banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Ne var ki İslam dinini kullanarak halkımızı kendi yanlarına çekmek isteyenler kendi fikirleri etrafında toplamak isteyenler Çanakkale savaşındaki başarıyı nasıl hamaset ve dinsel efsanelerle dolu rivayetlerle Mustafa Kemal ve Türk ordusunun elinden almak istiyorlarsa öyle görülüyor ki İstanbul’un fethini de Osmanlı ordusu ve Fatih Sultan Mehmet’in elinden alıp Akşemseddin’e ve benzeri evliyalara mal etmeye çalışıyorlar görünmektedirler.

Onlara bakarsak İstanbul’un fethinin gerçek sahibi Akşemseddin’dir. Çağları açıp kapatan Fatih değil Akşemseddin’dir. Haliyle öyleyse İslam dünyasına en büyük darbeyi hazırlayan İstanbul fethi gibi bir olay onun eseridir. Çünkü coğrafi keşifler Rönesans reform hep bu fetihle gelmiştir. Bütün bunları da Akşemseddin sağlamıştır. Bütün bunların olması ne derece gerçektir inanılması ve kabul edilmesi akıllara bırakılacak bir olaydır. Ama şunu vurgulamak isterim ki eğer birileri İstanbul’un fethini Akşemseddin’e ve evliyalara bağlıyorsa ortada milletimizi geriye götürmeye, dinsel rejimlere şeriat rejimlerine, Osmanlı özentilerine zemin hazırlama gayretleri ve çalışmaları var demektir. Bu nedenle insanımız bu tür beyanlar karşısında dikkatli olmalı tarihi gerçeklerin tahrif edilmiş şekline değil hakiki ifadelerine kulak vermelidir. Fatih bütün bilimsel şahsiyetiyle özelliğiyle karşımızda dururken evliyaların padişahın hocası bile olsa Akşemseddinin İstanbul’un gerçek fatihi olduğu yolundaki beyanlara inanmamalıdır.

Bütün bunlardan sonra eğer İstanbul’un gerçek fatihi Akşemseddin’dir diyenleri irdeleyerek incelersek sözlerine sadece şu şekilde hak verebiliriz diye düşünmekteyim. Biliyoruz ki Akşemseddin Fatih’in önde gelen hocalarından biridir. Fatihin İstanbul’u fetih etme azmiyle yetişmesinde en büyük katkısı olan kişilerin başında Akşemseddin gelmektedir. Fatihin babası II. Murat İstanbul’un fethi için çok çalışmış başarılı olamamıştır. Rivayetlere göre Şeyh Edebali’den veya başka anlatımlara göre Hacı Bayram Veli’den bu iş için başarılması için dua isteyen II. Murat’a Hacı Bayram Veli’nin “bu fetih sana ve bana nasip olmayacak” ancak yanındaki çocuk fatihi ve kendi yanındaki öğrencisi Akşemseddin’i gösterip “bu ikisine nasip olacak” dediği rivayeti de vardır. Ola ki Hacı Bayram Veli İstanbul’un fethi konusunda Akşemseddin’i yetiştirmiş oda öğrencisi Fatih Sultan Mehmet’i bu fetih azmiyle yetiştirmiş olabilir. Eğer Akşemseddin’in İstanbul’un fatihi olarak gösterilmesine bu yetiştirilme ve fetih esnasında Fatih Sultan Mehmet de yaptığı manevi destekler kastediliyorsa belki yukarıdaki iddia bir oranda düşünülebilir. Ama gerçek olan şudur ki İstanbul’un fethi olayını hazırlayan ve gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet ve ona inanıp destekleyen Hz. Muhammed’in hadisini gerçekleştirmeye önem veren Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. Bunun dışında fatihi geri plana itip Akşemseddin ve benzeri evliyaları gerçek fatih göstermeye çalışanların yukarıdaki sözü ve benzerlerini edenlerin amacı laik düzeni kötülemek dinsel devlet ve rejimler peşinde koşmak istemeleridir. Şunu da belirtmek isterim ki fatihin fethinden sonra Mondros Mütarekesi uyarınca İngiliz, Fransız, İtalyan kısacası itilaf devletlerinin işgaline düşen ve 5 yıl onların işgalinde kalan İstanbul’u Atatürk’ün düzenleyip hazırladığı başında bulunduğu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 6 Ekim 1923 de onların işgalinden kurtarması olayı da Osmanlıcılar, yeni Osmanlıcılar, saltanat ve hilafetçiler tarafından hiç dikkate alınmamaktadır. Bu isimlerini saydığım gruplar İstanbul’un bu ikinci kurtuluşunu yok kabul ederken Atatürk’ü değersizleştirdiklerini düşünmektedirler. Onlara göre İstanbul fatihten bu güne hiç işgal görmemiş hep Türk kalmış Türk Silahlı Kuvvetleri ikinci bir kurtuluş yaşatmamıştır. Oysa yukarıda sözünü ettiğim 5 yıllık işgal süresince meclisi mebussan kapatılmış. Başta padişah olmak üzere Osmanlı hükümeti kuklalaştırılmıştır. Bu olayı ve İstanbul’un Atatürk tarafından ikinci kurtarılışını bile bile inkar edenlerin işlerine yaramadığı anda fatihi de silip süpürmeleri dini devlet laik olmayan şeriat rejimini gerçekleştirmek uğruna Akşemseddin’i İstanbul’un gerçek fatihi gösterme çalışmalarına yönelmelerine de şaşmamak gerekir. Ama aynı kitleler yine amaçlarına ulaşmak için Ayasofya’yı kullanmak istediklerinde onu müze olmak durumundan çıkarmak için Ayasofya’nın fatihin kılıç hakkı olduğunu iddia etmeleri de şaşkınlıkla izlenebilecek bir durum yaratmaktadır. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim aynı çevreler İslam dininin kitabında ve kaidelerinde mabetlerin fetih hakkı veya kılıç hakkı olarak gasp edilemeyeceği ancak mabetlerin gerçek sahibi olan cemaatlerin izni alınarak cami yapılabileceği kaidesini de hiçe saymaktan kaçınmazlar. Sözün kısası kim ne derse desin İstanbul’un ilk fatihi ve milletimize armağan edeni Fatih Sultan Mehmet ikinci armağan edeni Gazi Mustafa Kemal Paşadır.

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.