banner11

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Aynı şekilde bugün toplumuzun mustarip olduğu ve yıllardır da kendisine sorunlar yaşattırdığı kapitalist sistemde bir hassa son yıllarda en büyük taraftarlarını ve destekçilerini mescit ve cami ehlinde bulmaktadır dersek kanaatimce yanlış söylemiş olmayız. Çünkü bugün ülkemizdeki en büyük kapital birikimleri çoğunlukla camiler etrafında ve içerisinde kümelenen Tarikat erbapları liderleri ve yöneticileri elinde bulunmaktadır.

Bugün ülkemizde bulunan Tarikat teşkilatlarının yahut tarikat mensuplarının elinde bulunan nakit meblağların ne derece yüksek olduğunu medyada sık sık dile getirilen beyanlardan görmek mümkündür. Zaten Tarikatların ortaya çıkışından itibaren kendi teşekküllerini tamamlamak için kapitalizme müracaat ettikleri ve kapitalist sistemden pay alacak teşkilatlara üye olup onları kuvvetlendirdikleri bence tarih boyunca bilinen bir gerçektir. Bu nedenle bugün ülkemizdeki kapitalist sistemi de ayakta tutan kesim cemaatçiler ve tarikatçılar dolayısıyla çoğunlukla mescit ve cami ehlidir dersek bence yanlış söylemiş olmayız düşüncesindeyim.

Yine ülkemizin son yıllarda önemli sorunlarından biri olan bölücü Kürtçülük yahut Kürtçülük akımı ve cereyanı diyeceğimiz olgu ve girişimleri de dolaylı yoldan da olsa mescit ve cami kaynaklı görmek mümkündür düşüncesindeyim. Çünkü Kürtlerin ayrı bir ırk kabul edip İslam dünyasına hakim kılmaya yönelen bu amaçla hareket eden ve hatta yanlış hatırlamıyorsam bugüne kadar İslam dünyasını yöneten Türkler artık başarısızlığa uğramıştır bu nedenle onların yerini bundan sonra biz Kürtler almalıyız yolunda beyanda bulunan Saidi Kürdi veya Saidi Nursi denilen kişi başlatmıştır demek mümkündür. Eğer Kürtçülük akımının ayrılıkçı Kürtçülüğün Kürt etnik grubunu İslam dünyasına hakim bir ırk haline getirmenin başlatıcısı olarak Saidi Kürdiyi kabul edersek bu akımı da cami ehli mescit mensubu bir kişi başlattı dememiz mümkündür. Çünkü bu şahıs Said-i Nursi adıyla bugün ülkemizde pek çok temsilcisi bulunan Nursist diyebileceğimiz bir fikir akımının kendi tabirleri ile kendilerine verdikleri adla Nurcu denilen tarikatında kurucusu olan bir İslam dini mensubu bir İslam tarikatının lideridir.

Osmanlı üniversitelerinde yetişmiş Osmanlı devletinde hizmet görmüş bir din adamı dolayısıyla bir mescit ve cami ehli kişidir. Öyleyse Kürtçülük akımları da mescit ve camilerden başlamıştır demek kanaatimce yanlış bir iddia olmayacaktır. Bütün bunlardan sonra şunu belirtmek isterim ki İslam toplumlarındaki bütün dinsel akımlar cemaat ve tarikatlar cami ve mescitler etrafında oluşur. Bu grupların faaliyetleri nedeniyle ülkemizde sorun olan pek çok siyasi akımla bu çevrelerde doğar veya bu mekânların etrafından sağladığı desteklerle büyür gelişir ve ülke için sorun olurlar. Oysa camiler ve mescitler sorun yaratma yeri değil ibadet edilme ve İslam toplumlarının halkının kendi sorunlarını çözme yeri olmalıdır. Umarım görüşlerimizde yanılıyoruzdur. Umarız camilerimiz ve cemaatlerimiz sorun yaratmakta değil sorun çözmekte mekan ve destek olmayı başarırlar. Kafamızdaki; Ülkemizde sorun olan akımların çıkış kökeni mescitler ve camiler olabilir mi? Sorusunu ortadan kaldırırlar.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Simava Kadısı oğlu şeyh Bedrettin bir nevi kominizim denilen sistemin ilk ortaya çıkarıcısı ve uygulayıcısı kabul edilirse Saidi Kürdi bir başka deyişle Saidi Nursi Kürt milliyetçiliğinin ona dayandırıldığı söylenilen PKK ve benzerleri terör örgütlerinin ortaya çıkarıcısı kabul edilirse bir sürü Sünni mezhep ve cemaatin ellerine geçirdikleri kapitalleri kullanarak çevrelerine ve ülkelerine hakimiyet kurma çabaları nedeniyle kapitalizmi destekleyip uyguladıkları söylenebilirse başlıkta söylediğimiz gibi pek çok siyasi akımın çıkış noktası çıkış yeri bu akımlara öncülük eden ulemaların çıkış noktası olan camiler ve mescitler olarak görülüp düşünülebilir kanaatındayım. Ayrıca pek çoğu ülkemizde tanınmış bir camiyi kendisine mesken ve merkez kabul eden tarikat ve cemaat sistemleri nedeniyle de bu tarikatların ve cemaatlerin ortaya koyduğu dinsel kökenli akımların doğuş yeri olarak da çıkış noktası olarak da cami ve mescitleri kabul edebiliriz düşüncesindeyim. Bu tarikat ve cemaatler bir bölüm insanımızı etkileyip yönlendirebildiği gibi medyada iddia edildiği üzere ülkemizin pek çok sahasında farklı bölümlerde FETÖ gibi geniş sayıda bireyleri ve geniş çapta kitleleri de etkileyip yönlendiren düşünce akımları ve uygulamaları ortaya koyabilir. Bu yüzdendir ki gerek ülkemizde gerek İslam ülkelerinde camiler ve mescitler düşünce akımları, siyasi akımların ortaya çıkışına veya kuvvetle destek bulmasına mekanlık edebilirler düşüncesindeyim. Bu yüzdendir ki başta diyanet işleri başkanlığı olmak üzere ona bağlı taşra teşkilatlarının ve onların uygulama sahası olan cami ve mescitlerin fikir akımlarının yaratıcılarının siyasetçilerin politikacıların yarattığı siyasi akımların ortaya çıkış ve destekleme sahası olma durumundan uzak tutulması gerektiğini düşünmekteyim. Bunun olabilmesi için de devlet teşkilatının başta diyanet işleri başkanlığının laiklik fikrini benimseyip dikkatle uygulamayı prensip edilmesinin şart olduğunu düşünmekteyim. Bu gerçekleşmediği taktirde camiler mescitler cem evleri Kur’an kursları içlerinden çıkabilecek veya bünyelerini etkileyebilecek her türlü fikir ve siyasi akımdan etkilenebilecek ve ortaya çıkabilecek fikri ve siyasi yeni akımların doğuş noktası olabilecektir görüş ve düşüncesindeyim.

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.