banner11

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

6-Sultan Abdülmecit sözleriyle ve yaptığı fiili kültürel faaliyetleriyle kendini Avrupa’nın, Avrupa Devletlerinin hizmetine adadığını milletini onların hizmetine verdiğini beyan eden belirten bir Osmanlı padişahıydı. Nitekim zamanında gerçekleştirilen Kırım Harbi öncesinde Rusların Sinop Limanına yaptığı baskında ölen Türk Denizcileri için bastırdığı Kırım Harbi ile ilgili madalyonda şu ibare yer alıyordu, “ Avrupa senin için öldüler Sinop 1853” görülüyor ki Sultan Abdülmecit bu baskında ölen 2700 Türk Denizcisinin Avrupa uğruna öldüğünü dile getirmektedir. Yine aynı Harp dolayısıyla yani Rus Harbi dolayısıyla zamanında Silistre Kalesi müdafaasında bulunan Osmanlı Ordusunun başarısı nedeniyle bastırdığı madalyonlarda da Sultan Abdülmecit şöyle bir ibare kullanıyordu. “Rusları senin için yendik” Sultan Abdülmecit’in bu beyanları ve benzeri icraatları onun kendini ve milletini Avrupalılar arasında yer almak uğruna nasıl onların hizmetine arz ettiğinin gönüllü olduğunun açık ispatıdır. Bugünkü iktidarda aşağı yukarı aynı düşünce ve icraatlar içerisindedir. Çünkü bugünkü iktidar Avrupa’yı arkasına almış onun temsilciğini üstlenmiş Amerika Birleşik Devletleriyle gerçekleştirdiği ilişkilerde daha davranışı göstermektedir. Kendini Sultan Abdülmecit’in Avrupa hizmetine, Avrupalılar hizmetine adadığı gibi bu iktidarda kendini aynı şekilde Amerika Birleşik Devletlerinin hatta Avrupa Birliğinin hizmetine öyle adamaktadır. Nitekim iktidar partisinin başı Avrupa Birliğine girmekte kararlılığını ifade ederken bir oranda kendini ve ülkesini Avrupalılar adına hizmete adadığını belirtmek için “ Biz Avrupa’ya yük olmaya değil Avrupa’nın yükünü almaya talip oluyoruz” anlamında sözler söylediği medyada yer almaktadır. Bu beyan gösterir ki bugünkü iktidarda Avrupa Birliğine girebilmek Avrupalı sayılabilmek için aynı Sultan Abdülmecit gibi kendilerini Avrupalılara ve onların temsilcisi durumundaki Amerika Birleşik Devletlerine adamaktadır. İşte bu benzerlik Sultan Abdülmecit’in Büyük Millet Meclisi tarafından anılmasını getirmiş olması mümkündür. İktidar partisi mensuplarının bazıları bu nedenle bu anma programını gerçekleştirmiş olabilirler.

7-Sultan Abdülmecit dönemi Osmanlı Devletinin dışarıdan en fazla borç aldığı Osmanlı Devletinin borçlarının artırıldığı dönemdir. Bu nedenle Osmanlı’da dış borçların en üst seviyeye yükseldiği devirdir. Ne tuhaftır ki medyada yer alan bilgilere ve muhalif partilerin iddialarına göre bu iktidar dönemi de Türkiye’nin en fazla borçlandığı dönemdir. İşte bu benzerlikte iktidar partisi bazı mensuplarını Sultan Abdülmecit’i anmaya götürmüş olabilir. Sultan Abdülmecit dönemi Osmanlı’nın ekonomik açıdan Avrupalılara en fazla tavizler verdiği dönemdir. Ne tuhaftır ki bugünkü iktidarın dönemi de bence Avrupa Birliğine girme uğruna en fazla ekonomik tavizlerin verildiği bir dönemdir. Bu benzerlikte iktidar partisine onu andırmış olabilir.

8-Daha öncede belirttiğim gibi Sultan Abdülmecit dönemi Osmanlı Devletinin yabancı ülke insanlarına toprak satışını açtığı ve fazla miktarda toprak satışı gerçekleştirdiği bir dönemdir. Aynı şekilde ülkemizde de yabancıya toprak satışının en fazla olduğu dönem bu iktidarın dönemidir. Bu nedenle bu benzerlikte iktidar partisi mensuplarını Abdülmecit’i anmaya sevk etmiş olması mümkündür.

9-Sultan Abdülmecit Osmanlı Hanedanında Hıristiyanlığın hizmetine önem veren padişahlardan en önde gelenlerinden biridir. Bu nedenle Avrupalı devletlerden takdir almış madalya sahibi kılınmış bir padişahtır. Nitekim Abdülmecit Hıristiyan Haçlı Garter şövalyesi olarak Saint George tarikatının üyesi olmuştur. Yani bizzat bu tarikata üye olmuştur. Bu konuda Mehmet Yiğittürk’ün medyada verdiği bilgiye göre Sultan Abdülmecit’in Saint George tarikatından aldığı madalyada şöyle yazmaktadır, “ Onun ( Haçın, Hıristiyanlığın) kötülüğünü düşünene lanet olsun.” Yazıyordu. Hatta aynı bilgiye göre Osmanlı bayrağı bu tarikatın kilisesine asılmıştır. Yine bu bilgiye dayanarak Osmanlı Devletinin Hıristiyan topluluklarına üye olan ilk devlet olma özelliğini Sultan Abdülmecit nedeniyle kazandığını da söylemek mümkündür. Bugünkü İktidar Partisinin Genel Başkanı da aynı Sultan Abdülmecit gibi davranmakta Hıristiyanların ve Yahudilerin hizmetinde sayılabilecek davranışlar göstermiş olma özelliğindedir. Hatta Sultan Abdülmecit gibi o da Hıristiyanlardan ve Yahudilerden madalyalar alabilmektedir. Nitekim İktidar Partisi Genel Başkanının medyadaki bilgilere göre önemli Yahudi kuruluşlarından birisi olan JİNSA’dan Cesaret Ödülü aldığı öğrenilmektedir. Nasıl Sultan Abdülmecit Hıristiyanlardan, Hıristiyan kuruluşlarından ilk madalya alan Osmanlı Sultanı ise medya bilgilerine göre Yahudilerden ilk madalya alan Türk siyaset adamıdır, ilk Müslüman siyaset adamıdır. Yahudilerin bu ödülünün başlangıçtan bugüne sadece 11 kişiye verildiği bilgisi mevcuttur. Yine İktidar Partisi Genel Başkanının Hıristiyanlara, Avrupalılara hizmet etmesini ve bunun karşılığında ödül almasını ispat eden bir başka deyişle düşündüren bir fotoğrafta medyada yer alabilmiştir. Medyada yer aldığı görülen belirtilen bu fotoğrafta onun papaz kıyafetiyle görüntü verdiği belirtilmektedir. Bu beyan yanında onun bu görüntüsünü izah etmek amacıyla söylediği belirtilen şu mealdeki sözü de hafızalarda olmalıdır, “ Amacıma ulaşabilmek için yeri gelirse papaz kıyafeti bile giyerim.” İşte İktidar Partisi Genel Başkanın sultan Abdülmecit’le benzeşir mahiyetteki davranışları veya davranışları hakkındaki beyanlarda iktidar partisi mensuplarını Sultan Abdülmecit’i anmaya sevk etmiş olması mümkündür.

10- Sultan Abdülmecit dönemini incelediğimizde ülkedeki azınlıklara okul ve ibadethane yapımında en fazla icraat göstermiş padişah olduğunu görürüz. Onun döneminde pek çok azınlık okulu kilise ve havra yapılmıştır. Ne tuhaftır ki medyadaki bilgilere göre hatta bir dönem gazetemizde köşe yazarlığı yapmış bazı yazarlarımızın iddialarına göre; bugünkü iktidar partisinin dönemi de ülkemizde son yıllarda en fazla azınlık ibadethanesi yaptırılan veya tamir ettirilen dönem olmuştur. Nitekim uzun yıllar kendi halline terk edilmiş Van Akdamar Kilisesi bu iktidar döneminin tamiri ile canlandırılmış hatta ibadete sokulmuş diyebileceğimiz bir özelliğe büründürülmüştür. İşte bu benzerlikte iktidar partisi mensuplarına Sultan Abdülmecit’le benzerliklerini hatırlatmış onu andırmış olabilir. Sultan Abdülmecit dönemi Osmanlı yönetiminin kendi Deniz Kuvvetleriyle sorunlar yaşadığı bir dönemdir. Hatta bu nedenledir ki zamanın Donanma Komutanı yani Kaptanı Deryası Ahmet Fevzi Paşa Nam’ı Diğer hain Ahmet Paşa veya Firari Ahmet Paşa Osmanlı Donanmasını peşine takarak Osmanlı’ya isyan etmiş Mehmet Ali Paşa’ya teslim etmiştir. Bu olay gösterir ki Sultan Abdülmecit dönemi Osmanlı Devletinin kendi Deniz Kuvvetleriyle yönetimi arasında uyuşmazlık ve sürtüşme yaşadığı bir dönemdir. Osmanlı Devleti böyle bir durumu yani Osmanlı donanmasının Osmanlı yönetimine isyan edişini ilk defa Kanuni döneminde bugünkü Libya Beylerbeyi, Turgut Reis’in emrine girerek kendi başındaki Kaptanı Deryasını karada bırakmasıyla göstermiştir. İkincisi ise Sultan Abdülmecit döneminde yaşanmıştır. Eğer bu iktidar dönemindeki Deniz Kuvvetlerindeki pek çok subay ve komutanın hükümete darbe suçuyla suçlanmasını ve tutuklanmasını bir oranda Osmanlı dönemindeki yani Sultan Abdülmecit dönemindeki Ahmet Paşa olayıyla benzeştirirsek böyle bir düşünce ile hareket edersek bu iktidarın dönemini de Deniz Kuvvetleriyle yönetimin sürtüştüğü bir dönem kabul etmemiz söz konusu olabilir düşüncesindeyim. Bu düşünceme dayanarak da bu benzeşmenin iktidar partisi mensuplarını Sultan Abdülmecit’i anmaya sevk etmiş olması pek ala mümkün olabilir. Yine medyada yer alan bir başka benzerlikte Sultan Abdülmecit döneminde azınlıkları da, Müslümanları da kapsayan bir bedelli askerlik söz konusu olmuştur. Sultan Abdülmecit döneminde yapılan icraata göre, azınlıkların askerlik yapmaları söz konusu olduğunda her türlü eşitlikten faydalanmaya taraftar olan hatta bu nedenle Tanzimat ve Islahat Fermanlarından çok memnun olan Hıristiyanlar ve diğer azınlıklar eşitlik gereği askerlik yapmaya sıra geldiğinde bundan hiç de memnun olmadılar. Avrupalıları ve Hıristiyan Azınlıkları hem eşitlikten yararlandırıp, hem de askerlik rahatsız olmadan yaşamaları için Sultan Abdülmecit döneminde bedelli askerlik uygulaması söz konusu edilmiştir. Bu uygulamaya göre askerlik yapmaları gereken Hıristiyanlar kendisinin yerine askere gidecek birini bulup getiriyor onların yerine o askerlik yaparken, o hükümlülükten kurtulmuş oluyordu. Bunu gerçekleştiremeyen Hıristiyanlardan ise bedel-i askeri vergisi adı altında bir vergi alınıyordu. Gerçi bu vergi aslında bütün Hıristiyanları kapsıyordu. Bir başka deyişle bedel-i askeri vergisi zaten Tanzimat ve Islahat Fermanı gereğince Hıristiyan-Müslüman herkesten alınıyordu. Bir başka deyişle Sultan Abdülmecit döneminde ama yerine adam gönderme usulü yerine ama para ödeme yoluyla bedelli askerlik söz konusu idi. Ne tuhaftır ki bu günkü iktidarda kendi döneminde aynı uygulamayı ayni bedelli askerlik uygulamasını icraata koymaya uğraşıyordu. İşte bedelli askerlik uygulamasının öncüsü olması ilk ortaya koyucusu olması aynı uygulamayı getirme yolunda adımlar atan bugünkü iktidar partisini Sultan Abdülmecit’i anmaya götürmesi de mümkündür.

                                                                                                DEVAM EDECEK

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.