banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Yıl 1920

6 Mart 1920 günü gününü takvimler gösterirken, kendisi şeker hastası olduğu halde, kendisine “Romatizma” teşhisi konulan Ömer Seyfettin’in acıklı ölüm hikayesinin başladığı gündü…

O tarihlerde şeker hastalığının bilinmemesi, yanlış teşhis ve sonuçta; Türk edebiyat tarihinin unutulmaz isminin ölümüne neden oluyordu.

Ömer Seyfettin’in dramatik ölümünün serüveni bundan sonra da bitmiyordu. Naaşı, Numune Hastanesi’ne kaldırılıyor ve “Kadavra” olarak kullanılmaya başlanıyor. Anatomi derslerinde tıp öğrencilerinden bazılarının onun naaşı başında çektirdikleri fotoğrafların gazetelerde çıkması üzerine, onu tanıyan halkın tepkisi üzerine, günler sonra Kuşdili’nde toprağa veriliyordu.

Ömer Seyfettin’in dramı böyle bitti zannediyorsanız, yanılıyorsunuz.

Yusuf ziya Ortaç’ın “Bir Varmış Bir Yokmuş” adlı kitabında anlattığına göre; 23 Ağustos 1939 günü toprağa verildiği kuşdili’ndeki mezarı üzerinden yol geçeceği gerekçesiyle kaldırılacak ve 19 yıl sonra kemikleri Asya’dan Avrupa’ya geçecek, Zincirlikuyu mezarlığına defnedilecektir…

Şimdi Pandemi anılarımı anlatacağım yerde böyle bir konuyu niye anlattım? İster inanın ister inanmayın… Sadece 30 m2’lik bir odada 32 gün tek başına yaşam savaşı veriyorsunuz, siz olsanız okuduğunuz kitapların dramatik olaylarını hatırlayıp, hastalığınız ile bağdaştırıp, hastane anılarınız içine almaz mısınız?

Evet dostlarım. Bu illet insanın fiziki yapısını değil, ruhsal durumunu bile değiştiriyor.

Allah bu belayı kimseye göstermesin. Lütfen, “Böyle bir salgın yok,” “Bana bir şey olmaz.” demeyin. Hepinizin üzerine esenlikler olsun.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.