banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

         Nice sevdalılar vardı gökyüzünde. Kalbi buhar olup uçan yeryüzünde yağan yağmur misali nefes aldığını hisseden. Sevda bazen bir avuç toprak bir damla su, güne sayısız nimetler sunan belki de, sevda nedir? diye sorulduğunda tarif edemediğimiz çok şey vardı. O Sevmeye uyanan yürekler aradı. Tarif edemediği bir yerde kendini buldu. Ayın ışıldaması gibi parlayan bir yüzü vardı. Ellerini semada hissederek gökyüzüne baktı. Yağan yağmurun ona eşlik ettiğini düşündü ve gözlerini kapatarak içinde ki benlik zannını dışarıya çıkardı. Hakka seslenerek dualar etti.

            Etrafını saran hüzün yaprakları derin dehlizlerle kaplı yüreğinin açık denizinde kayboldu. Sevmenin sevilmenin değerini kaybedince anladı. Oysa sevmenin değeri o kadar büyüktür ki biz bir adım atmıyoruz ve yürümeden koşmayı sevgi adına tercih etmiyoruz.  Eski sevdalar arıyoruz belki de ama maalesef sevmek bu devirle eşdeğer değil. Olan ise nadir bulunmakta biz sevmeyi, sevilmeyi de kirlettik. Eski yaşanmışlıklarla şimdiki yaşanmışlıklar arasında binlerce fark var. Rüzgârda savrulmayı, denizin dalgalı sesini, gökyüzünde ki dolunayı izlemeyi, kalbimizde bir asırda geçse bile yaşanan sevdaları ne çabuk unuttuk. İnsanlar öncelikle sevmeye yüz sürmeli kalbinde olan sevgi hazinesinde barındırdığı eserini sergilemeli.

            Hayatımız bir yapboz parçası gibi biz yapıyoruz lakin bir anda bozuluyor. Kafamızda kurgular kuruyoruz. Kurgulamak yerine, öğrenmeyi denemek daha doğru değil mi? Açan sevda çiçeğini soldurarak eteklerimizden birer birer dökülen yapraklar misali, hüznü ruhumuza boca ediyoruz. Ruhumuzu kasırgalarla fırtınalarla meyletmek ne kadar doğru? Hayatı doludizgin yaşamak varken, biz farklı yollara yürümeyi tercih ediyoruz. Sahip olduğumuz her şey aslında elimizde fakat biz elimizden ansızın kaybediyoruz ne olduğunu anlamadan…

            Eski hayatın ruhumuza ince anlamlı derin bir iz bıraktığını düşünüyorum. Tılsımını kaybetmiş yaşantı ve hayatın girdabında olan acı hatıralar…

 O günler çok geride kaldı diyoruz ama hepsini heybemizde bir yara iziyle taşıyoruz. Biz derin anlamlar içeren kelimeleri bir arada toparlayıp dile getirmekte belki de zorlanıyoruz. Eski yaşanmışlıklarımızdan bir iz arıyoruz. Lakin bulamıyoruz kendi iç dünyamızda yaşatmaya çalıştığımız hayatın girdabına kapılmış oradan oraya savruluyoruz. Mesele sevmenin, sevilmenin değerini bilmektir azizim.       

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.