banner1

BİST
ALTIN
DOLAR
STERLİN
EURO

 

Doğu kesiminde İslamiyet sonrasında daha doğrusu Cengiz sonrasında, Cengiz soyu Türk Devletlerine hâkim olurken Batı sahasındaki Türk Devletlerinde Oğuz Han nesli yani Mete Han nesli Türk Hükümdarlar, Türk Devletlerine hakim olmuşlardır. Osmanlı Devletinin son dönemine kadar Türk dünyasında, Cumhuriyet denilen rejim veya benzeri rejimler kısaca demokratik diyebileceğimiz yönetimler Türk Devletlerinde görülmemiştir. Ancak Türk dünyası için demokrasi sistemini Cumhuriyet sistemini ilk çağda Anadolu sahasında Yunanistan ve İtalya sahasında görülen bazı Orta Asya kökenli kavimlerde tarihi araştırmalar neticesinde Türk sayabileceğimiz kavimlerde görmemiz mümkündür. Nitekim Anadolu’da Akalarda, Yunanistan’da Aka ve Dorlarda, İtalya’da Etrüsk’lerde ilkçağda şehir devleti şeklinde de olsa Roma’nın Cumhuriyet dönemindeki gibi geniş sahalara hâkim bir devlet şeklinde de olsa görmek mümkün olabilmiştir. Zaten yeryüzünün ilk demokratik rejimleri de bu kavimlerde görülen zengin sınıfın hâkimiyetine dayalı asiller Cumhuriyeti diyebileceğimiz Cumhuriyet, Şehir cumhuriyetleri şeklinde görülen rejimler olmuştur. Bunların dışında Türk dünyasında Cumhuriyet görülmemiştir. Ancak Cumhuriyet rejiminin yeryüzünde ilk çıktığı nokta Anadolu Yarımadasıdır. Bu arada şunu da vurgulamak isterim ki Türkiye Cumhuriyeti kuruluna kadar İslam dünyasında da Cumhuriyet rejimi görülmemiştir. Demokrasi sistemi hiçbir zaman İslam dünyasında mevcut olmamıştır. Bazı kaynaklar 4 Halife Devrini, halifelerin tespitinde Mekke’deki halkın seçim benzeri biat denilen törenle gerçekleşmesi nedeniyle Cumhuriyet olarak telakki ettiklerini görürüz. Bu görüştekiler bu nedenle bu döneme İslam’da Cumhuriyet devri derler. Ancak bunun aslı yoktur. Çünkü bu biat törenlerinde tüm İslam dünyası bulunmadığı gibi katılmadığı gibi Biat’ta bulunacak halkta bazı kimselerin önder olma örnekseme yoluyla tavsiye yoluyla baskı yaptığını görmemiz söylememiz kesin olarak mümkündür. Böyle olunca bu dönem hiç de Cumhuriyet dönemi olamaz düşüncesindeyim. Türk dünyasına gelince Osmanlı Devletinin son döneminden önce demokrasi sisteminin Türk dünyasında ilkel şekliyle yahut benzer sistemiyle iki devlette görüldüğünü söylememiz mümkündür. Bunlardan birisi Mısır’da kurulan Türk Memluk Devletidir. Bu devletin sultanları hiçbir zaman hanedan oluşturamamışlardır. Bu nedenle işbaşına geçecek sultanlar hep devletin ordusunun yöneticilerinin katıldığı meclis tarafından tespit edilmiştir. Türk Devletlerinin esas tebaasını oluşturan, Türk Milletinin ordu millet olduğu düşünülürse bir Türk Devleti olan Memluk Devletinde ordunun işbaşına getirdiği seçtiği sultanın millet tarafından seçilmiş olduğunu saymak pek ala mümkündür. Öyle ise ilkel şekliyle de olsa Memluk Devletinde yöneticinin tespitinde bir seçim sistemi söz konusudur. Seçim sistemi ise, seçimle yönetici tespiti ise demokrasi sisteminin bir parçası olan bir durumdur. Öyle ise Memluk Devletinde basitte olsa şeklen de olsa demokrasi kuralları bir oranda geçerli olduğundan demokrasi söz konusudur demek mümkündür. Ne var ki işbaşına getirilen sultan ölene kadar işbaşında kaldığına göre bu demokrasinin kurallarına uymayan bir durumdur. Gerçi bugün ülkemizde de siyasal partilerin başına geçen genel başkanlar bir daha o makamdan ayrılmadıkları için partilerinin iktidarı söz konusu olduğunda bu iktidarın sürdüğü süre içerisinde uzun süre iktidarda kalabilmektedirler. Bu yolla ülkemizde 10 yılın üzerinde 20 yıla yakın iktidarda kalan şahıslar olduğu gibi halen 10 yılın üzerinde belki de daha fazla iktidarda kalmayı sürdürecek gözüken şahıslarda mevcuttur. Bu nedenle bizdeki demokrasinin Memluk sultanlığına bir oranda benzemesi nedeniyle, Memluk Devletindeki yönetim biçimini ilkel bir demokrasi sistemi saymak bence mümkündür. Türk dünyasında Cumhuriyet adıyla anılan başında sultan adını taşıyan bir yönetici bulunmayan ikinci devlet ise Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılması neticesinde ortaya çıkan beylikler döneminde Ankara etrafında çok kısa dönemler için bağımsız olabilen varlığını çoğunlukla diğer Türk Beyliklerine bağlı olarak sürdüren Ankara Ahi Cumhuriyeti Devletidir. Bu devlet daha ziyade dar kapsamlı Ahi Cemaatine yönelik bir devlettir. Bu devletin yönetsel işlerini ve tarikatın pirliğini yürütecek kişiyi Ahiler seçmektedir, yani tarikat üyeleri seçmektedir.  Seçilen bu şahıs devletin yönetim işlerinden sorumlu olup görev yaptığından bu devlete Türk dünyasında ilk Cumhuriyet rejimi görülen devlet olarak bakmak mümkündür. Zaten bu nedenle de adı Ahi Cumhuriyeti olmuştur. Bu iki örneğin dışında Türk dünyasında demokratik sistemle yönetilen hiçbir Türk Devleti söz konusu olmamıştır. Buna Osmanlılarda dâhildir. Dâhildir diyorum çünkü Osmanlı Sultanları da işbaşına geldiklerinde şeklen devlet yöneticilerinin katıldığı ve adına biat töreni denilen yahut Cülus Merasimi denilen bir merasimle devlet ricalinin, ileri gelenlerinin kendisini sultan tanımalarını yani seçmelerini gördükten sonra ancak resmen Osmanlı padişahı olabilirler. Bu nedenle bazı kişiler Osmanlı’daki Cülus törenlerini 4 Halife Devrindeki biat törenlerine benzetip Osmanlı Devleti içinde bir nevi demokratik yapıdan cumhuriyetten söz etmeye kalkabilirler. Böyle bir iddia veya düşünce tam manasıyla hata yanlış olur. Çünkü Osmanlı Padişahları, padişah olma hakkını biatten değil devlet ricalinin onayından değil hanedan mensubu olmaktan alırlar. Zaten çoğu sultan adayı olarak önce veliaht olarak tespit edilir, sultanın ölümü veya herhangi bir sebeple tahtı terk etmesiyle onun yerine padişah olur. Buradaki Cülus töreninde yapılan icraat padişahın, padişahlığını onaylamak değil, padişaha devletin ileri gelenlerini, devletin ileri gelenlerine padişahı tanıtmaktır. Bütün bunlardan sonra tekrar önemle vurgulamak isterim ki Osmanlı Devletinin son dönemlerine kadar bilhassa Abdülhamit dönemine kadar Türk dünyasında demokratik sistemle yönetilen devlet yahut devletler hele halkın kendi kendisini yönetmesi demek olan Cumhuriyet sistemi hiçbir zaman görülmemiştir. Hatta Cumhuriyet sisteminin sözünü ancak duraklama döneminde gerçekleşen isyanlar sırasında geçmiş olsa bile bu sözler hiçbir zaman icraatta dökülmediğinden Türk dünyasında demokrasi Cumhuriyet rejimi görülmemiş Türk devletlerinin resmi yönetim şekli hep Mutlaki Monarşi yahut Teokratik Monarşi olmuştur. Hatta Türk İslam Devletlerinin en mütekâmili kabul edilen Osmanlı Devleti bile Mutlaki Monarşiyi ancak duraklama devrinde terk etmiş bu kez Teokratik Monarşiye yönelmiştir. Bu döneme kadar İslam halifeliğini uhdelerinde bulundurmasına rağmen doğru dürüst kullanmayan Osmanlı sultanları, hilafet makamına önem vermeye tebaa üzerinde bu hakka dayanarak yönetimsel güce sahip olmaya yetkiye sahip olmaya yönelmişlerdir. Bunun en güzel tipik örneğini 2. Abdülhamit vermiştir. Daha önce de belirttiğim gibi Osmanlı Devletinin sonlarına kadar Türk dünyasında Cumhuriyet rejimi ve benzeri rejimler görülmemiş ancak Cumhuriyet sistemine de direkt geçilmemiştir. Mutlaki yönetimle Cumhuriyet dönemi arasında çok kısa bir Meşruti Monarşi dönemi yaşanmıştır. 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.