banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

Bu sırada Prusya yeni kurulan gelişmeye uğraşan bir devlet iken Osmanlı duraklama çözülme devresindedir. Tabiri caizse kurulmak istenilen Prusya Osmanlı dostluğunda orta yaşlı Osmanlı ile delikanlı Prusya arkadaşlık için karşı karşıyadır. Bu nedenle bu dostluk kolay kurulamamıştır. Bu dostluğun kurulamayışında Prusya’nın Hıristiyan camiadan, Osmanlı’nın Müslüman dünyasından olmasının payı da büyüktür. Osmanlı Prusya dostluğu oluşması gibi bir durum ortaya çıktığında Osmanlı’nın başında 3. Mustafa, Prusya’nın başında Büyük Frederick’de denilen 2. Frederick vardır.

Gerçi bu dostluğun ortaya çıkmasından önceki dönemlerde de Türk Alman ilişkileri yer yer gerçekleşmiştir. Alman ırkına mensup insanlar asker veya teknik eleman olarak Osmanlı’da görülmüşlerdir. Nitekim son bilgilere göre Rumeli Hisarını yaptıran Fatih’in Avrupalı mühendisleri arasında Almanlardan yer alanlar Rumeli Hisarının yapımıyla ilgili fikri katkıda bulunanlar olduğu gibi İstanbul’u kuşatan Fatih’in ordusu içerisinde bulunan Hıristiyan askerler arasında maaş karşılığı veya fetih sonunda gerçekleşecek İstanbul yağma ve talanından pay almak amacıyla çalışan Alman askerler de mevcuttur.

 Ancak Büyük Frederick 3. Mustafa arasında başlayacak Prusya Osmanlı dostluğuna kadar Almanlar ve Türkler düşman olarak karşılıklı cephelerde yer almışlar ilişkileri dostluk dışı olmuştur. Avusturya İmparatorluğu Osmanlıya tabii haraç verir bir devlet olduğunda dahil olduğu Alman dünyası da Osmanlıya haraç verir bir toplum durumunda olduğundan Almanlar Osmanlı düşmanıdırlar.

Evet, Alman Türk dostluğu daha doğrusu Osmanlının duraklama döneminde yani son yarısında ortaya çıkan Prusya Osmanlı dostluğu Almanlarla Türkler arasındaki bu günlere gelecek Türk Alman dostluğunun ilk adımı olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu ile Prusya, Prusya Kralı Büyük Frederick zamanında çok samimi bir dostluk doğması boşuna değildir. Bu dostluk tesadüfen oluşan bir oluşum bir icraat de değildir.

Çünkü Avrupa’daki diğer devletlerin ötesinde onlardan ayrı bir zihniyette olan Prusya devlet anlayışı, yönetim anlayışı; Osmanlıda ki devlet ve yönetim anlayışına çok benzemektedir. Hak ve hakkaniyet hem Prusya’da hem Osmanlıda hakim ve esas olduğuna göre; her ikisinde de devlet belli bir toprağa belli bir ırka bağlı değildir.

İstendiği takdirde dünyanın herhangi bir sahasında olabilmesi uygulanabilmesi mümkün olduğuna göre bu iki devlet arasındaki dostluktan daha normal ne olabilir?

Hele her iki devlette de hükümdarlar devlete hizmet fikrini hanedanın görevi olarak kabul ettiklerine düşündüklerine göre bu dostluk olmaması için bir sebep yoktur.

Alman Türk dostluğu bu iki devlet açısından yukarıdaki bilgiler ışığında eşyanın tabiatına uygunluk kanunu bakımından kaçınılmazdır. Alman Türk dostluğunun Osmanlı Prusya dostluğu şeklinde başlaması ortaya çıkması şaşılacak bir durum olmayıp aksine olmamasına şaşmak gerekir.

Bu nedenle bu dostluk Osmanlıların da menfaatine dostluktur.

Eğer bugün görünüşte bir Türk- Alman dostluğundan söz ediyorsak başlangıçtaki Prusya Osmanlı dostluğundandır. Eğer bugünkü dostluk başlangıçtaki dostluğun değer ve samimiyetini göstermiyorsa başlangıçtaki dostluğun dayandığı hürmet, saygı, itaat ve hizmet denilen faziletlerin şimdiki Türk- Alman dostluğun da yitilmesinden rastlanamamasındandır

Osmanlı- Prusya dostluğu kuruluşundan sonra istenilen sevileri gösterememişse bunu sebebi iki toplumun farklı yaşlarda farklı seviyelerde olmasındandır.

Çünkü Osmanlı Devleti en geniş sınırlarına ulaşmış yükselme devrinden duraklama devrine geçmiş, Prusya ise henüz daha genişleme devrinde yani yükselme devrinde bir devlettir. Kurulan bu dostluk tesadüfi dostluk da değildir. Samimi bir dostluk olup boşuna değildir. Avrupa’daki diğer devletlerin aksine Prusya, Osmanlının ölmesini değil yaşamasını istemektedir. Prusya’daki yönetici büyük Frederik büyümek Avrupa’daki büyük devletler arasında yer tutabilmek için, onlarla aynı seviyeye gelebilmek için Osmanlının dostluğuna ihtiyacı olduğunu biliyordu.

Hem Balkanlarda belli bir toprağa hem de orta doğuda geniş toprakları olan ve İslam dünyasıyla sağlam intibahtı bulunan üstelik sistem olarak kendisine çok benzeyen Osmanlıya ihtiyacı olduğunun farkındaydı.

Bu nedenle ülkesini tüm dinlerin mensuplarına açarken, onlara ülkesinde serbest yaşama imkanı sağlarken haliyle ülkesini Müslümanlara, Türklere de açmış. Avrupa da onlar için sığınak yapmıştır. Üstelik “Ülkeme Türkler gelse, onları serbestçe yaşatır, onlara camiiler yaparım” mahiyetinde açık Beyhanlarda bulunmuştur. Ordusunda Türk usulü mehterler kullanan büyük Frederik ordusunda Türk adlılarına Müslüman Boşnak adlılarına paralı Müslüman askerlere görev vermiş onlardan Müslüman taburları, Türk taburları oluşturmuştur. Devam edecek…

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.