Nefsiyle mücadele eden insanlar kendi iradelerinin dışında davranış sergiliyorlar. Ne yazık ki her insanın nefsi konuşur ve susturmak mümkün değildir. Nice dervişler Allah aşkıyla yanan yürekler bile bu yolda mücadele etmişlerdir. Her insanın rûhunun içinde dolaşıp durur, bir rüzgâr gibi çarpar bazen nefsimiz. Susturmaya çalışırsınız lâkin başaramazsınız. Birçok insan nefsi ile sınanır, nefsiyle sınan insanların bazıları bu sınavdan geçer. Bu çok çetin bir sınavdır. Rûhumuzda bir ömür boyu her insan nefsiyle sınanacaktır. Önemli olan terbiye etmek değil midir? Genel olarak hayatımızda nefis ile ilgili yemek içmek gibi terimler var zannederiz, fakat öyle değildir.
Bu konuya açıklık getirmek gerekirse nefsimiz bize hiç doğru olmayan şeyleri yaptırır. Çoğumuz yenik düşer, bazılarımız ise nefsin oyunlarına gelmez böylelikle kazanır. Rûhumuzda var olan nefis ve şeytan bir araya geldiği an bu sınav daha da zorlaşır. içimizdeki ses devamlı konuşur kendi kurduğu oyunlara alet etmeye çalışarak yol alır. Yürüdüğü bu yoldan geri dönmez. Hele de yanındaki en büyük destekçisi şeytansa bu onun için daha zevkli olur. Yazar Vehbi Vakkasoğlu bir kitabında bahsettiği gibi: “Ruh ve nefis kavgasından insanın ağzının tadı kaçıyor ve kalbi kararıyor. İnsan tarafı yenik düşüyor. İçinde uyanan nefis, canavarlaşıyor.”
O yüzden nefsin oyunlarına yenik düşmemeliyiz. Pekâlâ hangi kul nefisiyle mücadele etmeden yaşam sürebilir? Kalbi kararan insanlar mağlup olmuşlardır. Rûhumuzda bir ömür var olan nefsimize yenik düşmeden, yaşam sürmek o kadar kolay değildir. Bu durum da en mühim olan en zayıf anımızı kollayan nefsi dinlememek olmalı. Unutmayalım hayatımız da en çok içimizdeki ses konuşur ve önemli olan içimizdeki sesi kulak ardı etmektir. Böylelikle insan tarafı nefsin oyunlarına gelmez. Önümüzde çetrefilli bir yol var ve bu yola başarı elde etmek için çıkmalıyız.
Bizi kendi benliğimizden çıkarıp başka bir insan haline getiren nefis değil midir? Öyleyse bizi kendi kişiliğimizin dışına çıkarmasına, yanlış yollara sapmaya sebep olmamıza izin vermemeli ve Hz. Mevlânânın dediği gibi: “Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen nefsini yakadur.” Bu yolda karşı koymak için yol almalı ve başarmak için baş koymalıyız.
Esenlikle kalın.