güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA

31 Mart Vakası Hakkındaki Yorumlarımız

Yazının Giriş Tarihi: 02.04.2025 09:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.04.2025 09:01

Türk tarihinde önemli saydığımız günler genellikle büyük Türk zaferlerinin yaşandığı yahut büyük hezimetlerin yaşandığı günler olarak düşünülür. Ancak ne önemli bir zaferin nede önemli bir hezimetin, felaketin tarihi olmamasına rağmen önem taşıyan tarihi günlerimiz de vardır. Bunlardan birisi de 13 Nisan tarihidir. Çünkü bu tarih Osmanlı Devleti’nin yıkılış döneminde yaşanan İstanbul ayaklanmalarının sonuncusunun gerçekleştiği tarihtir. Yükselme devrinde, duraklama hatta gerileme devrinde İstanbul merkez olarak pek çok askeri veya asker sivil karışımı kitlelerin gerçekleştirdiği ayaklanmalara sahne olmuştur. Ve bu ayaklanmalarda her zaman ayaklanan kitleler devletten bir takım istekte bulunmuşlar, çoğunlukla da Osmanlı yönetimine, Osmanlı Sultanları ve yönetimlerine isteklerini kabul ettirmişlerdir. Gerçi bazen aksi de olmuş devlete sadık kalan askeri kuvvetler kullanılarak ayaklanmacıların bastırılıp darmadağın edildiği, kitleler halinde cezalandırmalar gerçekleştirildiği zamanlarda görülebilmiştir.

İstanbul ayaklanmaları diyebileceğimiz bu ayaklanmalarda genellikle merkezdeki askeri birimlerle merkezdeki ulema sınıfı dediğimiz din adamları sınıfı işbirliğinde bulunmuş ayaklanmaları el birliğiyle çıkarmışlardır. Hatta bu işbirliğinde din adamlarının bulunması halkı ayaklanmacıların yanında ayaklanmaya iştirake sevk eden en büyük etken olmuştur. Fatih devrinden başlayarak görülen bu tür ayaklanmaların en meşhurları Avcı Mehmet zamanında görülen Vaka-i Vakvakiye Genç Osman denilen II. Osman isimli Osmanlı padişahının ölümünü getiren ayaklanma IV. Murat zamanında görülen ayaklanmalar, III. Mustafa- III. Selim zamanında görülen ayaklanmalar, Alemdar Mustafa Paşa’nın ölümünü getiren II. Mahmut zamanındaki ayaklanma, Patrona Halil ayaklanması hep bu tür ayaklanmalar olmuşlardır. Din adamları ve şeriatçı kesim, dinci kesim Yeniçeri denilen yahut Kapıkulu denilen merkezdeki askeri ocakları kullanarak yaptıkları bu tür ayaklanmalarla Osmanlı devletinin kendi kendisini yenilemesini amaçlayan bütün hareketleri yok etmişlerdir.

Lale Devri, Nizam-ı Cedid ve Sekbanı Celid yenilikleri hep eski rejim yanlılarının şeriatçı, radikal rejim taraftarlarının, çıkarcı din adamları sınıfını oluşturan ulemanın, kendi istek ve çıkarlarını gerçekleştirebilecekleri rejim olan şeriatçı Osmanlı sisteminin, Osmanlı Hilafetinin sürmesini yaşamasını devam ettiren ayaklanmalar olmuşlardır.

İstanbul ayaklanmaları içerisinde sözüne ettiğim tarz ayaklanmaların dışında karşı inkılap diyebileceğimiz bir tek alemdar Mustafa Paşa’nın kendi hüküm bölgesi olan Rusçuk şehrindeki kuvvetleri peşine takarak III. Selim’i deviren ve onun yerine II. Mustafa denilen bazı rivayetlere göre aklı tam olmayan III. Mustafa’yı tahtan devirip yerine tekrar III. Selim’i tahta geçirmek iççin İstanbul’a yürüyüp saray kapılarına dayanması şeklinde gerçekleşen askeri harekatı söyleyebiliriz.

Ne yazık ki bu harekatta alemdar paşa tam manasıyla hedefine ulaşamamış, III. Mustafa taraftarları III. Selim’i öldürdüğünden III. Selim tekrar tahta oturtulamamıştır. Bu duruma rağmen bu karşı devrim bir oranda hedefine ulaşmış, alemdar Mustafa Paşa III. Selim’in yeğeni olan amcası selim gibi düşünen II. Mahmut’u tahta çıkarmıştır. Ne yazık ki alemdar Mustafa Paşa’nın kazandığı bu başarı ona karşı yapılan bir askeri harekatla ortadan kaldırılmış, alemdar Mustafa Paşa’nın ölümü sağlanmış, yenilikçi padişah olan II. Mahmut saltanata tam manasıyla hakim olmana kadar gericiler tekrar Osmanlı devletinin yönetimini ele geçirmişlerdir. Alemdar Mustafa Paşa’nın gerçekleştirdiği gerici sisteme karşı başarı kazandığı askeri harekatı Osmanlı tarihinde gericilere karşı gerçekleştirilen birinci karşı devrim sayarsak ikincisi Abdülaziz’in yenilikçiler tarafından gerçekleştirilen bir askeri darbeyle devrilmesi olayı olmuştur.

Nitekim 1876’da devrilen Abdülaziz saltanatının yerine kurulan I. Meşrutiyet denilen yenilikçi yönetim sistemi de bu gibi grupların karşı olması nedeniyle onlarla aynı fikirde olan II. Abdülhamit’in Meşrutiyet rejimine taraftar olmaması nedeniyle 1878 Osmanlı – Rus harbi bozgunu nedeniyle bu bozgun Abdülhamit tarafından bahane kabul edilerek ortadan kaldırılmıştır. 33 sene Osmanlı devletinin başında oturup Pantürkizm, Panislamizm hatta batı yanlısı icraatları deneyen bu padişah devleti koyu bir monarşi sistemiyle yönetmiştir.

Bu yönetim döneminde Avrupa devletleri Osmanlı toprakları üzerindeki Hristiyan etnik grupları Osmanlı’dan koparmayı başardıktan sonra Türk olmayan İslami grupları da Osmanlı’dan koparmak için harekete geçmişler, Arap milliyetçilerine attıkları çengellerle Kürtlere ve Ermenilere attıkları çengellerle Osmanlı’yı içten vurmaya bunun içinde Osmanlı’yı zor duruma sokacak Şark meselesine el atmışlardır. Avrupa’da kümeleşen devlet grubunun birinin başında bulunan İngilizler ulusal birliklerini tamamlayıp kendilerine rakip duruma gelen Almanlarla Orta Doğu konusunda çıkar çatışmasına ve menfaat temini çalışmaları yolunda sürtüşmelere başlamışlardır. Devam edecek…

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Bandirma Yasam En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.