banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

 Bazen acıların üzerine gidip dibi boylamak gerekir. Çile rüzgârında savrularak efkârına yenik düşmüş bu dünya serüveninde olmak gerekir. İnsanların acılarının kat be kat arttığı ve bir çıkış noktası bulmaya çalıştığı bir dünya burası. Öyle bir halet-i ruhaniyete bürünürüz ki kendimizi işin içinden çıkamaz bir yolda buluruz.  Bizler çabaladıkça çırpındıkça, daha dibe düşeriz. Çöllenmiş ruhumuzda yeni başlangıçlar arar dururuz. Aslında her şey bizim elimizdedir. İlerlemiş olduğumuz yolda bize eşlik eden şah damarımızdan daha yakınken; neden fark edemiyoruz? Fark edemediğimiz için bu sorunları yaşıyoruz. O yüzden dibe batıyoruz, oysa hayatın bize sunduğu dünya nimetlerinin kıymetini bilmemiz gerekirken bizler tam tersini yaparak kıymetini bilemiyoruz.

                Fırtınalarla kaplı hayatın içinde oradan oraya savruluyoruz. Yüreği bağrında beklemeler her daim var oluyor. Hayat aslında bir çizelge sunuyor, önemli olan kurallara kaidelere uymak değil midir? Tüm kuralları ihlal ederek yolumuza devam etmek ile ne kazanırız? Hiç evet, koca bir hiç. Çıkmaz sokaklara girip bir yere saplanıyor ve o halden kurtulmanın yollarını arıyoruz. En mühim olanı bir çözüm noktasına erişilememesidir. İnsanlar arasında kurulan diyaloglar çok önemlidir. Bizler öyle varlıklarız ki herhangi bir sorunla karşılaştığımızda bencilleşmiş halimizi ön plana çıkarmaktan çekinmiyor, bilakis bu davranışla övünüyoruz. Kurduğumuz iletişimin temeli sağlam olursa insanların birbirini anlaması çok da güç olmayacaktır. Aynı zamanda insanlarda iletişim kopukluğunun da çok var olduğu gözden kaçmamalıdır. Buna en çok etki eden sosyal medyadır. Sosyal medya iletişim araçlarında yer alan mesajlar yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebiliyor. İnsanlar arasında kurulan bağın böyle devam etmesi bir hasara neden olabilir. Bu denli yanlış anlaşılmalar akabinde de insanlar arası samimiyetin yok olmasına neden olabiliyor.

                Sessizliğin sabaha gebe olduğu gece, bazen durgun sularda buluruz kendimizi zannederiz ki biz kendimize yeteriz. Lakin öyle değildir. Çünkü bazen acı hayatın tatlı suyundan içmek gerekir. İnsanlar arası konuşmalarda bazı sözlerin muhatabı kulaklar değil kalplerdir. Eğer ki duyulmuyorsa zorlamanın gereği yoktur. Hakan Mengüç’ün de dile getirdiği gibi:” Bazen söylenecek çok şey varken sus. Susmak boyun eğmek değil, tevekkülün ilk adımıdır. Çünkü siz sustuğunuzda” ilah-i adalet” konuşacaktır.” Göz pınarlarınızdan akan yaşlar o kadar derin anlam yüklü bir şeyler ifade eder ki bunu sadece yüreğinde aynı duyguyu yaşayan insanlar anlayabilir. Acı insanların içine öyle işlemiştir ki bir anda söküp atmaları mümkün değildir. Unutulmayan çok şey vardır aslında. Yaşamımız boyunca acı tatlı tüm her şeyi heybemizde taşırız.

                Unutmayalım hayat bir yapboz parçasından ibaret değildir. Beyin hücremize sadece kötü anları kaydetmemeliyiz. Önemli olan kırmadan dökmeden insanlar arasında olan iletişimin sağlanmasıdır.  Özellikle arkadaşlık dostluk kurduğumuz insanların yaralarını kanatmamalı aksine merhem olmalıyız. Sevgi saygı bağının ipini koparırsak geri dönüşü olmayan bir yolda oluruz ki bu bizim için hiç iyi olmayacaktır.

Marifet dikenli yollardan sabırla mücadele ederek geçmeyi becerebilmektir…

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.