banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Son zamanlarda bilgi dağarcığım o kadar genişliyor ki. Birçok konuda zihnimde biriken soruların cevapları da kendiliğinden geliyor. Geldiğim noktayı ifade etsem kesinlikle komplo teorisyenliğinin ötesinde kafayı yediğimi dahi herkesten önce en yakın dostlarım söyler.
Öncelikle tarihe bakışım, tarihi değerlere bakışım, Müslüman dünyasına ve Müslümanlığımıza bakışım, sosyal ve kültürel noktadaki durumumuz, Osmanlının son 250 yıllık dönemi, Cumhuriyet Türkiye’sinden bu yana durumumuz, özellikle siyasi tarihimiz ve bugün gelinen nokta durumunuz.
Hele bugünlerde ülkede yaşanan siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmeler. Bundan 10 yıl önceki pencereden bakışımın ötesinde.
Uzun yıllar Parlamento muhabirliğinde bulunmamdan dolayı milleti vekiline ve sevdiği siyasi partiye oy verdirip sonra ülkeyi bunların yönettiği algısıyla ülkede problem yaşandığında tekrar bunlara sövdürme çarkının kurulduğunu daha önceden anlamıştım.
Rahmetli Doğan Güreş Paşa’dan  28 Şubat sürecinde muhalefet kulisinde Faziletli Milletvekilleri ile birlikte sohbet ederken “Gazeteci bunu yazma haa.” dedikten sonra “Genelkurmay Başkanı oldum. Adettenmiş. İlk yemeği Marmaris’te Rahmi Koç verdi” sözünü duyduğumdan bu yana...
Türkiye’nin denizden, karadan, havadan  ve uzaydan açık bir ablukaya alındığı hatta saldırıya olduğu taarruzların devam ettiği ortadadır. Bugün Türkiye Osmanlı İmparatorluğunun Birinci Dünya Savaşı’nda karşı karşıya olduğu saldırıların ötesinde daha ağır bir kıskaçtadır.
40 yıldır devam eden PKK terörü ve bu teröre ilave YPG oyunu, Kuzey Irak, Suriye savaşları. Doğu Akdeniz çanağı, Libya, Ege adaları, Yunanistan ve Yunanistan’da boğazları ve İstanbul’u hedef alan ABD üsleri, Bulgaristan üsleri, Romanya hattı. Kafkaslar; Azerbaycan-Ermenistan, Gürcistan, Rusya, Ukrayna-Kırım gelişmeleri. İran-İsrail problemleri. Daha 10’larca Türkiye’yi yakından ilgilendiren gelişmeler.
Tüm bunlar çevremizde yaşanırken içerde kısır siyasi tartışmalar. Son yıllarda yaşanan kısır tartışmalar Türkiye’de siyaseti kırılgan noktaya getirmiştir. Artık siyasi dengelerin çok küçük dokunuşlarla değişeceği bir konumdayız. Bu durum Türkiye’nin yaşadığı dış saldırılardan daha tehlikeli bir risk taşıdığı ortadadır.
Bunu aşmanın en çıkar yolu bundan böyle iktidara kim gelirse gelsin ülkenin karşı karşıya bulunduğu dış saldırılara aynı duyarlılıkla yaklaşacak ortak bir tavırdır. İşte bu noktada muhalefet bloğunun Türkiye’de bir tercihte bulunması zorunludur; bugüne kadar izlediği gibi yıkım ekibi mi olacak, yoksa imar ve ıslah ekibi mi?
Bugün Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu saldırılara karşı nasıl bir yol haritası bulunuyor. Doğu Akdeniz konusunda, Libya konusunda, Suriye konusunda, Irak konusunda, Yunanistan’a çöreklenmiş ve İstanbul ile Boğazları abluka altına alan ABD üsleri konusunda, Karadeniz konusunda, Kafkaslar konusunda ne düşünüyor? Bugün izlenen stratejilerin ilerisinde ne gibi hamleler düşünüyor? Hani güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme dönüş projeniz? Nerede ekonomik programınız? Nerede dış ve iç borçlanma stratejiniz?
Mesela Türkiye’nin güvenlik sorunu olmaya aday NATO ve NATO subayları konusunda ne düşünüyor?
Yoksa tüm bunlara iktidara gelince düşünürüz, kervan yolda düzülür mü diyor?
Bugün gelinen noktada AK Parti’den çok muhalefetin yıkım ekibi tavrından vazgeçip geçmemesi Türkiye’nin geleceğinde kilit rol oynayacaktır. Tayyip düşmanlığı üzerinden Türkiye’nin  beka sorunu yaşayacağını söylemek zorundayım. Tayyip düşmanlığı sizleri başarıya belki götürebilir ama Türkiye’yi de uçuruma götürmekten başka işe yaramaz.
Kalın sağlıcakla…

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.