Çünkü bu iki grubu bu sultanların idaresinde birbirine bağlayan unsur kardeşlik duygusu değil aynı imparatorluklarda yer alıp ayrı ayrı bu imparatorluğun başındaki sultanlara itaat mecburiyetidir. Ona benzer Kürt kardeşliğini arzulamak gerçek olacağından bahsetmek bence Alparslan ve Selahattin Eyyubi gibi kuvvetli bir şahsiyete sahip bir yöneticiye itaat eden Türk, Kürt toplumlar ve onlardan oluşan bir devlet arzusu ifade eden bir söylem kabul etmek gerekir düşüncesindeyim.
Bütün bunlardan sonra Türk-Kürt kardeşliğinden bahsetmek yerine Kürtlerle Türklerin aynı ırktan aynı kökenden olduğunu söylemenin daha yerinde olacağını düşünmekteyim. Bu düşüncemi kuvvetlendiren en önemli kültür unsurlarından birisi nevruz bayramı kutlamalarının her iki kesimin kültüründe de mevcut olduğunun görülmesi Türk kültüründeki Ergenekon efsanesi benzeri bir efsanenin Kürt kültüründe de söz konusu olmasıdır. Şunu da belirtmek isterim ki Türklerde de Kürtlerde de ataerkil bir aile yapısı ve kutsal mahallerini yüksek yerlerde dağ tepelerinde oluşturması durumu söz konusudur.
Bütün bu benzerlikler göz önünde bulundurularak Kürt tarihçilerinin bazılarının Türklere ait olan pek çok tarihi ilklere sahip çıkan yazılar yazıp eserler ortaya koymaya çalışması da bu düşüncemizi kuvvetlendiren çalışmalardır kanaatindeyim. Bütün bunlardan sonra bence Kürtler çeşitli sebeplerle Türk toplumundan bölünmeler göstermek durumuna düşmüş farklılaşmalar göstermiş Türk kültürünün alt guruplarından biridir.
Şunu da vurgulamak isterim ki Sultan Alparslan gibi Selahattin Eyyubi gibi dirayetli yöneticilerin ordularının safında Türk ve Kürt toplumuna mensup birliklerin yan yana yer alması onların sancakları altında yer almaları onların kardeşliğine delil teşkil ediyor demek hatalıdır.
Ancak bir an için bu tezi doğru kabul ettiğimizi düşünelim, aynı tez üzerinden giderek Kanuni Sultan Süleyman’ın sancağı altında Almanya üzerine yapılan seferlerde Osmanlı ordusunda yer alan Romanyalıların, Bulgarların, Yunanlıların, Sırpların hatta Macarların Türklerle kardeşliğinden bahsetmemiz Türklerin bu unsurlarla kardeş olduğunu söylememizi getirmesi gerekir. Bu nasıl toplumuzca kabul edilmezse aynı şekilde sultan Alparslan’ın ve Selahattin Eyyubi’nin ordularında yer alan Kürtlerin ve Türklerin kardeşliğinden bahsetmek de aynı şekilde yanlış ve hatalı olacaktır.
Bu nedenle bu duruma dayanarak Kürt-Türk kardeşliğini ileri sürenlerin bence amacı farklıdır. Düşünceme göre bu iddia sahiplerinin amacı Türk toplumunu ulus toplum olmaktan çıkarıp bir ümmetçi zihniyet sahibi toplum yapmak, Osmanlı devleti benzeri yönetim tarzına sahip bir toplum bir devlet oluşturma yönünde temel atma çabalarından kaynaklanan dile getirilen bir iddia olmalıdır.
Ancak Türk ve Kürt kardeşliğinin sebebini büyük Selçuklu ve Osmanlı devletleri öncesinde aramak ve buna da delil olarak bazı rivayetlere göre Orhun abidelerinde Kürt kelimesinin yer aldığına dayandırarak Ergenekon efsanesinin ve nevruz bayramı kutlanmasının her iki toplumda da benzer seremonilerle kutlanmasında aramak gerekir düşüncesindeyim.
Ancak bu tip düşünce ve faraziyelerle kürk toplumunu Türk toplumunun bir alt kültür öğesi kabul etmekle Türklerin ve Kürtlerin birbiriyle kardeş olduğunu söyleyebilmemizi mümkün kılar kanaatindeyim.
Şunu da vurgulamak isterim ki benim kanaatime göre aslında Türk kitlelerinin Türk milletinin bir alt kültür grubu olan Kürt milliyetçilerine yukarıda sözünü ettiğim siyasilerin Selahattin Eyyubi’nin kürtlüğü hakkında ileri sürdükleri tezler bazı mahsurlarda oluşturmaktadır. Çünkü Kürt alt kültür grubu Selahattin Eyyubi’nin kürtlüğü kabul edildiğinde hiçbir zaman devlet kuramamış olan Kürtlerin tarih boyunca kurulmuş bir devletleri olma imkanını sağlayacak bir durum yaratmaktadır.
Selahattin Eyyubi’yi Kürt kabul edenler onun kurduğu devleti de Kürt devleti kabul etmelerini ortaya koyar. Bu durum Kürt milliyetçilerini Kürtlerin ayrı bir millet olduğunu iddiasını ileri sürenleri tarihte bir zamanlar Kürtlerinde bir devlet kurmuş olduğunu kabul etmeyi gerektirir. Oysa Kürtler hiçbir zaman hiçbir yerde devlet kurmamışlar, kuramamışlardır.
Bu Kürt grupları İran’da olsun Ortadoğu’da olsun Orta Asya çevrelerinde olsun Anadolu’da olsun kurulmuş Türk devletleri içerisinde yaşamışlar, zaten alt kültür grubu oldukları trüklerle ortak devlet sahibi olabilmişlerdir. Genellikle bu devletlerin devlet başkanları olan Türk padişahlarının emrinde onların ordularında askerlik yapabilmişlerdir.
Önemle vurgulamak isterim ki benim düşünceme ve kanaatime göre Kürtler Türklerin bir alt kültür grubudur. Zaten bazı kaynaklarda bu vurgulanmaktadır. Hatta bazı çevreler Orhon abidelerinde Kürtlerin Türk boyu olarak yazılmış olduğunu dile getirmektedirler. Bütün bunlardan sonra sonuç olarak vurgulamak isterim ki Kürtler ve Türkler aynı ırkın temsilcileri oldukları için kardeştirler. Yoksa aynı hükümdarların emrinde askerlik yaptıkları için askerlik arkadaşlığı nedeniyle kardeş gibi yaşayan iki ayrı unsur değillerdir.