banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Bilindiği üzere 3 Mayıs tarihi Türkçüler bayramı bir başka deyişle Türkçülük bayramı olarak kutlanmaktadır. Bu bayramla ilgilenenler bu bayramın tarihçesini çok iyi bilirler. Bu nedenle ben sadece bu bayramın son yılarda neden önem kaybettiğine, neden az katılıma mazhar olduğuna değinmek istemekteyim. Haliyle bunun yaratacağı mahzur ve sakıncaları da irdeleyeceğim. Bu durumun sebeplerine de vurgulamalar getireceğim. Neden bu bayrama bu kadar önem veriyorsun? Sorularını duyar giyim. Hemen cevaplayayım.

Bazılarının Türkçüler günü, bazılarının Türkçüler bayramı dediği bu güne önem veriyorum. Çünkü her şeyden önce ben bir Türküm. Bu nedenle Türklere ait Türkçülük uğruna gerçekleştirilen her şey beni ilgilendirmelidir diye düşünüyorum. Üstelik bu önemli gün 1945 tarihinden beri kutlanan bir gün olarak milletimin belirli kesimince kabul görmüş, kutlama bulmuş bir gündür. 1 Mayıs gibi ulusumun sadece emekçi kesimini ilgilendiren bir günü ulusça kutlarken, adıyla tüm ulusumuzu kapsayan böyle bir günle neden ilgilenmeyelim, ilgilenmeyeyim.

Evet, 3 Mayıs Türkçülük günü Turancılık Türkçülük ideallerine bağlı olan herkesi yakından ilgilendiren bir tarihtir. Çünkü Türkçüler ilk kez bu tarihte milleti adına hukuk savaşı vermiş, hukuki olaylara yani davaya konu olmuştur. Bu bayram önemlidir. Çünkü ister tarihte dilde ülkü ve ideal de bir olan bir kitle olarak alanlara uygun; ister Mustafa Kemal gibi ülke toprakları üzerinde yaşayan ve ben Türküm diyenleri esas yani Türk kabul edenlere göre olsun, tüm Türklere değer verilen bir gün söz konusudur. Böyle bir gün ulusumun bireylerine milletiyle gurur duymayı aşılamaya, öğretmeye, benimsetmeye yarayacak bir gün olması nedeniyle önemlidir. Çünkü asırlarca hanedan uyruğu olmak, İslam olmak gibi anlayış ve zorlamalar nedeniyle milletim, Türklüğünü unutmuştur. Bu kavram kendisine birileri tarafından unutturulmuş, milletimiz bir oranda birilerince asimile edilmiştir. Yeryüzünde başka hiçbir millet yoktur ki, yendiği asırlarca yönettiği milletlerin kimliğine bürünsün. Yönettiği milletlerin mensubu olmakla, hizmetkârı olmakla övünsün. Nitekim milletime bazı çevreler Arap olmayı, kendini Araplarla aynı görmeyi aşılamaya çalıştığında bundan başarılı olabilmişlerdir.  Hatta öyle başarılı olmuşlardır ki milletime mensup bazı edebi şahsiyetler eserlerinde milletimi kastederek;

“Türk Arapsız yaşayamaz.

Kim yaşar derse delidir

Türk Arap’ın hem sağ gözü

Hem sağ elidir.”

Mahiyetinde dizeler ortaya koyarak milletimi Arap’ın hizmetkârı göstermişlerdir. Ne tuhaftır ki, bu günkü yöneticilerimizde aynı görüşe sahip olup, bunu milletime hâkim kılmaya çalışmaktadırlar düşüncesindeyim. Üstelik ümmetçilik denen bu zihniyete İslam dinini ve peygamber sevgisini alet etmeye ellerinden geldiğince gayret etmektedirler görüşündeyim. Peygamber sevgisinin Arap sevgisiyle ayı olmadığını, peygamberin neslini kıranların Arap olduğunu hiç dile bile getirmeyen bu zihniyete asimilasyonla mücadele şarttır. Zaten Mustafa Kemal’de bu amaçla “ Ne Mutlu Türküm Diyene” dememiş midir? Bu yolda mücadele de Türkçülük bayramı gibi günler önemlidir. Ne yazık ki asimileye uygun milletim bu günde aynı tehlikelerle karşı karşıyadır. Bir yandan sözünü ettiğim ümmetçilerin, bir yandan kendilerince dâhil oldukları ana kitleyi veya ondan bazı grupları asimile, etmeyi amaçlayan alt kültür grubu milliyetçileri faaliyetlerini hızlandırmışlardır. Bu amaçla milletime Türk olduklarını unutturmak için her şeyi yapan, ellerindeki her imkânı kullanan bu kesimler büyük tehlike yaratmaktadırlar. Bilhassa Mustafa Kemal’in Ne mutlu Türküm diyene sözünü hedef alıp bunu yok etmeyi bile ihmal etmeyen bu çevrelere karşı Türk milleti olarak uyanmalıyız. Onlarla mücadele etmeli Türklüğe sahip çıkan çevrelere yaklaşmalı birlikte Türklük için çıkmalıyız. Türklüğümüzle övünmeli onun bilincinde olmayız. Arapçılarla, Ümmetçilerle, alt kültür grubu milliyetçileriyle yakınlaşmaktan onların aleti olmaktan kaçınmalıyız. Türkçü siyasi teşekküllere sahip çıkıp iktidar savaşında onlara destek olmalıyız. Umarım Türkçülük bayramları bizleri bilinçlendirir. Bilinçlendirir de Gaspralıların, Ziya Gökalp’leri, Alparslan Türkeş’lerin yaptığı Türkçülük mücadelelerini sürdürür bunu yaparken Mustafa Kemal’in dediği gibi Türklüğümüzle övünür onun Ne Mutlu Türküm Diyene sözünü eskisi gibi dağıyla, taşıyla tüm Türkiye’ye şamil kılarız. Tabii ki Türklük derken kimsenin alt kültür grubuna dil uzatmadan ama onların ana kitle olan Türklüğe tahakkümüne göz yummadan bunu gerçekleştiririz. Bu arada Türklüğe ve Türkçülüğe hizmet eden bu gün toprak olmuş tüm çaba sahiplerine de tanrıdan rahmet diler kendilerine saygı ve minnetlerimi sunarım. Ne yazık ki asimileler nedeniyle, çıkarcılıklar nedeniyle zayıflayan Türkçülük çalışmalarını 3 Mayıs Türkçülük bayramı gibi günler vesilesiyle artmasını beklemek umarım hayal kurmak olmaz. Umarım Türkçüler 3 Mayıslar vesile olur da dağınıklığını azalma durumunu sona erdirip eski günlerine kavuşur. Umarım 3 Mayıslar başlangıç olur da Türklük sahipsizliğini, Türkçülük ve Türkçüler bayramı katılımsızlığını sona erdirir. Ama Türkçülerin, Türk olanların Türklüğü sahipsiz, Türkçülük bayramını katılımsız bırakmaya hakları olmadığı artık kavrar ve gereğini yaparlar. Nice 3 Mayıslara. Al bayrağın gölgesinde Türklüğümüzle gurur duyup Ne mutlu Türküm demeyi sürdürmeye.

Şunu da vurgulamak isterim ki Türkçülerin kendilerini aldatmak isteyenlerin onlarla iş birliği yapıp onlardan çıkar temin etmeye çalışan önde gelenlerinin yanlış yönlendirmeleri nedeniyle Ümmetçiliği, İslamcılığı İslam medeniyetine, Arap medeniyetine sahip çıkmayı Türkçülüğe sahip çıkmayla karıştırarak Türkçülük zihniyetine Türklüğe ve Türk kültürüne bilerek bilmeyerek ihanet etme durumları ülkemiz bünyesinde milletimiz bünyesinde söz konusu olmaz çünkü Türk olmanın Türklüğe ve Türkçülüğe sahip çıkmanın ümmetçilikle İslamcılıkla, Arapçılıkla, Osmanlıcılıkla bağdaşması mümkün değildir görüşündeyim. 3 Mayıs Türkçüler bayramı milletime ve yeryüzündeki Türklere kutlu olsun.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.