banner11

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

İkinci saha olarak karşımıza bugün Rusya’nın oluşturduğu sistemin içerisinde yer alan Kırım sahası İlk çağlardan beri Türklerin vatanı olmuş topraklardan birisidir. Bu sahada bizden önce Cumhuriyet yaşamış Türk illerinden biridir.

Bu nedenle bu sahada pek çok Türk devletinin hakimiyet kurduğunu hatta kırım hanlığı gibi bir devletin bu toprakları anavatan kabul ettiğini bilmekteyiz. Ne yazık ki Osmanlı devleti bu sahadaki hakimiyetini Ruslara bıraktıktan sonra bu bölgedeki Türkler sahipsiz ve desteksiz kalmışlardır bu desteksizlik bugün dahi sürmektedir. Tuhaftır ama Osmanlının Arap halkıyla meskun topraklarında hala hak iddia etmeye meyilli görünen vatandaşlarımız ve yöneticilerimiz oralardaki Arap halkının hakları ve hukukları konusunda dikkatle izleyip bu konularda çalışmalar gösterirken bir zamanlar Osmanlının da toprağı olmuş öz ve öz yurdu kırım konusunda hemen hemen hiçbir çalışma ve çaba sarf etmek durumunu sergilemezler Osmanlının hakimiyetinden sonra bu bölgenin Türk halkı fırsat düştükçe Ruslara karşı veya işgalcilere karşı cephe alan çalışmalar göstermişlerdir. Bunun bir örneği olarak bu bölgede bir zamanlar kurulmuş bir cumhuriyetten söz edebiliriz.
Kırım sahasında kurulan ve ömrü kısa olan Kırım Cumhuriyetini tanımak Kırım sahasının buradaki Kırım Cumhuriyetinin hakkında bilgi edinmek, Kırımın dünü ve bugünü konusunda bilgi edinmek istediğimizde genel kaynaklardan şu bilgilendirmeye rastlarız:

“Karadeniz'in kuzeyinde Kırım yarımadasında Ukrayna'ya bağlı özerk cumhuriyet olan Kırım'ın yüz ölçümü 26.945 km2dir.

Başkenti Akmescit, nüfusu 2.632.400 olan Kırım Cumhuriyeti nüfus kompozisyonunda Kırım Türkleri, Rus ve Ukraynalılardan sonra 300.000 nüfusla üçüncü sırayı almakta, ayrıca Karaim ve Kırımçak Türklerinden bir kısımda Kırım'da yaşamaktadırlar. MÖ VII. -IV yy'larda Kırım'a ilk defa yerleşen Türkler, MS 395 yılında Büyük Kavimler Göçü ile Kırım'ı vatan yapmışlar ve birçok devlet kurmuşlardır.

Moğol, Altınordu, Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu idaresine giren Kırım, 1774 yılında Küçük Kaynarca anlaşması ile bağımsız devlet olmuş, 1783 yılında Rus işgaline uğram/ş, 1793 yılında yapılan Yaş Antlaşması ile Rusların idaresi altına girmiştir. Ruslara karşı kanlı isyanlar başlamış, 1790 isyanında 300 bin, 1860-62 yıllarında 142 bin Türk sadece sürgün edilmiş, bu isyanlarda şehit olanların, tutuklananların hesabı bile yapılmamıştır.

1900'lü yıllarda İsmail GASPIRALI'nın öncülüğünde başlayan Milli Hareket, Ekim 1917 devrimi sonrası 26 Aralık 1917'de Kırım Cumhuriyeti'nin ilanına neden olmuş, ancak 3 yıl sonra 20 Ekim 1920'de tekrar Rus işgaline maruz kalmıştır.

18 Ekim 1921 yılında de Kırım Tatar Muhtar Cumhuriyeti adı ile SSCB'ye bağlanmıştır. 1924-1945 acı geçen yıllar olmuş, II. Dünya Harbi'nde Alman işgaline uğrayan Kırım, Almanların çekilmesinden sonra tekrar Rus işgaline uğramış, Almanlarla iş birliği yaptığı gerekçesi ile 18 Mayıs 1944 tarihinde Kırım'da tek Türk kalmamacasına sürgüne tabi tutulmuşlardır.

Bu sürgünde 100 binin üzerinde Türk katledilmiştir. Yerlerine Rus ve Ukraynalılar yerleştirilmiştir. 27 Şubat 1954 yılında SSCB Yüksek Sovyetinin kararıyla Ukrayna'ya bağlanan Kırım, 1967'de Kremlin'in yayımladığı bir kararla sürgündeki Kırım Türklerine vatana dönüş izni çıkmıştır.

SSCB'nin dağılmasından sonra Kırım, Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasında çıbanbaşı olmuştur. Kırım'da bulunan ve dünyanın en güçlü donanmalarından biri olan Karadeniz Filosu bu anlaşmazlığın temelini oluşturmaktadır. Ayrıca Kırım nüfusunun %60'ını teşkil eden Rusların varlığı da anlaşmazlığın ikinci sebebidir.

Kırım'da mevcut aşırı Tatar milliyetçiliği SSCB'nin dağılmasından sonra aktif olarak faaliyete geçmiş, 1950 yılında kurulan "Kırım-Tatar Milli Hareketi" 1989 yılında Özbekistan'da yapılan bir toplantıda "Kırım - Tatar Milli Hareketi Teşkilatı" adını alarak, Kırım'da teşkilatlanmaya başlamıştır. Devam edecek…

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.