banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

1757’de tahta çıkan 3. Mustafa takıntılı bir padişah idi. Padişahlığı süresince, 3 şeye aklını takmıştı.

1-Yıldız falına

2- Kürk satan esnafın kazancına

3- Sadrazam yaptığı kişilerin parasına…

Padişah 3. Mustafa, çevresindekilere sürekli, kürkçülerin ne kazandığını sorarmış. Daha sonrası kendisinden daha zengin olduğu kuruntusuyla, Osmanlı ülkesinde kürk giymeyi yasaklatmış. Ne var ki kürk satıcıları o kadar saftirik olmadıklarından, Saray’a bağlı aracılar ile padişahın eğilimlerini yoklarlar ve bir heyetle padişahın huzuruna çıkarlar.

Kürt yasağının kaldırılması koşuluyla, her ay padişaha 20 bin altın haraç vermeyi öneriler. Tabii, öneri onaylanır ve kürk yasağı kalkar.

3. Mustafa, 17 yıllık padişahlığı süresince, 2 sadrazamdan birini kafasını kestirmiş, ötekini de boğdurtmuştu.

Bahir Mustafa Paşa idam edildikten sonra, tüm mal varlığına el konmuştu. Sadrazam Yağlıkçızade Mehmet Emin Paşa ise, orduya yeterli yiyecek bulamadığı ve askerden kaçanları önleyemediği bahanesi ile boğularak idam edilmişti.

Sonuç ve sebep aynıydı. Aynı Bahir Mustafa Paşa’nın gibi Emin Paşa’nın da bütün servetine el konulmuştu. Bütün bu kararlar YILDIZ FALINA bakılarak alınmıştı.

Övünmeli resmi tarihimizle ilgili, bazen içinde yaşadığımız dönemler için ne benzetmeler yapılabilir acaba?

Günümüz yasaklamalarının, Osmanlı devrinden beri benzerlik dereceleri ne kadardır diye bir sormak cesaretini bulabilenler için, sonuç ne olur bilemiyoruz ama, 3. Mustafa’nın bazı takıntıları değişik boyutlarda, değişik şekillerde tezahür etmiş olamaz mı sorusunun yanıtı ne olabilir?

Zamanın takıntılı yanlışları ile bugünün takıntılı yanlışları alt alta yazılsa, günümüz görsel medyasının haber bültenlerinde hangileri öncelik kazanabilir?

Neleri bırakıyoruz geride? Hırsızlık, cinayet, kavga, ihanet, rüşvet, say sayabildiğin kadar tüm insanlık dışı hareket ve oluşumları…

“Tarih tekerrürden ibaret” diye söylenenleri sevmiyorum. Siyasiler takıntılı olmasa, tarih niye tekerrür etsin ki…

Artık TAKINTILARI bıraksak da, ürkmeden, şaşırmadan, kana bulaşmadan, cephelere bölünmeden, her türlü ahlaksızlıktan soyutlanarak kardeşçe yaşasak olmaz mı?

Biliyorum; siyasi arenada söz sahibi olanların takıntıları olmasa, her şeyin daha güzel olacağını…

Yıldız falından keşke vaz geçilse, takıntılardan kurtulup, keşke barış kokan, sevgi nidaları yükselen günler gelse… Keşke siyasi ihtiras sayılan takıntılarımıza son versek…

Keşke akıllara takılan TAKINTILARIN içerisinde kavga, kan, gözyaşı olması…

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.