Bir lider olarak halkla her zaman içiçedir. Onların dertlerini can kulağıyla dinler, çözüm üretir. 7’den 77’ye herkesle göz teması kurarak konuşur. Bugün göz temasının önemini biliyoruz.
Tarihin önemini fark edip, belge bırakmak istemiştir, sonradan gelen kuşaklara, bu nedenle hep fotoğrafçısı vardır yanında. Bir anekdot duyarsınız, bakarsınız fotoğrafı da var.
“Beden dili”nin “Sözsüz iletişim”in bir diğer parçası kılık kıyafettir. Mustafa Kemal ilk gençlik yıllarından beri bedenini, proporsiyonunu çok iyi tanır, kıyafetlerini kendi tasarlardı. Örneğin boyu 1.74 ancak fotoğraflarda gördüğünüz gibi çok daha uzun görünüyor. Bunun için pantolonlarını bol, ceketlerini ise dar seçerdi. Pantolonu ne renkse ayakkabıları da o renkti.
Ve yine yan yana geldiği/ fotoğraflandığı liderler ondan daha uzun boylu oldukları halde nasıl fark etmiyoruz bile boyunun daha kısa olduğunu. Hatta İran Şahı Rıza Pehlevi ile fotoğrafını gördüğünüzde -ki üniforma her zaman daha güçlü ve otoriter gösterir, otoriter ve lider görüntüsünü fark edebilirsiniz. Bunun sebebi bedenine uygun kıyafetler seçmesi kadar, beden dilini de çok iyi kullanmasıdır. Bizim gölge büyütme dediğimiz davranışları sergilediğini de fark ediyoruz. Muhteşem pelerinini mutlaka görmüşsünüzdür. Ve bugün çizgi film kahramanlarına bakın hepsinin pelerini var. Bu çizgi film karakterlerine hayat verenler acaba Ata’mızdan esinlenmiş olabilir mi?
Elbette aksesuar kullanımı da beden dilinin olmazsa olmazlarındandır. Şapkası, bastonu, eldiveni, kravatı, papyonu, fuları, kol düğmeleri, hatta sigara tabakası ve ağızlıkları her zaman uyum içindedir. Ayrıntılarla da çok ilgilenirdi. O yıllarda çoraplarda henüz lastik kullanılmadığı için çorap jartiyeri kullanırdı. Kıyafetlerinde her zaman titiz ve özenli idi.
Ve Genellikle kıyafetlerinde, gömleklerinde, tabakalarında, mendillerinde G.M.K. logosunu kullanırdı ve bunu da dönemin en büyük hat sanatçısı İsmail Hakkı Altunbezer çizmişti.
Türk ordusunun subay kıyafetlerini Coco Chanel’e tasarlatır ve 1945’lere değin bu üniformalar kullanılır.
Renk tercihlerine gelince, resmi kıyafetlerde siyah tercih ederdi. Siyah otoritenin ve gücün rengidir. Özel görüşmelerinde ki Kral 8. Edward’ın ziyaretinde olduğu gibi lacivert kıyafetler de giyerdi. Bugün kişisel gelişimcilerin asla giymeyin dediği kahverengi kıyafetleri de vardı.
Atatürk’ün Beden Dili
Sağ Eli Ceketinin İçinde Tutmak: [4] Bir elini ceketin içerisinde tutmak, kişinin “cesaret”, “özgüven” ve “alçakgönüllü” olduğunu gösterir. Belki de en çok konuşulan beden dillerinden biridir. Orhan Gazi, Hacı Bektaşi Veli, George Washington, Mozart, Napolyon, Fevzi Çakmak, İsmet İnönü, Stalin, Lenin ve Troçki gibi pek çok komutan, başkanın bu şekilde pozları vardır. Otorite: Antik Çağ Filozoflarından beri otorite ve güç sahibi kişilerin kullandığı bir duruş. (M.Ö. 346 yılında Atinalı Aeschines) toplum karşısında konuşurken bir eli kıyafetin içerisine sabitlemenin daha doğru olacağını söylemiş. Bazıları Bilge Kağan Duruşu der. Balballarda bulunan benzer duruşlardan dolayı. Bazıları da Masonik Duruş olarak niteler. Mikro ifadeler evrenseldir, kültürden kültüre değişiklik göstermez. Oysa beden dili zaman içinde ya da kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Elini ceketinin içinde tutmak, bugün sakladığınız bir şeyler olduğu anlamına gelir. “Dünün güneşiyle bugünün çamaşırını kurutamazsınız.” Bugünün değer yargılarıyla o günleri yargılayamayız. O nedenle eskiden aristokratların, liderlerin kullandığı otoriteyi gösteren bir beden duruşu diyebiliriz.”
Cemal Kutay, Atatürk’ün bakışlarını “...Sevecen, kucaklayan, okşayan, olaylara göre ufkunuzu genişleten ya da sizi kahreden, yere yıkan bir bakışı vardı...” şekilinde tanımlamıştır. Göz Teması Sözsüz İletişimin en önemli göstergelerinden biridir. Özellikle çocuklarla konuşurken onlarla aynı seviyeden göz teması kurmak kişilik oluşumları bakımından son derece önemlidir. İletişimde göz kontağı kurmak, karşınızdaki kişiye değerli olduğunu hissettirir. Gözden göze duygu alışverişi gerçekleştirir. Mustafa Kemal Atatürk, adeta bir iletişim ustasıdır. Atalarımız “İki sus, bir söyle!” der. Atatürk’te çok iyi bir dinleyicidir, dinlemenin önemini bilir, karşısındakini dinlerken beden diliyle de bunu desteklerdi. Örneğin, göz teması kurmanın yanı sıra, bedenini de kişiye yaklaştırırdı. Bir lider olarak halkla her zaman iç içedir. Onların dertlerini can kulağıyla dinler, çözüm üretir. 7’den 77’ye herkesle göz teması kurarak konuşur.
Atatürk ve Kadın
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, "Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir" sözleriyle, toplum içinde kadınlara verdiği önemi her fırsatta dile getiriyordu. Gerçekleştirdiği reformlarla Türk kadınlarına haklarını teslim etti, öyle ki birçok Avrupa ülkesinden önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesini sağladı. Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı 1934 de verilirken, medeni kanununu aldığımız İsviçre 1971 yılında vermiştir kadına siyasi haklarını....
Atatürk ve Spor: Dünyada ilk defa beden eğitimini zorunlu hâle getiren devlet adamıydı. Atatürkyaşamı boyunca fiziki görünümü üzerinde titizlikle durmuş, görünüşüne dikkat etmiş ve kilolu biri olmamıştır. Zarif bedeni ve karizmatik duruşu ile dikkatleri üzerine toplamayı başarmıştır. Sadece hastalığının ilerleyen günlerinde kilo alan Atatürk, gençliğindekivücutölçülerini yıllarca korumuştur. Ata binmiş, güreşmiş, kürekçekmiştir. En sıkıntılı, zorlu günlerinde dahi ya güreşmiş ya cephede, sivilde, hatta sahilde güreş yarışmalarıdüzenlemiştir. Söylev ve kâğıt üzerinde kalmayan uygulamalarıyla stadyumlar ve spor tesisleri yaptırdı. “Cumhuriyet fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister.”
Biz kadınlar daha fazla sorumluluk almak zorundayız. Ailenin toparlayıcısı ve toplum dinamiğinin yapıtaşı olan biz kadınlar bir bütün olarak el ele verdiğimizde güzel bir gelecek inşa edebiliriz. Son yıllarda artan kadına şiddet ve kadın cinayetleri için de Atamızın bir sözünü hatırlatmak isterim.
“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”
M. Kemal Atatürk