banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Eski rejim yanlıların ve dincilerinin komünistlikle suçladığı köy endüstrilerini bertaraf edilince meydan radikal dinciliğe taraftar kişilerce su istimal edilecek İmam hatip ve İmam hatiplilere kalmıştır. Düz lise dediğimiz klasik liseler ve sanat okulları dediğimiz okullar karşısında dinsel çevrelerin teşvik ve tavsiyesi ile imam hatipler halktan aşırı katılım bulunca eğitimdeki laik faaliyetler önemli hasar görmeye başlamışlar ve bu hasarlar birbirini takiple eğitim camiasında dinci çevreler lehine yeni kazanımlar getirmişlerdir düşüncesindeyim. Değişen iktidarlar siyasal mücadeleler yüksek ve orta eğitimde farklı tip okullar oluşturmanın kapısını açmışlardır. Anadolu liseleri, Fen liseleri gibi yeni lise oluşumları doğarken özel okullar ilkokuldan yüksekokul üniversiteye kadar açılım ve kabul görmeye başlamışlardır. İmam hatipler ve sanat okulları da bu yenileşmeden pay alırken Anadolu imam hatip liseleri Anadolu sanat liseleri gibi liselerde başta öğretmen liseleri ve ziraat okulları gibi farklı amaca yönelik liselerde açılmaya başlamıştır. Hele son dönemde yüksekokulda ortaya çıkan açık öğretim kurumları gece okulları mektupla TV ile eğitim gibi eğitim sistemleri de ortalığı daha da karıştırmıştır. İlköğretim okulları taşımalı eğitim kurumları derken kırsal yerleşimler okulsuz ve öğretmensiz bırakılmış buralar da etkinlik din görevlerine imamlara terk edilmiştir. Bununla da kalınmamış halka hatta kadınlara yönelik Kuran Kurslarıyla toplum dini eğitim lehine aşırı teşvike mecbur bırakılmıştır. Son olarak ülkemizde uygulamaya sokulan 4 + 4 + 4 olarak isimlendirilen eğitim sistemi devreye sokulup düz liseler dediğimiz klasik liseler tamamen ortadan kaldırılıp Anadolu ve Fen liseleri İmam hatip Liseleri sanat liseleri diyeceğimiz teknik okullar geçerli kılınınca hele birde İslam dini konusundaki bilgileri içeren dersler zorunlu veya seçmeli ders olarak okullara mal edilince durum iyice laiklik aleyhine bir görünüş kazanmıştır Kanaat’ındayım. İslam enstitüleri ve ilahiyat fakültelerini rakip görerek eğitim sürdürmeye başlayınca özel yüksel okullar ve üniversiteler vakıf üniversiteleri devlet üniversitelerine rakip olunca ve hepsinden önemlisi üniversite seçme ve yerleştirme sınavlarına hazırlayan kurumlar faaliyetlerini artırınca eğitim sistemimiz tam bir keşmekeşe dönüşmüştür düşüncesindeyim. Daha da önemlisi söz konusu sınavlarda yolsuzluklar yapılınca keşmekeş daha da artmıştır. Bütün bunlardan sonra ülkemizde ki eğitim sitemi iktidarda kim varsa onun istediği yapa bileceği bir sisteme dönüşmüş tabiri caizse görünüşte milli eğitimin hakim olduğu bir eğitim sistemi var gibi gözükse de aslında yabancı okullarıyla meslek okullarıyla imam hatibiyle fen liseleriyle Anadolu liseleriyle özel okullarıyla özel ve devlet üniversiteleriyle de tevhidi tedrisat kanuna uygun bir eğitim sisteminin ülkemizde varlığından devam ettiğinden söz etmek oldukça zordur düşüncesindeyim.

Şunu da eklemek isterim ki son dönemlerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ülke yönetiminde eskiye nazaran daha ön plana çıkması ve bunun etkilerinin Tevhid-i Tedrisat kanununun durumunu etkilemesi ülkemiz eğitim camiasında gerek sistemin gerek eğitimin etkisinin azalmasına gerek eğitim camiasında gerek medyada faal hale gelmesi nedeniyle dinsel eğitimin eskiye nazaran daha ağırlık kazandığını da görmeyi mümkün kıldığını düşünmek mümkündür kanaatındayım. Bir yandan artan kuran kursları tarikat ve cemaat kitlelerinin eğitim faaliyetlerinin laik ortamı bozup dinsel eğitimi yavaş yavaş Osmanlı dönemine yaklaştırdığını da düşünmek mümkündür. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinin arttırılması devlet teşkilatı içinde ön plana çıkarılıp eski sistemdeki gibi fetva verir mahiyette beyanlarda bulunması da devletin her yönünde olduğu gibi eğitim sisteminde de dinsel ağırlıklı eğitime ağırlık verir mahiyette gelişmeler görülebilir hale gelmekte olduğunu söylemek mümkündür. Sözün kısası tevhidi tedrisat kanunu varlığını korusa da uygulama açısından ülke eğitiminde geçerliliğini eski özellik ve ciddiyetinde sürdürdüğünü söylemek bir oranda zordur düşüncesindeyim. Şuan ki durumda mevcut anayasada laiklik kaidesi varlığını koruduğu sürece tevhidi tedrisat kanununun da şeklen de olsa varlığını ve geçerliliğini sürdüreceği muhakkaktır. Ancak toplumda söylentisi söz konusu olan anayasa değişikliği ile laiklik kaidesi ileride gerçekleştirilen bir anayasayla ortadan kaldırılırsan devletin dini İslam’dır kaidesi getirilirse Tevhid-i Tedrisat kanunu şeklen de mealen de ortadan kalkabilecektir. Umarım laik sistem devam eder tevhidi tedrisat kanunu varlık ve geçerliliğini devam ettirebilir.   

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.