NY: Merhaba Sedef Hanım, sizinle beraber olmak çok büyük bir keyif, çok mutlu oldum sizinle tanıştığımıza. Okurlarımız için bize “Sedef Kabaş kimdir?” kısaca anlatabilir misiniz?
SK: Ben Boğaziçi Üniversitesi Uluslarası ilişkiler mezunuyum. Daha sonra Boston Üniversitesi'nde televizyon haberciliği/yayıncılığı üzerine yüksek lisansımı yaptım. Türkiye'ye dönüp, sektöre girdikten sonraki yıllarda, Marmara Üniversitesi Yüksek Gazetecilik bölümünde doktoramı yaptım. İlk televizyon tecrübem, CNN International‘da oldu. CNN’in merkezi Atlanta'da haberci olarak çalıştım. Orada çalışan ilk Türk gazeteciyim. Türkiye'ye döndükten sonra da NTV, ATV, TV8, Skytürk, TRT2, TELE1 gibi ağırlıklı olarak haber kanallarında, özellikle röportaj ve haber programları yaptım. Son yıllarda yaptığım haberler ve programlar, daha siyasi ağırlıklı olmaya başladı. 2000’li yıllarda üniversitelerde ders vermeye başladım. 2006-2007 yıllarında da kendi şirketimi kurdum. Ağırlıklı olarak şirketlere eğitim verdim ve üst düzey yöneticilere koçluk / danışmanlık yaptım.
NY: Şirket ne üzerineydi?
SK: İletişim, eğitim, koçluk ve danışmanlık...
Ağırlıklı olarak şirketlere eğitim verdim ve üst düzey yöneticilere koçluk/danışmanlık yaptım. Evliliğim dolayısıyla televizyonculuğa ara verdim. Daha çok eğitmen olarak hayatıma devam ettim. Sonra tabi Türkiye’deki siyaset o kadar değişti, dönüştü ki, beni programlara, yorumcu olarak çağırdılar, haberlere konuk olarak aldılar. 2020 yılında yeniden televizyona döndüm ve haberci kimliğim ön plana çıktı. Şimdi de yayınlarıma youtube "Sedef Kabaş TV" de devam ediyorum.
Ama tabi bir yandan da eğitmen ve danışmanlık işlerim devam ediyor. Çok yoğun bir tempoda çalışıyorum. Hem programlar yapıp, seminerler ve eğitimler veriyorum, hem de toplumsal fayda yaratayım diye, çağırıldığım yerlere gidip, konuşmalar yapıyorum.
NY: Dünkü eğitim de çok güzeldi. Hepimiz çeşitli farkındalıklarla çıktık seminerden. Ben mesela haritaların üzerindeki bakış açısından çok etkilendim. Bir arkadaşım altı ve dokuzdan etkilendi, bir diğeri de "Etkili dinleme sanatı, olsa kimse gelmezdi." söyleminizden...
NY: Sedef Hanım, biraz da “Muazzam Muazzez” kitabınızdan bahsedelim mi?
SK: Muazzez Hanım, ilklerden biri ama başkaları da var tabi... Kendi alanında bilinen, İstanbul Arkeoloji Müzesinde 33 yıl boyunca iğneyle kuyu kazarcasına Sümer, Hitit, Akak dillerinde yazılmış on binlerce arkeolojik tableti, deşifre eden, tasnifleyen, onları numaralandıran büyük emek veren bir bilim insanı ve tarihçidir. 80 yaşından sonra yazdığı kitaplarla geniş kitlelere tarih anlatmak, tarihi sevdirmek gayesi ile yola çıkmış, değerli bir yazardır.
NY: Peki nasıl tanıştınız Muazzez Hanımla?
SK: Ben onu yıllar önce TV8’de “Sesli Düşünenler” programına konuk almıştım, herhalde onun da ilk televizyon programıydı. Sevdi beni, ben de onu çok sevdim. Ondan sonra biz hiç kopmadık yani hep iletişimde olduk. Süreç içerisinde o benim Muazzez teyzem, ben de onun çok sevdiği torunu oldum.
NY: Ben Muazzez hanımı rahmetli Hayrettin Karaca ile ikili olarak hatırlıyorum. Çok tatlı atışmaları vardı.
SK: Allah rahmet eylesin onunla da ayrı bir program yapmıştım. O’na, “Muazzez Teyzeciğim, 100 yaşınıza gelince sizin hayatınızı yazacağım.” derdim. Gerçekten de
100. yaşını kutladığı gün, ben ona “Muazzam Muazzez” kitabımı hediye ettim.
NY: Ne güzel bir doğum günü hediyesi olmuş.
SK: Muazzez Teyze şimdi 109. yaşına girecek. Bu elinizdeki kitap, son 10 yılda onunla yaptığım diğer röportajlar ve gündemdeki olaylara dair yorumlarının da eklendiği güncel baskıdır. Dolayısıyla Muazzez teyze gerçek bir rol modeldir.
NY: Peki Muazzez Hanıma “Hayattaki en önemli 3 şey nedir?” diye sorduğunuzda ne cevap verdi?
SK: “Sevgi, dostluk ve kendine güven...”
NY: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim, Sedef hanımcığım. Sizi dergimizde ve derneğimizde de görmek isteriz.
SK: Sağolun. Çok teşekkür ederim.