banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

“Şunları bir araya toplayalım.

Bir güzel muhabbet edelim“ diye düşündüm.

Mutfak işinden de anlarım.

Donattım sofrayı.

Bayağı uğraştım.

Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.

Bayağı da para gitti.

Birinin yediğini öbürü yemez.

Ötekinin içtiğini beriki içmez.

Dört kişilik sofra kurdum.

Mumları da yaktım.

Bak hepsi, Erik Satie severdi.

Hatırladım.

Müziği de ayarladım.

 Geldiler.

20 yaşında ben,

35 yaşında ben,

40 yaşında ben ve bugünkü ben dördümüz

Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturdum.

Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.

Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.

Kırk yaşım İkisinin de salak olduğunu söyledi.

Yatıştırayım dedim.

“Sen karışma moruk” dediler.

Büyük bir hır çıktı.

Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.

Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.

Evin de içine ettiler.

Bende kabahat.

Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine…

 Kimi zaman, öylesine sert ve acımasız üslubu olmasına rağmen, onun sevgi dolu, aşk dolu yumuşacık bir kalbi vardı. Ama, pek dışa vurmak istemediği çok açıktı yazı ve şiirlerinde.

  Mesela o kadar açık sözlü ki, “Hayat ne kadar zor ve acımasız olsa da, sen hayatı öyle mutlu yaşa ki, kapıdaki yalnızlık, yalnızlığından utansın!” diyor.

  Evet, bugün kısa da olsa Can Yücel’e konuk olduk. Saygıyla sevgili Can Yücel.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.