banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

  Benim çocukluğumda böyle idi. Eminim ki daha eski zamanlarda da böyledir.

            Çoğunlukla ilkokul, ortaokul ve nadiren lisede her şey yolunda giderken birinci veya ikinci yarıyılın başında okula girmeden veya ilk teneffüste bir yaygara kopar.

            Aşıcılar gelmiş! Aşıcılar gelmiş!

            Bütün okulda bir panik!

            Bazen okula girmeden andımızı okumak için kümeleştiğinizde giriş kapısının yanında beklemekte olan hemşireleri ve bazılarının elindeki aşı taşıma kutularını görürdünüz. Öğrenciler arasında bir kıpırdaşma, uğultu başlardı.

            Derslerin kaynayacağına sevinenler mi? İğne korkusundan rengi benzi atıp, sarılık olanlar mı? Dilini yutup, titreme nöbeti geçirenler mi? Ooooo neler neler...

            Şanslıysanız, muhtemelen bulundukları sağlık kuruluşundaki evraksal, bürokratik işlemlerden dolayı ders başlangıç ziline yetişemedikleri için geç kalan, okulun kapısının önünde boy gösteremeyen hemşirelerin siz ilk dersteyken veya en azından ikinci derste sizin sınıfınızın kapısını açmasıyla heyecanla karışık bir korku başlar.

            Siz daha ne olduğunu anlamadan, öğrenciler arasındaki spekülatif söylemler, bir delinin bir kuyuya taş atıp kırk akıllının çıkaramadığı türden ama çocukluğunda vermiş olduğu naiflik ile duyup, dinledikten sonra aklınızdan çıkmayacak birbirinden ürkütücü, bire bin katılmış anılar, hikayeler ile minnacık bir iğne gözünüzde büyür de büyür...

            Eğer ilk sıralarda sizin sınıfız bu telaşeden nasibini almadıysa ve en sonlara kaldıysanız (ki vah halinize) tüm gün boyunca teneffüs ve ders saatlerinde gördüğünüz ayılan bayılanlar, duyduğunuz acı çığlıklar ile en soğuk kanlı çocuğun bile karşısında durmadığı aşı korkusuyla yüzleşeceksiniz demektir.

            Hemşirelerin sınıfın kapısından içeri girip kısa bir açıklama yapması ile öğretmenizin kolları sıyırıp sıraya girin demesiyle Dandanakan savaşının bir canlandırması da o an orada yaşanacaktır. En yakın arkadaşlarınızı bile gözünüz görmeyecek. Herkes kendi canın derdine düşecektir.

            Beyaz önlüklü ama muhtemelen üzerine bir hırka geçirmiş saçı başı tüm gün boyunca aşılamaya uğraştığı çocuklar yüzünden dağılmış, orta yaşı biraz geçkince sevimli ve tombul, tıpkı halanız, teyzeniz veya ninenize benzeyen aileden biri gibi hissettiğiniz sağlık personelleri, enjektörleri parlak incecik iğne uçlarına takmaya başladıklarında bu kadar samimi gözükmeyip birer cadı ilan edilecektir. Hele ki canınızı yakarlarsa!

            Haftanın son gününe denk gelip de hafta sonu tatili araya girmezse bu çılgın maceranız, hafta boyunca aşının yapıldığı kolunuza, arkadaşlar arasında yaptığınız el şakaları ile canlılığını koruyacak orta ölçekli çığlıklar attıracaktır!

            Bugün yürümeyi bırak birbirinden tehlikeli extreme sporları yapabiliyorsam, çocukken stadyumun yanında eski bir sağlık ocağında ağzıma damlatılan iki damla renksiz, kokusuz ve tatsız çocuk felci aşısı sayesindedir...

            Şimdilerde yeri cafe olan bu sağlık ocağındaki anım, ne kadar acıdır ki, üç çocuğundan büyük ve ortanca olanı çocuk felci olup tekerlekli sandalyeye mahkum olan bir aile dostumuzun evi ile bir iki sokak öteden komşu olması sebebiyle bu tesadüf tüylerimi ürpertirken aklıma mıh gibi kazındı.

            Bu hikayeleri niye anlattığıma gelecek olursak. Birçoğuyla işçi ve işveren ilişkilerim olması hasebiyle biliyorum ki ilaç firmaları ticari işletmelerdir. Öncelikli hedefi satışlarını ve karlarını yükseltmek olacaktır. Öyledir de.

            Ancak bizlerde 21. yüzyılda hastalıktan korunmak veya kurtulmak için ihtiyaç duyduğumuz birbirinden kıymetli bu eczalara, tatlı bir gülücük, hoş bir sözle sahip olamayacağımıza göre, karşılığının maddi bir bedeli olması günümüzde oldukça normaldir.

 Biz aşının, ilacın arkasındaki bilime, bilim insanlarına inanmalıyız. Bilimin ticaretle hiçbir işi yoktur. Ancak şan ve şöhrete tatlı tatlı göz kırpar.

            Çocuk felci aşısını geliştiren Yahudi kökenli Amerikalı virolog ve tıp araştırmacısı Dr. Jonas SALK, çocuk felci salgınının doruk noktasında olduğu sırada bulduğu aşıya patent almayı reddederek, 7 milyar doları elinin tersi ile bir kenara itti ve bu sayede aşının son sürat seri üretime girmesini sağlayarak milyonlarca çocuğu ömür boyu sakat kalmaktan kurtardı...

            Bundandır ki insanlığa fayda sağlayacak, isimlerini tarihe yazdıracak ve covid salgının etkilerinden kurtaracak çalışmayı yapmak için bilim insanları çetin mücadeleler sergilediler ve hala devam ediyor.

            Ben Bilim'e inanıyorum. Bilimin doğruluğa ve elle tutulur gerçeklere dayandığını biliyorum.

            İşte bu yüzden AŞIDAN KORKMUYORUM!

            Kısa Not:

  Aşı yaptırmayacaklar için de alternatif olarak bir kaç bal arısından sizi sokmasını rica edebilirsiniz...

 

 Bilim insanlarının keşfettigi arı zehrinin HIV virüsü ve çeşitli kanser türlerinin hücre zarını parçalayarak etkisiz kıldığı, romatoid artrit'li hücrelerde enfeksiyon mekanizmasını bloke ettiğine dair bir kaç çalışma mevcut.

  İleri Okuma Kaynakları:

 

  • Ahn, D. G., Shin, H. J., Kim, M. H., Lee, S., Kim, H. S., Myoung, J., … Kim, S. J. (2020). Current status of epidemiology, diagnosis, therapeutics, and vaccines for novel coronavirus disease 2019 (COVID‐19). Journal of Microbiology and Biotechnology30(3), 313–324. https://doi.org/10.4014/jmb.2003.03011

 

  • Kim YW, Chaturvedi PK, Chun SN, Lee YG, Ahn WS. Honeybee venom possesses anticancer and antiviral effects by differential inhibition of HPV E6 and E7 expression on cervical cancer cell line. Oncol Rep. 2015 Apr;33(4):1675-82. doi: 10.3892/or.2015.3760. Epub 2015 Jan 28. PMID: 25633640.

 

  • Carpena, M.; Nuñez-Estevez, B.; Soria-Lopez, A.; Simal-Gandara, J. Bee Venom: An Updating Review of Its Bioactive Molecules and Its Health Applications. Nutrients 202012, 3360.

           

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.