kurtuluş mücadelesiyle oluşmuştur. Bu nedenle böyle oluşan T.B.M.Meclisine; Sultan Abdülaziz ( Sultan Adülmecdin kardeşi) Sultan Abdülhamid ( Sultan Abdülmecit’in oğlu), Sultan Mehmet Vahdedin( Sultan Abdülmecid’in oğlu) gibi müstebitlerin, mutlakiyet yanlısı ve uygulayıcıların selefi mutlakiyetçi bir padişahı anmak, hem de mecliste anmak bence hakikaten uygun bir icraat değildir. Zaten karşı çıkmalar karşı çıktıklarını gösterir beyanlarda bulunan muhalif milletvekilleri nedeniyle aslında bu anma programının tüm T.B.M.Meclisinin düşünce ve arzusu ürünü olmadığı da ortadadır. Peki, meclisin tümü bunu istemiyorsa böyle bence anlamsız, meclisin karakterine yapısına ters bir anma programını kim istemiş kimler istemiş ve uygulamışlardır?

Tekrar önemle vurgulamak isterim ki her halde yeryüzünde T.B.M.Meclisinden başka hiçbir ulusal meclis ( Millet Meclisi)kendisiyle mücadele ederek, var olduğu hasmı olan hanedanın; kendi kararı ile egemenliğine son verdiği hanedanın mensubu bir egemeni ( Kral veya Sultanı padişahı, imparatoru) anmaz ona anma programı düzenlemez. Hele hele meclisle ilgili bir icraatı olmayan kendisiyle ortak bir noktası olmayan bir müstebiti anmaz anamaz. Bu nedenle böyle bir şahsiyet olan Abdülmecid’i T.B.M.Meclisinin anması ve andırması da bence uygunsuz bir icraattır. Kaldı ki eğer Sultan Abdülmecid ilan ettiği Tanzimat Fermanı nedeniyle demokrasi ile bağlantılı görülüp gösterilerek anılmış deniyorsa böyle diyenler varsa onlara şunu sormak ve belirtmek isterim. Gaye Tanzimat Fermanının demokrasi hareketi veya ilk Türk Anayasası olarak değerlendirilmesi ise neden Abdülmecid anılıyor da bu fermanın esas yaratıcısı Mustafa Reşit Paşa anılmıyor? Neden bu şahsiyet anma dışı bırakılıyor?

Tanzimat Fermanının Sultan Abdülmecid’in fikri olmadığı, kendi arzusu ve isteğiyle verdiği haklardan oluşmayıp, Avrupa Devletlerinin baskısı Mustafa Reşit Paşa ve taraftarlarının etkisiyle olduğu tarihi bir gerçektir. Öyleyse neden Tanzimat Fermanı demokrasi hareketi görülüp gösterilip bunun şerefi ve payesi Sultan Abdülmecid’e ait kılınıyor? Neden T.B.M.Meclisi onun anma programını düzenliyor?

İlk anayasa Sened-i İttifak olarak neden kabul edilip de 2. Mahmut anılmıyor? Üstelik Osmanlı da bugünkü kabine sistemini ortaya koyan sadrazamlara başvekil adını veren olmasına karşılık o anılmıyor da ille de Abdülmecid gibi Osmanlı için dağılmayı hızlandıran bir padişah anılıyor. 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.