banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Toplumumuzda yapılan önemli yanlışlıkların başında İslamiyet’le, Müslümanlığı aynı kabul etmek hatası gelmektedir. Bugün ülkemizde ve kentimiz de kime sorarsak soralım sen nesin dediğimizde şüphesiz hemen Müslüman’ım diyecektir. Hatta bazıları daha baskın çıkacak, daha ileri gittiğini zannederek, Elhamdülillah Müslüman’ım diyecektir. Bunu yapan milliyetini unuttuğunu, bir kenara attığını düşünmeyecek bile. Oysa bu soruya Ben Türküm ibaresi Ben Türküm ifadesiyle cevap verilmesini tercih ederdim. Ama ne yazık ki İmparatorluklar kurmuş yahut imparatorluklara katılmış milletim imparatorlukların Kozmopolit yapısı içinde milliyetini unutmuş olmalı ki aklınca hangi dinden olduğunu dile getirmeye çalışmakta, böyle yaparak daha kalabalık daha geniş bir gruba dahil olduğunu ortaya koyduğunu düşünmektedir.

Hangi dine mensup olduğunu söylerken bile yukarıda sözünü ettiğim beyanla hangi dine sahip olduğunu tam anlamıyla dile getiremediğinin ne yazık ki farkında bile değildir. Çünkü vatandaşımız Milliyet olarak Türk olduğu gibi büyük çoğunluğu İslam olan bir kitledir. Müslümanlık diye bir din aslında yoktur. İslamiyet diye bir din yeryüzünde mevcuttur. Sözlüklerimize bakan herkes bunun böyle olduğunu yani dinimizin adının İslamiyet olduğunu görecektir. Tekrar önemle vurgular veya hatırlatırım ki Hz. Muhammed’in ortaya koyduğu dinin adı İslam Dinidir. Zaten bütün dikkatli kaynaklarda Semavi üç dinden bahsedilir. Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet. Ancak İslamlar arasında bilhassa biz Türkler arasında yanlış bir kullanımla dinimize Müslümanlık dediğimizi görürüz. Oysa Müslümanlık hatalı kullanım dışında kelime anlamıyla mecazi kasıt dışında kelime anlamıyla İslamiyet dininin eş anlamını veren bir kelime değildir. Çünkü Müslümanlık kelime ve tabiri daha gelen geçen mahiyettedir. Lügatlerimize baktığımızda Müslümanlık kelimesinin anlamı olarak dine bağlı bir dine inanmış, dindar, doğru yoldan ayrılmaz kimse anlamında kullanıldığını görürüz. Hal böyle olunca, sade İslam’ın değil, İslamiyet’in değil Hıristiyan’ın da Musevi’nin de kendi açısından Müslüman’ı olur. Bir başka deyişle biz Müslüman Musevi dersek Musevi dinine inanmış dindar bir Musevi’yi, Müslüman bir Hıristiyan dersek Hıristiyan dinine inanmış dindar bir Hristiyan’ı; İslam Müslüman dersek İslam dinine inanmış bir kimseyi anlarız. Bir başka tabirle Müslüman kelimesinin anlamdaşı, Mümin diye bir kelimenin anlamında olduğu gibi inanmış, inanç sahibi, hangi dine inanmışsa o dinden sapma yapmayan bir kişiyi anlamamız mümkündür.

 Hal böyle olunca lügat açısından ve kanaatimce Müslüman tabiri tam anlamıyla İslam Tabirinin eşdeşi, anlamdaşı olamaz. Ama nedense toplumumuz, dinimizin karşılığı olarak dinimizin tanımı olarak bence hatalı olarak Müslüman tabirini kullanmakta, ısrar etmektedir. Kanaatimce bu ısrarın sebebi Peygamber devrine dayanmaktadır. Çünkü Hz. Muhammed Mekke’de İslam Dininin kaidelerini bir başka deyişle esaslarını ortaya koymaya, Peygamberliğini halka arz etmeye başladığında tek başınadır. Toplum tamamen Putperestlerden, Yahudilerden ve Hanif denilen İbrahim Peygamber Dinine inananlardan oluşmaktadır. Hz. Muhammed peygamberliğini ilan edip dini esaslarını ortaya koymaya başladığında bu toplum içinden çok az sayıda birkaç kişi onun peygamberliğine ve getirdiği dini esaslara inanıp, kabul ettiğinde ona inananlara yönelik olarak Peygambere inananlar manasına Hz. Muhammed’e inananlar manasına Müslümanlar veya Müminler denmiş olmalıdır. Haliyle bunun karşısındakilere de Kâfirler denmiştir. Tabi Müslümanlar tabirini Hz. Muhammed’e inanmayanlar inananlar için kullandığı gibi inananlarda kendileri için kullanmış olabilirler. Ancak kâfir tabirini şüphesiz Peygambere inanmayanlara karşı Peygambere inananlar kullanmışlardır. Zamanla Peygambere inananlar çoğalınca Mekke toplumu biri Peygambere inananlar yani Müslümanlar, diğeri İnanmayanlar yani Kâfirler olmak üzere ikiye ayrılmıştır. İşte Müslüman tabirinin İslamlar için kullanılması bence bu dönemde ortaya çıkmış sadece Peygamber döneminde hatta Mekke Döneminde geçerli olması gerekirken bugünlere iletilerek sürdürülmüş olmakta olan bir kelimedir. Ama artık İslam dini tam anlamıyla teşekkül atını tamamlamış, ortaya çıkmış bir din olması nedeniyle isim olarak İslamiyet adını taşıması gerektiğini düşünmekteyim.

Bu nedenle İslamların kendilerini tanıtırken ben Müslüman’ım demesini yahut Diğer dinlerdekilerin İslamları tanıtırken Müslüman diye hitap etmelerini yadırgamaktayım. Çünkü Müslüman tabiri anlam olarak inanmış demekse dindar demekse her dinin inanmışı, dindarı olacağından, olabileceğinden sadece İslamlara dindar inanmış deyip diğer din mensuplarını bu özellik dışında tutmanın hakikat açısından bir değeri yoktur. Bu nedenle Müslüman tabirini sade İslam’a mal edip diğer dinleri diğer dinlerin inanmışlarını bu tabir kapsamı dışında tutmanın anlamı da yoktur. Üstelik zaten İslam Dini mensubu gözüken Müslüman’ım diyerek İslam Dinine mensup olduğunu dile getirenlerin hepsinin de tam anlamıyla İslam olduğunu dindar, dine inanmış bir İslam olduğunu söylemek zordur. Devam edecek…

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.