banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Ayrıca Papa,  Cem’in cenazesini Kral’dan alıp Pâdişah’tan para koparma gayretine düşmüştür. Nihayet İkinci Bâyezid, 1499 Ocak ayında Napoli Kralı’na savaş gemisiyle bir elçi daha göndermiş ve sekiz gün içinde Cem Sultan’ın cenazesi teslim edilmediği taktirde Türk Ordusu’nun İtalya sâhillerini işgâl edeceğini bildirmiştir. Bunun üzerine 29 Ocak günü, dirisi 13 yıl, ölüsü 4 yıl gurbette kalan Cem’in tâbutu törenle San Cataldo İskelesi’ne getirilip Türk gemisine teslim edilmiştir. Fâtih Sultan Mehmed’in 23 Aralık 1459 günü Edirne Sarayı’nda doğan üçüncü  oğlunu taşıyan gemi, Avlonya’da bekleyen Türk filosunun refakatinde önce Gelibolu’ya, sonra Mudanya’ya gelmiş ve Cem Sultan, babaları Fâtih’in sağlığındayken ölen ağabeyi Şehzâde Mustafa’nın Bursa Muradiye’deki türbesine büyük ve hazîn bir merâsimle defnedilmiştir. Cem Sultan’ın hâtırasını, kendisine ait bir mısrâ ile analım: “Hayfâ ki geçdi bilmedik, ol hoş zemân idi…”

Kimi kaynaklar, Cem Sultan’ın, sarayda yetişip kapucubaşılığa yükselen Fransız asıllı Koca Mustafa Paşa tarafından öldürüldüğünü ileri sürerler. Bunlara göre Koca Mustafa Paşa İtalya’da Cem Sultan’ın yanına gitmiş, Fransızca bildiğinden Cem’in çevresine sokulmuş, asıl mesleği berberlik ya da tellâklık olduğundan, Şehzâde’yi tıraş ederken usturasına sürdüğü “geç etkileyen bir zehir”le Cem Sultan’ın zaman içinde ölümünü hazırlayıp  İstanbul’a dönmüş ve bu  hizmetine karşılık olarak da kendisine Rumeli Beylerbeyliği verilmiştir!

Baba ismi Abdülmuin olarak kaydedilen Koca Mustafa Paşa’nın Rum ya da Fransız asıllı olduğu söylenir. Enderun’da yetişmiş, berberlik ya da tellâklık yapmış, Şehzâde Bâyezid’in dostluğunu kazanmış, 1487’de kapıcılar kethüdâsı, iki yıl sonra kapıcıbaşı olmuştur. Bu görevdeyken, Fransa’dan Roma’ya gönderilen Cem Sultan’ın gözaltında tutulması karşılığı İkinci Bâyezid’in Papa’ya ödeyeceği parayı 1490 Kasım’ında götürmüş Papa’ya ve Napoli Hâkimi’ne Pâdişah’ın mektuplarını teslim etmiş, Cem tarafından da kabûl edilerek yine İkinci Bâyezid’in kardeşine mektubunu ve hediyelerini  sunmuş, Şehzâde’yi teselli edici sözler söylemiştir ki, Cem Sultan’ın ölümü  bu ziyaretten beş yıl sonradır. 1499 Mora Seferi sırasında Rumeli Beylerbeyi olan Koca Mustafa Paşa’nın Ekim 1505’de sadrazamlık mührünü taşıdığı kaydedilir. Venedik kaynaklarına göre 1506’da Sadrazam’dır. O yılın sonbaharında bu görevden alınmış, 1512’de tekrar Sadrazam olmuştur. İkinci Bâyezid’in şehzâdeleri Ahmed ve Selim arasında zaman zaman bir tarafı tutan Koca Mustafa Paşa, sonunda, Şehzâde Selim’in pâdişah olması için İkinci Bayezid’i tahttan ferâgate razı etmiştir. Yavuz Sultan Selim adıyla tahta çıkan Padişah, 23 Kasım 1512 günü Koca Mustafa Paşa’yı Bursa’da ani bir kararla idam ettirip Pınarbaşı’na gömdürtmüştür. Yavuz’un gazabına üç ihtimâl sebep gösterilir. İlki, Paşa’nın hâlâ Şehzâde Ahmed’i tahta geçirme gayreti içinde olduğu söylentileridir. İkincisi, Cem Sultan’ı Koca Mustafa Paşa’nın öldürdüğü ya da öldürttüğü ihtimâline bağlanır.  Padişah, Bursa’da kardeşi Cem Sultan’ın mezarını ziyaret ederken duygulanmış ve Paşa’yı öldürtmüştür. Üçüncü ihtimâl ise, Selim’in tahta çıkmasından sonra devlet yönetimiyle Halvetîler arasındaki sıcak ilişkinin kopma noktasına gelmiş olmasıdır… Görüldüğü gibi, ihtimâller söylentilere dayanmaktadır ve işin doğrusunu hiç şüphesiz Allah bilir. Y. Mimar İ. Aydın Yüksel, Osmanlı Mîmârîsinde II. Bâyezid-Yavuz Selim devri adlı eserine; “Koca Mustafa Paşa; frenk veya rum asıllı olup bir rivâyete göre dellâklıktan yetişmiştir. 886/1481’de Hazinedarbaşı, 892/1487’de Kapıcılar Kethüdâsı, 894-98/1489-92 arasında Kapıcıbaşı, 901/1495’de Avlonya Sancakbeyi, 903/1497’de Gelibolu Sancakbeyi, 903/1497’de veya 904/1498’de Rumeli Beylerbeyi, 906/1500 veya 908/1502’de vezir, 917/1511’de vezîr-i a’zâm olmuş, Yavuz’un ilk senelerinde mevkiinde kalmış, Cem Sultan’ın zehirlenmesindeki rolü, Şehzâde Ahmet’le muhaberâtı ve bâzı şüpheler üzerine, Yavuz’la birlikte Bursa’da iken 918/1512’de idam edilmiştir. Kabri Pınarbaşı’ndadır…” kaydını koymuştur. Koca Mustafa Paşa, İstanbul’da adını taşıyan semtte, aynı zamanda Sünbülefendi Câmii diye de anılan câmiinin yanında kendisi için yaptırdığı türbeye gömülememiştir. O türbede Paşa’nın kızı ve bir rivayete göre aynı zamanda Şeyh Sünbül Sinan Efendi’nin eşi Safiye Hâtun yatmaktadır. Başka bir rivâyete göre Safiye Hâtun, Sünbül Efendi’nin şeyhi Cemâleddîn Halvetî’nin kızıdır. Kocamustafapaşa Câmii ve Külliyesi, Bizans devrinde burada var olan bir manastır-kilisenin yerine yapılmıştır. Bu bölgede ayrıca, suçluların ve idam edilenlerin gömüldüğü bir mezarlığın bulunduğu da söylenir. Bizans'ın bellibaşlı ibadet yerlerinden biri olan Hagios Andreas en te Krisei adını taşıyan manastırın, Bizans halkına hıristiyanlığı kabûl ettirdiği söylenen havârî Andreas’a ithaf edildiği kaydedilir. Semâvi Eyice ve Baha Tanman hocalar, bu manastırın ne zaman kurulduğu hakkında açık bilgi olmadığını, ancak, bina içinde ve civarındaki araştırmalarda ele geçen parçalar ve sütun başlıklarının, burada 6. yy’a doğru inşâ edilmiş bir ibadet yerinin varlığını kanıtladığını yazmaktadırlar (Dünden Bugüne İstanbul Ansiklope-disi, cilt: 5, ss. 30-34). Bu bilgilerin devamından öğrendiklerimiz şunlardır: Bizans’taki İkonoklazma (tasvir, resim kırıcılar) akımı sırasında 20 Kasım 766 günü idam edilen Giritli azîz Hosios Andreas’ın rölikleri buraya gömüldüğünden, halk zamanla manastırın adını bu azîze bağlamış ve yapı Hosios Andreas en te Krisei adıyla anılmağa başlanmıştır. İkonoklazma hareketinde çok tahribat gören manastırİmparator Birinci Basileos (867-886) döneminde onarılmıştır. 1204-1261 arası süren Haçlı istilâsından sonra İmparator Sekizinci Mihael Paleologos’un yeğeni Theodora tarafından manastır 1284’e doğru büyük değişikliklerle âdeta yeniden yapılmış, bir kültür merkezi hâline sokulmuştur. Theodora hayatının son yıllarında bu manastıra çekilmiş ve 1300 yılında ölüp buraya gömülmüştür. Bu yeniden yapılışın en önemli özelliği, şimdiki Koca-mustafapaşa Câmii’nin aslı olan kilisenin külliyeye eklen-mesidir. Ayios Andreas Manastırı, etrafı geniş ve bağlık alanlarla kaplı az nüfuslu bir bölgede yer aldığından, Fetih’den hemen sonra câmie dönüştürülmemiştir. Devamı yarın…

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.