Doğada ilgimi çeken hatta beni kendilerine hayran bırakan birçok canlı yaşamaktadır. Arıları, kardelenleri, köstebekleri hatta sümüklü böcekleri bile konu alan mecmuaları hiç sıkılmadan okumuşluğum vardır. Bir dönem cennet papağanlarını çok sevdiğim için onların resminin bulunduğu dergileri alıp arada bir evirip çevirip onların rengârenk kanatlarına gıptayla bakmaktaydım.
Bu mucizevi canlıların yapılarını incelemeye başladığımda ise onların oluşumlarındaki itinaya sonsuz derecede âşık oldum diyebilirim. Onları oluşturan nasıl da özenmiş olmalıydı? Hiç biri gelişi güzel ve derme çatma yaratılmamıştı. Doğadaki renklerdeki uyumun hiçbir moda dergisinde olmayışı ise bu sanatkârın sanatının eşsizliğinden kaynaklanmaktaydı.
Peki, size bu haftaki yazımda hangi canlıdan bahsedeceğim? Çalışkanlıkları ile ün salanlardan elbette…
Karıncalar yeşil, sarı, kahverengi olmak üzere rengârenktirler. Hatta aralarında mor renkli olanları bile bulunmaktadır. Topladıkları buğday, arpa parçalarına aldanarak onların katı yiyecekleri yuttuğunu sanırız değil mi? Oysa onlar sadece besinlerin suyunu emerek beslenebilirler. Minik boyutları nedeniyle genellikle yapılan araştırmalarda göz ardı edilen bu canlıların son derece karmaşık yapıları bulunmaktadır. Örneğin antenlerini hem duymakta hem de dokunmak amacıyla kullanabilmektedirler. Aynı zamanda antenleri onların navigasyon araçlarıdır.
Peki, sizce kendi ağırlıklarının toplamda yirmi katını kaldırabilen bu minik çalışkan canlıların en önemli özelliği başka ne olabilir? Evet, gözlerinin muhteşem bir şekilde dizayn edilmiş olmasıdır. Onu yaratan yaratıcı öyle intizamlı ve mucizevi bir şekilde gözlerindeki parçaları oluşurmuştur ki hala araştırmalar yapan bilim adamlarının çözmeyi başaramadıkları önemli kısımlar vardır.
Düşünsenize hem karanlığa hem de aydınlığa uyumlanmış gözler. Demek ki o gözleri oluşturan sanatkâr, karıncaların yer altında da yaşayacağını biliyor olmalıydı. Karıncaların gözleri; çok sayıda ommatidia’dan oluşan bileşik gözlerdir. Kanatlı karıncaların ise ışığı kullanarak yön bulmalarına yardımcı olan basit gözleri bulmaktadır. Birbirine bağlı sayısız küçük lenslerden oluşan petek gözlere sahip karıncalar ayrıca kafalarında ışık düzeyini ayarlayan basit küçük sade gözleri bulunmaktadır. Farklı ortamlar için farklı gözler verilen şanslı canlıların daha iyi çalışmalarını sağlamak için düşünülmüş en merhametli davranış biçimi…
Bu kadar ufak bir canlıya bu kadar donanımlı gözleri veren ile devasa yapıda tanzim edilmiş güneşi her sabah doğudan yeryüzüne gönderen ile her akşam batıdan batıran aynı güçtür. Bu kudreti anladığımız zaman dünyaya geliş amacımızı ve dünyada bulunma amacımızı aslında anlamış oluyoruz.
Sanatına bakılarak sanatçının yeteneğinin ne kadar da kudretli olduğu idrakine varıyoruz. Ve aslında hiç bir şeyin tesadüfi olarak oluşmadığına iman etmiş oluyoruz. Hayranlığımız araştırdıkça ve farkına vardıkça artıyor. O nedenle bilim, insan için çok önemli insan hayatında ve insanın hayat içerisinde gelişmesinde de önemi yadsınamaz. Tefekkürle birleştiğinde ise kaybettiğimiz yolumuzu bulmuş oluyoruz. Sevgiyle kalın…