banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

 

Ekranlarda, sabah akşam kırmızı bayraklı tabutlarla sevdiklerinin ölüm kutularına son kez kapanıp ağlayan kadınlarımız ve ciddi duruşlu politikacılarla resmi üniformalılar…

Sıklaşan askeri cenaze törenlerinde ağlayan anaların yanında, acılarını yüreğine gömerek vakur durmaya çalışan şehit babaları…

Demeççilerle, yorumcuların sorunları değerlendirmeleri, kendilerine göre şehitler haritası üzerinde eski falcıların hareket ve söyleşilerine benzeyen lafıgüzarlık yarışları…

Demeçler, tartışmalar, yorumlar süre dursun, halen biri:

“ Bana göre asıl sorun şudur” derken, öteki:

“ Bana göre de budur” derken, yazık oluyor gencecik çocuklarımıza…

Yıllardan beri “ Kürt Sorununu” “ Güneydoğu Sorunu” gibi göstermeye çalışanlar…

“ Kürt Sorununu” ilk ağzına alan Sayın Demirel. “ Benim babaannem de Kürt’tür” dediği kulaktan kulağa dolaşan, hatta kendisinin “ Federasyon” lafını ağzından düşürmediği söylenen zamanın Cumhurbaşkanlarından rahmetli Özal…

Daha sonra Başbakan Mesut Yılmaz’ın; “ Avrupa’nın yolu Diyarbakır’dan geçer!” şeklindeki beyanatı…

Sıra şimdi Başbakanımıza gelince “ Kürt sorunu benim sorunumdur!” dediği zaman şeridin de ve son olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın “ Acımız çok büyük. Saldırıların intikamı çok büyük olacak ve misliyle alınacaktır!” şeklindeki beyanatları ve yıllardan beri alışagelmiş PKK naletleme yürüyüşlerinden yükselen ses:

“ Şehitler ölmez, vatan bölünmez!”  ve bir gazetemizin manşeti:

“ Bu kafayla giderseniz, şehitlerde ölür vatanda bölünür”

Evet.

İnsan bu haldeyken, bizim gibi yazarçizer takımının doğru dürüst şeyler yazması, hele hele yıllardan beri süregelen kan ve gözyaşı ortamından bir arpa boyu yol alınamamasının öfke girdabında neler yazılabilinir ki…

Ve birkaç yıl önceki gibi silahlı kuvvetlerimiz Kuzey Irak’a girdi. Arkasında görüşmeler, artık kanıksadığımız terörle mücadele zirve toplantıları…

Bu güne kadar yaşanılan terör belasının acıları üzerine az şey yaşamadık, az nutuklar dinlemedik. Ama bir şehidimizin babasının oğlunun cenaze töreninde haykırdığı gibi, “ ARTIK YETER” deme zamanı geldi de geçti bile…

Bu kavga 3–5 eşkıyanın ülkede terör yaratarak demokratik haklar elde etme kavgası değil. Bu kavga dış ve iç mihraklı, planlı ülkemizi bölme kavgasıdır. Bu kavganın içinde isimleri herkes tarafından bilinen dış ülkeler, KCK ve PKK vardır. Bu kavganın içinde Büyük Millet Meclisinin içerisinde olanlar vardır.

Artık bu kavganın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temellerine dinamik konulmaya çalışıldığının bilinmesi gerektiğini, bu terör belasının ulusal bir dava olduğunun anlaşılması gerekliliğini herkesin, bilhassa siyasi partilerin anlaması lazım.

Artık, tek bir yürek olup, hangi siyasi kimlikte olursak olalım, bu terör belasına hep beraber omuz omuza mücadele verelim. Yoksa “ Şehitler ölmez, vatan bölünmez” haykırışları ile çok gözyaşı dökeriz.

Bu vatan için canlarını veren şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerken, artık böyle acıların yaşanmaması için yukarıdakileri her türlü siyasi polemiği bir tarafa bırakıp, sonuç alıcı çözülmesi şarttır.

İşte diyeceğimizi demeye çalıştık. Daha, daha neler söylemek gelir dudaklarımızdan ama korkuyorum çığlıklar yükselecek bağrımızdan.

Artık yeter!

Artık gözyaşı dökmek istemiyoruz.

“ Bir yandan Anadolu bir yandan Rumeli”dir.

Hepsi bizden yolcusu olsun hancısı olsun

Efkâr ettiğimiz şey memleketin halidir

Sanmam hemşerim sanmam bundan acısı olsun.”

Dizelerinin sonunda Cahit Sıtkı Tarancı şöyle der:

“… Anam bacımdır bahtı karasından perişan

Hemen Allah cümlemizin yardımcısı olsun.”

Şehitlerimizin ruhu şad olsun… 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.