Birçok insan yaşamı boyunca yaşadığı her şey ile hayatında barındırdığı insanların, davranışlarıyla mücadele eder. Her ne yaşarsa yaşasın insanlar empati kurmadan hareket hâli içerisinde olur ve yorumlamaya başlar. Her insan ne kadar kendini ifade etse bile bu çaba boşunadır, çünkü karşısındaki kişi inandığı şeyin doğru olduğunu düşünür. Hiçbir insanın düşüncesini değiştiremeyiz ancak hayatımızın yapı taşlarını biz oluşturuyoruz. Hayatımızda bu insanları istemiyorsak neden barındırıyoruz? en önemlisi bu insanlara kendimizi kanıtlamaya çalışıyoruz. İnsan ruhu bir anda yıkıntıya uğrayabiliyor peki buna değiyor mu? başka insanların düşüncesi bizi neden o kadar ilgilendiriyor ve bir anda yıkıp yerle bir edebiliyor.
Her insan istediği şeyi söyleyebilir. Aslında yüzünüze karşı değil de arkanızdan konuşup üzerine laf koyarak, ilave edip sözlendiren insanlara teşekkür etmek gerekir. Çünkü sizin gıybetinizi yapmıştır ve günahınızı almıştır. İnsanların düşünceleriyle hayatımızı idâme ettirmemiz doğru değil! Öncelikle kendimize sormalıyız biz başka insanların düşünceleriyle hareket hâli içerisinde miyiz, yoksa kendi düşüncelerimizle mi hayatımızı sürdürüyoruz? Her insan kendi biçtiği kaftanı giyer. Yaşam alanınıza müdahale eden insanlara neden izin veriyorsunuz bunu kendinize sordunuz mu?
Her insan kendi ektiği tarlanın hasadını yer, verimli veya verimsiz bu kişinin kendi seçimidir. İnsanların size yapmış olduğu üzücü bir durum karşısında, yenilgiye uğradığınızı zannetmeyin. Hak etmediğiniz doğru olmayan bir tavır sergileyen kişiler, kendi hayatlarını baz alıyorlar ve bunun farkında değiller. Nasıl yani? derseniz şöyle ki bu insanlar sizin yaşadıklarınızı kınadıkları için, aynı durumu yaşıyorlar ve farkına vardıklarında iş işten geçiyor.
Herkeste empati kurma yeteneği maalesef mevcut değil. Karşınızdaki kişileri ne kadar uyarırsanız uyarın, düşüncelerini asla değiştirmiyor ve sizi daha çok yıpratıcı bir duruma koyuyorsa, boşuna uğraşmayın istediği telden çalsın kendi çalıp kendi oynar. Tabi siz konuşmalarına aldırmadığınız müddetçe. Boşuna enerjinizi tüketmeyin, insanoğlu öyle bir varlıktır ki sevdiği kişinin hayatına yön vermeye çalışır. Halbuki her kim olursa olsun kendi hayatına nasıl yön vereceğini bilmiyor mu? diyelim ki karşısındaki insan sohbet ederken, yaşadığı bir durumdan bahsetti ve öneride bulunmasını rica etti. Bu durumda tabii ki de öneride bulunmak doğrudur. Böyle yaparak karşınızdaki kişinin hayatına müdahale etmiş olmuyorsunuz. Aksine yardımcı olmaya çalışırsınız.
Yetişkin insanların yapmış olduğu bütün davranışlar yetiştirdikleri evlatlarına yansır. Her evlat anne ve babasının davranışlarını örnek alır. Bazen yaşananlara anlam veremeyebilir. Bu durum karşısında sessiz kalan anne ve babalar yanlış yol aldıklarının sonradan yaşadıklarıyla farkına varırlar. Peki biz ne yapabiliriz ve nasıl yol olabiliriz? Öncelikle yetişkinlerin arayış içerisine girmesi gerekir. Örneğin; kişisel gelişim kitapları okuyarak hareket edebilirler. Fark ettikleri her şeyi değiştirebilirler. Her insan farkındalıklarla yaşam tarzını değişime açarsa, kendi hayatı değişir. Başka insanlara hayır demesini başarabilir ve böylelikle kendisiyle ilgilenir ve “kendin olmak” nasıl bir durum bunu keşfeder hayatına sunarak keyif alır.